Çinko

Çinko kaynakları

Çinkonun faydaları arasında sağlıklı bağışıklık sistemini desteklemesi ve güçlendirmesi, yaraların iyileşmesini hızlandırması, çocuklarda soğuk algınlığı ve ishale iyi gelmesi sayılabilir. Yetişkinlerde yaşlanma kaynaklı görme sorunları ve artrite karşı çok önemli bir besindir, ayrıca sivilce diğer cilt sorunlarına iyi gelir.

Çinko Nedir?

Çinko temel minerallerden biridir ve vücut tarafından iz miktarlarda kullanılır. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi ve protein sentezi için önemlidir. Ayrıca vücudun büyümesi ve gelişmesinde rol üstlenir. Çinko eksikliği çocuklarda ishal, büyümenin yavaşlaması ve yara iyileşmesinin yavaşlamasına yol açabilir. Vücutta aşırı miktarlarda depolanmaz ve vücut tarafından üretilmez, günlük diyetin önemli bir parçasıdır.

İnsan vücudunda 300 farklı enzim, faaliyeti için çinkoya gerek duyar ve ayrıca araştırmalara göre 3000 protein bu minerale ihtiyaç duymaktadır. Tat ve koku alma hisleri için önemli bir mineraldir. (1)


Çinko Eksikliği

Çinko eksikliği çocuklarda büyümede yavaşlık, bütün gruplarda ise düşük tansiyon, iştah kaybı, zayıf bağışıklık sistemi ve ishal yapabilir. Ayrıca bazı durumlarda kemik gelişimi sorunları, tat ve koku duyularında kayıp, solgun cilt, halsizlik, depresyon, diyabet, Alzheimer, Wilson Hastalığı ve ereksiyon sorunları yapabilir. Bu durumların ortaya çıkmasının sebebi farklı da olabilir, eğer sağlık sorunlarınız varsa bir tıp doktoruna danışmanız önerilir. Çinko eksikliği nadir görülür ancak alkol bağımlılığı vd. durumlarda görülme sıklığı artar.

En İyi Çinko Kaynakları

En önemli çinko kaynakları kırmızı et ve kümes hayvanlarıdır. Ayrıca deniz kabukluları yüksek miktarda içerir. Diğer besinler olarak: baklagiller, kuruyemişler, tam tahıllar, süt ürünleri, kahvaltılık gevrekler ve diğer deniz ürünleri önemli miktarda çinko içerir. (2) Çinkonun hayvansal besinler aracılığıyla vücuda alımı çok daha kolaydır, baklagiller ve tahıllarda yüksek oranda bulunsa bile besinlerdeki fitatlar sebebiyle vücut tarafından kullanılamayabilir. Eğer vejetaryen iseniz çinko besin takviyeleri bir çözüm olabilir.


Çinkonun Faydaları Nelerdir?

1. Bağışıklık: Vücuttaki T hücrelerinin aktifleşmesine yardımcı olur. Bu hücreler bağışıklık cevaplarını düzenler ve kontrol eder ve kanser hücreleri gibi enfekte hücrelere saldırırlar. (3) Çinko eksikliği çocuk ve yaşlılarda zatürre ve bazı diğer enfeksiyon riskini artırır.

2. Yaraların İyileşmesi: Yara iyileşmesini hızlandırır, cilt sağlığı için gerekli olan kollajen üretiminde önemli rolü vardır. Vücutta oksidatif stress arttığında doku yaralarının iyileşmesi zorlaşır. Çinko temel minerali, oksidatif stresi azaltan bir mikro besindir. (4)

3. İshal: Çinko eksikliği bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve vücut ishale sebep olan enfeksiyonlara karşı etkili savunma yapamayabilir. Yeterli besini alamayan çocuklarda çinko besin destekleri kullanılması ishalin şiddetini azaltabilir. (5)

4. Soğuk Algınlığı: Çinko besin destekleri soğuk algınlığı ve diğer hafif hastalıkların iyileşme süresini azaltır. Ayrıca enfeksiyonlu hastalıklar, mantar enfeksiyonları, zatürree ve konjunktivite karşı korur. (6)

5. Yaşlanma Kaynaklı Sorunlar: Yaşlanma kaynaklı görüş kaybı ve kataraktı geciktirmede etkili olabilir. Ayrıca yaşlıların dayanıklı bir bağışıklık sistemine sahip olmalarına katkı sağlar.

6. İltihaplanma: İltihaplanma artrit ve ateroskleroz gibi çok sayıda hastalığın potansiyel sebeplerinden biridir. Çinko bu gibi hastalıklara karşı koruyucu etkiler yapabilir. Vücutta bir antioksidan ve antienflamatuar görevi üstlenir.

7. Cinsel Sağlık: Çinko DNA fonksiyonları ve DNA onarımı için çok önemli bir mineraldir. Özellikle hamilelik döneminde kadınlarda temel hücre yapılarının oluşması ve hızlı hücre büyümesi için gereklidir. Erkeklerde ise sperm oluşumu ve cinsel organların gelişiminde rol oynar. Ayrıca çocuk sahibi olmada sperm üzerinde önemli fonksiyonları bulunur.

8. Bilişsel Sağlık: Çinko eksikliği, serbest radikal aktifliğini artırdığı için beyinde nöral hasara yol açabilir. Araştırmalar çinko içeren besinler tüketilmesinin bunun önüne geçeceğini belirtir; ayrıca alkol kaynaklı beyin fonksiyonlarındaki gerilemelerin önlenmesinde etkilidir. (7) Çinko ve B6 vitamini birlikte faaliyet göstererek vücuttaki nörotransmitterlerin düzgün çalışmasını sağlar.

9. Cilt Bakımı: Akne, lezyon, ülser ve yanık gibi cilt sorunlarına karşı etkili olabilir. Vücutta akneye yol açan temel sebeplerden olan testesteron miktarının düzenlenmesinde ve kontrol edilmesinde etkilidir. (8)

10. Diğer Faydaları:

  • Prostat Sağlığını Korur.
  • Koku ve tat alma duyularını iyileştirir.
  • Antikanser potansiyeli vardır.
  • Saç sağlığını iyileştirir.
  • Kemikleri güçlendirir.
Bir Günde Ne Kadar Çinko Tüketmeliyim

Önerilen günlük çinko tüketim miktarı; yetişkin erkeklerde günde 11 mg, yetişkin kadınlarda ise 8 mg’dır. Hamile ve emziren kadınlarda ise günlük ihtiyaç 11 ve 12 mg’dır. Çinko için tolere edilen günlük üst limit 40 mg’dır. Bu bilgiler çinko eksikliği yaşayan veya başka bir durumu olan kişiler için geçerli olmayabilir, bu durumlarda doktorunuza danışınız. Günlük olarak yeterli çinko almak sağlıklı bir diyet ile mümkündür. Çinko besin takviyesi kullanmadan önce bir doktora danışmanız önerilir. (9)

Çinko Zehirlenmesi

Önerilen veya tolere edilen miktardan daha fazla çinko kullanmak akut yan etkilere yol açabilir. Çinko zehirlenmesi semptomları: mide bulantısı, kusma, iştah kaybı, karın ağrısı, ishal ve baş ağrısıdır. Ayrıca çok sayıda raporda, bakır eksikliği, kol ve bacaklarda güçsüzlük ve zayıf bağışıklık sistemi raporlanmıştır. (10) Eğer ilaç kullanıyorsanız, çinkonun etkileşime girebileceği ilaçlar olduğunu bilmelisiniz.



Selenyum

Masada bir kase brezilya cevizi

Selenyum nedir? Neye iyi gelir?

Selenyum geniş yelpazede sağlık faydaları olan bir mineraldir. Belirli kalp hastalıklarına karşı koruyabilir, bağışıklığı güçlendirir, tiroid fonksiyonlarını iyileştirir, iltihaplanmaları azaltır, erken yaşlanmayı önler ve hormon dengesini korur.

Bu mineral toprak, su ve bitkilerde yer alabilir. Vücutta bazı temel fonksiyonlar için gereklidir ve bitkisel gıdalar aracılığıyla alınır. Yazının ilerleyen bölümlerinde en çok selenyum içeren gıdaları bulabilirsiniz. Büyük miktarlarda selenyum vücut için toksiktir ancak genel sağlık ve iyilik için selenyum açısından zengin diyetler çok önemlidir.

Selenyum minerali İsveç’li bir kimyacı tarafından 19.yy başlarında tesadüfen bulunmuştur. Kimyager fabrikadaki sülfürik asit depolarındaki bir kirlenmeyi analiz ederken kirlenmenin sebebinin bilinmeyen bir mineral olduğunu fark etmiş ve selenyumu bulmuştur. (1)


Selenyumun sağlığa faydaları

1- Güçlü Bir Antioksidandır: Serbest radikaller vücutta sürekli üretilirler ve metabolizmanın yan ürünleridir. Sağlıklı fizyolojik fonksiyonlar için serbest radikaller ve antioksidanlar arasında iyi bir denge kurulması gerekir. Zararlı alışkanlıklar ve stres gibi faktörler sebebiyle organizmada aşırı miktarda serbest radikal oluşabilir, bunun sonucu oluşan oksidatif stres sağlıklı hücrelere hasar verebilir, çeşitli kronik hastalıklara yol açabilir. (2)

Selenyum gibi antioksidanlar serbest radikal miktarını kontrol altında tutar. Aşırı serbest radikalleri nötralize eder ve hücreleri oksidatif stresin hasarlarından korur.

2- Kanser Riskini Düşürür: Oksidatif stresi azaltmasının yanı sıra belirli kanser türlerinin görülme riskini düşürür. DNA hasarını azaltabilir, bağışıklığı güçlendirir ve kanserli hücreleri yok eder. (3) Kanında yüksek miktarda selenyum bulunan 350,000 kişi araştırılmış ve bu kişilerde göğüs, akciğer, kolon ve prostat kanseri riskleri düşük çıkmıştır. (4) Bilinmelidir ki bu araştırma selenyum destek ürünleri değil, besinlerle alınan selenyum için geçerlidir. Ancak yapılan diğer araştırmalar selenyum besin takviyelerinin genel yaşam kalitesini artırdığını ve radyasyon sebepli rahatsızlıkları azalttığını göstermektedir. (5)

3- Kalp Hastalıklarına Karşı Koruyabilir: Selenyum açısından zengin diyetler kalbi sağlıklı tutar. Araştırmalara göre kandaki selenyum miktarında %50’lik bir artış kalp hastalıkları riskinde %24’lük bir düşüşe yol açar. (6) Selenyum minerali kalp hastalığı olan kişilerde iltihaplanma belirteci C-reaktif protein seviyelerinde azalmaya yol açar. Ayrıca güçlü bir antioksidan olan glutatyon peroksidaz seviyelerini artırır. (7)

4- Zihinsel Gerilemenin Önlenmesine Yardımcı Olur: Parkinson, MS (multiple skleroz) ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıkların başlangıcında ve ilerlemesinde oksidatif stresin büyük rolü olduğu düşünülür. Araştırmalar antioksidan açısından zengin besinlerin Alzheimer’ı olan kişilerde hafızayı iyileştirebileceğini gösteriyor. Bir araştırmaya göre günde bir adet brezilya cevizi tüketmek, hafif bilişsel bozukluğu olan hastalarda sözel akıcılığı ve diğer zihinsel fonksiyonları iyileştirmiştir. (8)

Bilinmelidir ki Akdeniz diyeti, selenyum içeren besinler olan deniz ürünleri ve kuruyemişler açısından zengindir ve düşük Alzheimer riskiyle yakından ilgilidir.

5- Tiroid Sağlığı İçin Önemlidir: Vücuttaki tiroid dokusunda bütün organlardan daha fazla selenyum bulunur. (9) Bu güçlü mineral tiroidin oksidatif strese karşı korunmasında ve tiroid hormonlarının üretilmesinde önemli bir rol oynar. Tiroidin sağlıklı olması metabolizma için önemlidir, bu organ büyüme ve gelişme üzerinde etkili olur. Organizmada düşük miktarlarda selenyum bulunması (selenyum eksikliği) Haşimato hastalığı ve hipotiroidizm riskini artırır. (10) Yeterli miktarda selenyum veya selenyum takviyesi alınması ise bu hastalıklarda iyileşmelere yol açabilir ancak bu konuda daha fazla araştırmaya gerek duyulmaktadır. (11)

6- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Bağışıklık sistemi vücudu sağlıklı tutar, potansiyel tehditleri belirler ve onları etkisizleştirir. Bu tehditler bakteri, virüs veya parazitler olabilir. Selenyum bağışıklık sistemi sağlığında önemlidir. Yeterli selenyumun alınması bağışıklık cevabının hızını artırır. Ayrıca araştırmalar HIV’li hastaların ölüm riskinin, hastane tedavisi ihtiyacının ve hastalık ilerlemesinin selenyum destekleri sayesinde azaltıldığını göstermektedir. (12)

Ayrıca selenyum besin destekleri grip (influenza), tüberküloz ve hepatit C olan insanların bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkili olabilir. (13)

7- Astım Semptomlarının Azaltılmasına Yardımcı Olur: Astım hava taşıyan solunum sistemi yollarını ve akciğerleri etkileyen kronik bir hastalıktır. Solunum sistemi yolları iltihaplanır, daralır ve zor nefes alınmasına yol açar. Bu mineralin iltihap azaltıcı özellikleri astım ile ilgili semptomları azaltabilir. Araştırmalar astım olan kişilerin kanında daha az selenyum bulunduğunu göstermektedir.

Bir araştırmaya göre astımı olan kişilere günce 200 mcg selenyum verilmesi, astım semptomlarının kontrolü için kullanılan kortikosteroid ilaçların kullanımını azaltmıştır. (14) Ancak bu konudaki araştırmalar çatışmaktadır ve daha geniş araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. (15)

8- Ömrü Uzatır: Selenyum açısından zengin besinler daha uzun ve sağlıklı bir yaşam yaşamamıza yardımcı olur. Bu mineral sağlıklı olmak için çok önemlidir ve genel sağlığı iyileştirir.

9- Doğurganlığı Artırır: Selenyum sperm motilitesinin ve vücutta kan akışının artırılmasıyla ilgilidir. 2017 yılında yapılan bir araştırma sperm sağlığını ve doğurganlığını artırdığını belirtmektedir. (16)

10- Yaşlanma Karşıtı Potansiyeli Vardır: Bir antioksidan görevi üstlenir ve daha fazla antioksidan üretilmesini uyarır, serbest radikallere karşı etkili olabilir. Kırışıklık, sarkık cilt, zayıf kaslar ve yaşlı görünmenin nedeni olan serbest radikalleri yavaşlatabilir.


En iyi selenyum kaynakları

Çok sayıda besinde selenyum bulunur. Selenyum açısından en zengin besinleri aşağıda bulabilirsiniz. (17)

  • Deniz kabukluları (İstiridye, midye): 85 gramı günlük ihtiyacın %238’i
  • Brezilya cevizi: 1 ceviz, 5 gram, günlük ihtiyacın %174’ü
  • Trança balığı: 150 gramı, günlük ihtiyacın %171’i
  • Sarıkanat orkinos: 85 gramı günlük ihtiyacın %167’si
  • Yumurta: 100 gram yumurta (2-3 adet), günlük ihtiyacın %56’sı
  • Sardalya: 50 gram sardalya, günlük ihtiyacın %46’sı
  • Ayçiçeği çekirdeği: 30 gramı günlük ihtiyacın %12’si
  • Tavuk göğsü: 84 gramı günlük ihtiyacın %12’si
  • Şitaki mantarı: 100 gramı günlük ihtiyacın %10’u

Bitkisel ürünlerde bulunan selenyum miktarı genellikle yetiştikleri toprağın selenyum içeriği oranıyla ilgilidir. Bu durum özellikle tahıllarda çok net görülür. Örneğin en çok selenyum içeren besin olan brezilya cevizinin bazı türlerinde çok daha düşük miktarlarda selenyum bulunabilir. Beslenmede tek bir tip besin yerine farklı ve çeşitli kaynaklardan beslenmek her zaman daha iyidir.

Aşırı selenyum alımının zararları / Selenyum fazlalığı ve zehirlenmesi

Sağlıklı bir yaşam için gerekli olsa da aşırı miktarda selenyum minerali alınması tehlikeli olabilir. Çok yüksek selenyum dozları zehirli ve hatta ölümcül olabilir.

Selenyum zehirlenmesi çok nadirdir ancak önerilen miktar olan günlük 55 mcg’ye yakın tüketilmelidir, vücudun üst tolerans limiti olan günlük 400 mcg geçilmemelidir.

Aşırı miktarda brezilya cevizi tüketmek veya selenyum besin takviyesi almak selenyum zehirlenmesi yapabilir. Selenyum zehirlenmesinin belirtileri:

  • saç kaybı
  • baş dönmesi
  • mide bulantısı
  • kusma
  • yüz kızarması
  • tütreme
  • kas ağrısı

İleri ve tehlikeli vakalarda ciddi bağırsak ve nörolojik semptomlar yapabilir, kalp krizi, böbrek yetmezliği ve ölüme yol açabilir. (18)



Kuşburnu Çayı

Kuşburnu çayı ve meyveleri...

Kuşburnu nedir? Neye iyi gelir?

Kuşburnu çayı taze, kurutulmuş veya toz kuşburnu meyvelerinden elde edilebilir. Kuşburnu gülgillerden, bilimsel adı Rosa canina olan, Avrupa, Kuzeybatı Afrika ve Batı Asya’da yetişen bir tür bitkidir. Meyvelerinin içi tüylüdür ve çok sayıda tohumu vardır. Sonbaharda olgunlaşır. Kuşburnuna, yabangülü, itburnu, itgülü de denir. (1) Kuşburnu meyvelerinin gıda endüstrisinde ve ilaç sektöründe farklı kullanımları vardır, kuşburnu reçeli, marmelatı veya çayı olarak tüketilebilir.

Meyvenin çayının çok sayıda faydası bulunur, bağışıklığı güçlendirmek, kalp sağlığını korumak, zayıflama ve cildi genç tutmak amacıyla kullanılabilir.


Kuşburnu çayının faydaları

1- Antioksidanlar Açısından Zengindir: Antioksidanlar hücreleri koruyup, serbest radikaller kaynaklı hücre hasarını azaltan maddelerdir. Antioksidanlar açısından zengin besinlerin tüketilmesi kalp hastalığı, kanser ve tip 2 diyabet gibi hastalıklara karşı korur. (2) Kuşburnu hem taze hem de kuru olarak antioksidanlar açısından çok zengindir ancak kuru kuşburnu biraz daha iyidir. Kuşburnu çayı tüketerek vücudunuzun ihtiyaç duyduğu antioksidanları alabilirsiniz.

2- Bağışıklık Sistemini Destekler: Kuşburnu, portakal ve limondan bile daha fazla C vitamini içerir. (3) C vitamini bağışıklık sistemi başta olmak üzere vücutta çok sayıda koruyucu ve güçlendirici fonksiyonda rol oynar. Meyvede C vitamininin yanı sıra yine bağışıklığı destekleyen A ve E vitaminleri bulunur. (4)

3- Kalp Hastalıklarına Karşı Koruyabilir: Yüksek antioksidan içeriği sayesinde kalp sağlığına iyi gelir. Araştırmalara göre C vitamini alımı ve kalp hastalığı riski ters orantılıdır, günde 500 mg C vitamini alındığında kötü (LDL) kolesterol ve kan trigliserid seviyelerinin düştüğü ölçülmüştür. (5) Bilinmelidir ki yetersiz C vitamini alınması, kalp hastalıklarından ölüm riskini artırır. Kuşburnunu kalp için faydalı yapan sadece C vitamini değil, aynı zamanda içerdiği güçlü flavonoid antioksidanlardır.

4- Zayıflamaya Yardımcı Olur: Araştırmalara göre zayıflama çabalarına ciddi şekilde faydalı olabilir. Kuşburnunda tiliroside denen antioksidan bulunur ve bu maddenin yağ yakıcı özellikleri olduğu düşünülmektedir. 32 yetişkinin katıldığı 12 haftalık bir araştırmaya göre: günde 100 mg kuşburnu özütü kullanan kişilerde kiloda ve göbek yağında ciddi azalmalar gözlenmiştir. (6)

5- Tip 2 Diyabete Karşı Korur: Altında yatan mekanizma tam olarak bilinmese de araştırmalara göre tip 2 diyabete karşı korur. Yüksek yağlı diyeti olan laboratuvar hayvanları üzerinde yapılan deneylerde kan şekeri, açlık insülin ve karaciğerde yağ hücresi oluşumu seviyelerini 10-20 hafta kullanıldığında önemli ölçüde düşürmüştür. (7) Bu araştırmalarda kuşburnu özütleri kullanılmıştır, kuşburnu çayının etkileri için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

6- İltihaplanma ve Ağrıları Azaltır: Polifenoller ve galaktolipidler gibi iltihap azaltıcı bileşikler açısından zengin bir çaydır. (8) Galaktolipidler hücre membranlarındaki temel yağ tiplerindendir ve eklem ağrısını azaltan antienflamatuar özellikleri vardır. (9) Araştırmalarda osteoartriti olan kişilerin orta vadede kuşburnu kullanması neticesinde eklem ağrılarının ciddi oranda azaldığı, mobilitelerinin arttığı görülmüştür. (10)

7- Cildin Yaşlanmasını Yavaşlatır: Cildin elastikliğinden sorumlu olan ve vücutta en çok bulunan protein kollajendir. C vitamini, kollajen üretiminde görev alır ve cildi güneşe, yıpranmaya ve yaşlanmanın olumsuz etkilerine karşı korur. Kuşburnu hem C vitamini hem de A ve E vitaminiyle beraber belirli karotenoid antioksidanlardan (astaksantin) zengindir, düzenli olarak kullanılması cilt sağlığına önemli faydalar sağlayabilir. 8 haftalık bir araştırmada, günde 3 gram kuşburnu tozu tüketen kişilerin kırışıklarında azalma, cilt nemliliği ve elastikliğinde ise artış görülmüştür. (11)

8- Vücudu Temizler, Detoks Yapar: Laksatif ve diüretik özellikleri vardır. Vücuttan toksinlerin, istenmeyen yağ ve tuzların uzaklaştırılmasını sağlar. Kabızlık, düşük metabolizma hızı veya zayıf bağışıklık sistemi problemleriniz varsa bu çayı tüketmek iyi bir fikir olabilir.


Kuşburnu çayının yan etkileri / Zararları

Çok sayıda faydasına rağmen bazı kişiler için yan etkileri önemli olabilir. Kuşburnu çayı tüketilmesi en güvenli çaylardan biridir ancak yine de aşağıdaki özel durumlar bilinmelidir. Olumsuz sağlık durumu olan kişiler gerekirse kullanmamalıdır.

  • Mide Sorunları: Kuşburnu çayı ishal, mide ağrısı, mide bulantısı ve şişkinlik yapabilir. Bazı kişilerde kabızlık ve kusma görülebilir. Bu durumların en yaygın sebebi aşırı tüketimdir ancak kuşburnuna alerjik olunması benzer durumlara yol açabilir. Alerji durumunda dil, dudaklar ve boğazda şişme görülebilir.
  • Uykusuzluk / Halsizlik: Uyku sorunu olan kişilerde uykusuzluk ve halsizlik yapabilir. Hali hazırda bu tarz bir şikayeti olanların kullanmadan önce doktoruna danışması önerilir.
  • Kanama Düzensizlikleri: Kanın pıhtılaşmasını yavaşlatır, kanama düzensizliği olan kişiler için uygun değildir.
  • Böbrek Taşı: Yüksek C vitamini aşırı tüketimde özellikle erkeklerde böbrek taşı riskini artırabilir.
  • Hamilelikte Kuşburnu Çayı Kullanımı: Hamilelikte kullanımı hakkında yeterli bilgi yoktur ancak hormonal etkileri ve menstrual ağrıları baskılaması sebebiyle birinci ve ikinci üç aylık dönemlerde hamilelere önerilmez.

Kuşburnu çayı nasıl hazırlanır?

Çoğu kişi bütün ve kuru kuşburnundan çay hazırlamayı daha uygun bulur. Bu meyvenin çayını taze, kuru veya öğütülmüş formlarda hazırlayabilirsiniz. Öğütülmüş çaylar daha kuvvetli olur.

Malzemeler

  • Taze ise bir su bardağı civarında kuşburnu, kuru ise dört yemek kaşığı ezilmiş kuşburnu
  • 4 bardak su
  • 4-5 nane yaprağı
  • Bir kaşık bal

Hazırlanışı

  • Çaydanlığa suyu ve kuşburnunu ekleyiniz.
  • Karışımı kaynama noktasına kadar ısıtın.
  • Kaynadıktan sonra kısık ateşte 5 dakika demlenmesini bekleyin.
  • Ocaktan alıp nane yapraklarını ve balı ekleyebilirsiniz. İsterseniz tatlandırıcı kullanabilirsiniz.

Meyan Kökü

Meyan kökü ve anason tohumları...

Meyan kökü nedir? Meyan kökü neye iyi gelir?

Meyan 1-2 metreye kadar boylanabilen, baklagiller ailesinden, odunsu saplı uzun ömürlü bir bitkidir. Anavatanı Rusya ve Çin olan bitkinin kökleri farklı şekillerde ve ürünlerde hem besin hem de sağlığa olan faydaları amacıyla kullanılır. (1) Çok sayıda faydasının yanı sıra ömrü uzattığı, bedene iyilik ve canlılık kattığı düşünülmektedir.

Bitki zengin aroması ve lezzetiyle beraber, sağlığa olan onlarca önemli faydasıyla hızla ünlenmiştir. Ülkemizde marketlerde ve internette kök olarak, baharat olarak, meyan kökü şerbeti, çayı, meyan kökü gıda ve şekerleme ürünleri olarak ve eczanelerde ise meyan kökü kapsül ve besin destekleri halinde satışı yapılır.

Bitkinin kökünde şekerden daha tatlı olan glycyrrhizin maddesi bulunur, bu yüzden meyan kökü şekerlemeleri sağlıklı atıştırmalıklar olarak tüketilmesi tavsiye edilen besinlerdir. Aslında bazı Hristiyan ülkelerde meyan kökü içeren şekerlemelerin çocuklar tarafından sık sık tüketilmesi bir gelenek haline gelmiştir. (2)


Meyan kökünün faydaları

1- Aftöz Ülserler ve Pamukçuk: Ağrılı ve tekrar eden aft ve pamukçuk tedavisinde etkili olduğu kanıtlanmıştır. (3) Bu yaraların ve mantar enfeksiyonlarının iyileşmesini hızlandırabilir.

2- Karaciğer Sağlığı: Karaciğeri koruyucu etkileri vardır. İçerdiği glycyrrhizin maddesi toksisiteyi azaltarak karaciğer düzensizliklerinin tedavisinde etkili olur, ayrıca içerdiği diğer bileşiklerin karaciğer üzerinde antioksidan etkileri vardır.

3- Mide Düzensizlikleri: Helicobacter pylori  ve bazı diğer zararlı bakterilere karşı korur. Dispepsi ve sindirim bozukluklarının tedavisine yardımcı olur. (4)

4- Romatoid Artrit: Çin’de yapılan bir araştırmaya göre, meyan kökü özleri romatoid artrit tedavisinde etkili olan antienflamatuar özellikler gösterir. Araştırmaya göre ağrı ve şişkinliği azaltabilir.

5- Menopoz ve Premenstrual Sendrom: Meyan kökü menopoz ve PMS semptomlarının tedavisinde etkilidir. Vücutta estrojen ve progesteron dengesini sağlayan izoflavonlar açısından zengindir.

6- Antikanser Potansiyeli: İçerdiği polifenoller apoptozu uyarır. (5) Kansere karşı önleyici ve durdurucu etkileri vardır.

7- Kronik Halsizlik Sendromu: İçerdiği glycyrrhizinic asit daha enerjik hissedilmesini sağlar, kronik halsizlik sendromu ve fibromiyalji sendromlarını azaltır.

8- Bağışıklığı Güçlendirir, Gribe Karşı Etkili Olabilir: Vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir. Anti-viral bir ajan olan interferon seviyelerini yükseltir, glycyrrhizinic asit ile beraber bağışıklık hücrelerinin eylemlerini uyarır, bakteri ve influenza A gibi virüslere karşı savaşılmasına yardım eder.

9- Tüberküloz (Verem) Semptomlarını Rahatlatır: Tüberküloz tedavisinde etkili olur, hastalıktan iyileşme süresini kısaltır. (6)

10- Enfeksiyonları Tedavi Eder: Çeşitli viral, fungal ve bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde etkili olur.

11- Ateroskleroz: Sağlıklı kolesterol seviyelerinin korunmasına yardımcı olan antioksidanlar içerir.

12- Solunum Düzensizlikleri: Boğaz ağrısı, öksürük, soğuk algınlığı, bronşit ve akciğer hastalıklarının tedavisinde faydalıdır. Ayrıca virüs ve bakteri kaynaklı üst solunum yolu enfeksiyonlarında rahatlama sağlar.

13- Detoks Yapar: Hem kalın bağırsağın hem de kanın temizlenmesini artırır. (7) Vücuttan zararlı ve zehirli toksik atıkların uzaklaştırılmasını sağlayabilir.

14- Kadın Doğurganlığını Artırır: Meyan kökü çayı hormonal düzensizlikler sebebiyle yaşanan doğurganlık sorunlarının tedavisinde yardımcı olabilir.

15- Obezitenin Önlenmesine Yardım Eder.

16- Cilt Bakımı: Bu kök cildi iyileştirmede çok etkili olabilir, egzama, ayak mantarı ve sedefe karşı etkilidir. (8) Özlerin bölgesel kullanılması benzer durumlardaki şişme ve kaşınmaya da iyi gelir.


17- Hepatit: Kronik hepatit B virüsü tedavisinde etkilidir. (9) Hepatit B antijeninin salgısını baskılar ve karaciğerin fonksiyonlarını iyileştirir.

18- Saç Bakımı: Kepek oluşumunu ve yağ salgısını azaltarak saçların sağlıklı kalmasını ve görünmesini sağlar.

19- Depresyonu Azaltır: Kadınlarda menopoz öncesi ve sonrası depresyonun azaltılmasında faydalı olabilir. (10) Magnezyum, kalsiyum, beta-karoten gibi temel mineralleri ve depresyona karşı faydalı flavonoidleri içerir.

20- Diş Bakımı: Diş çürüğü ve diş eti iltihabının önlenmesinde ve tedavisinde etkilidir. (11) Antimikrobiyal özellikleri diş plağına yol açan bakterilerin durdurulmasını sağlayabilir. Bu etkilerinden dolayı sıklıkla diş macunu ve ağız gargaralarına eklenir.

21- Nörolojik Düzensizlikler: Bell paralizisi (yüz felci) ve Lyme hastalığı gibi nörolojik düzensizliklerin tedavisinde etkili olabilir. (12)

22- Kalp – Damar Sağlığı: Diyabeti olan kişilerde kardiovasküler stresin azaltılmasında etkilidir. Kan akışının engellenmeden gerçekleşmesine yardım eder ve arterlerde plak oluşumunu önleyebilir.

23- Diyabetik Nefropati: Meyan kökü glabridin içerir, bu maddenin hipoglisemik etkileri vardır. Antioksidan özellikleriyle beraber diyabeti olan kişilerde terapatik etkileri olabilir.

Meyan kökünün zararları / Yan etkileri

Meyan kökü glycyrrhizic asit içerir ve bu madde bazı durumlarda yan etkilere yol açabilir. Halsizlik, düzensiz menstruasyon, ödem, böbrek düzensizlikleri görülebilir. (13)

  • Hipertansiyon ve Aritmi: Bazı kişilerde hipertansiyon, aritmi ve konjestif kalp yetmezliği gibi kalp komplikasyonları yapabilir. (14) Benzer durumu olan kişiler meyan kökü tüketimlerine dikkat etmelidir.
  • Hormonal Durumlar: Vücutta östrojenik etkileri vardır, göğüs kanseri, rahim fibroidleri ve yumurtalık kanseri gibi hormon hassas durumları daha da kötüleştirebilir.
  • Hamilelik ve Emzirme: Hamilelikte aşırı tüketimi önerilmez, erken doğum ve düşüğe sebep olabilir.
  • Cinsel Komplikasyonlar: Erkeklerde testosteron seviyelerini düşürüp cinselliğe olan ilgiyi azaltabilir.
  • İlaç Etkileşimleri: Diüretik ilaçlarla etkileşime girebilir. Potasyum seviyelerinin aşırı düşmesine yol açabilir. Kortikosteroidlerle etkileşime girebilir. (15, 16, 17)


Taze (Yeşil) Sarımsak

Deste taze sarımsak sebzeleri...

Taze (yeşil) sarımsak nedir, neye iyi gelir?

Yeşil sarımsak olgunlaşmamış sarımsak bitkisidir, toprağın altındaki sarımsak soğanı tam olarak oluşup olgunlaşmadan toprağın üstünde kalan yeşil dalları toplanır ve tüketilir. Yeşil dalların altındaki beyaz ve kalın sarımsak gövdesi de tüketime uygundur. Bu sebzeyi çok sayıda kişi yemek ve salatalara kuvvetli baharat tadı eklemeden sarımsak lezzeti vermek için kullanır.

Taze sarımsak içerisindeki besin türleri olarak kuru sarımsağa yakındır ancak hem besin miktarları hem de lezzet olarak sarımsaktan biraz daha hafiftir.


Taze (yeşil) sarımsağın faydaları

Yeşil sarımsağın en önemli sağlık faydaları arasında bağışıklık sistemini güçlendirmesi, kan dolaşımını artırması, kalp sağlığını koruması ve belirli kanser risklerini düşürmesi sayılır.

1- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Aynı kuru sarımsak gibi antibiyotik özellikleri vardır ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için ideal besinlerdendir. Soğuk algınlığı veya enfeksiyon sorunlarınız varsa, salatalarınıza ekleyerek savunma sisteminizi güçlendirebilirsiniz. (1) İçerdiği C vitamini beyaz kan hücreleri üretimini artıracaktır.

2- Sindirime Yardımcı Olur: Anti-enflamatuar etkileri bağırsaklardaki iltihaplanmaların rahatlatılmasını sağlar. Midedeki rahatsızlıkları azaltır ve sindirimi hızlandırır. Antioksidan ve antibiyotik özellikleri sayesinde midede düzgün bir bakteri dengesi oluşmasına yardım eder.

3- Kan Dolaşımını İyileştirir: Sarımsakta bulunan C vitamini bağırsaklarda demir emilimini kolaylaştırır ve bitki kendisi de önemli miktarda demir ve diğer mineralleri içerir. (2) Daha çok kırmızı kan hücresi üretilmesi vücudun daha çok oksijen alması ve bütün organlara ihtiyaç duydukları besinlerin taşınması anlamına gelir.

4- Kalbi Korur: İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre; sarımsak ve yeşil sarımsaktaki aktif bileşen olan allisin, kötü (LDL) kolesterolü düşürüp, iyi (HDL) kolesterolü yükseltir. Ayrıca tansiyonu düşürerek kalp krizi ve felç riskini azaltır. (3)

5- Anti-Kanser Potansiyeli: Yine allisin maddesi, güçlü bir antioksidandır, vücutta oksidatif stresi düşürür, kanserojen hücre büyümelerini önler. (4) Bu etkileri sadece kanseri önleme durumunda geçerli değildir, aynı zamanda serbest radikal hasarı kaynaklı diğer kronik hastalıkların önlenmesine yardımcı olur.

6- Vücudu Temizler, Detokstur: İdrar gördürücü özellikleri vardır, böbrekleri ve kanı temizler, genel iyilik ve sağlığı artırır.


Yeşil sarımsağın besin değerleri

Yeşil sarımsak iyi miktarda C vitamini, fosfor, manganez ve B vitaminleri içerir. Mineral olarak ise içinde düşük miktarlarda kalsiyum, çinko ve demir vardır. En önemli ve dikkate değer bileşiği allisindir, güçlü bir antioksidan olarak vücuda çok sayıda fayda sağlar. Allisin dışında içerdiği sülfürlü bileşikler ve organik asitler vücuda faydalıdır. Bu sebzenin kalorisi çok düşüktür ve bir uzun dalı sadece 5 kalori içerir.


A Vitamini (Retinol)

Kavanozda havuç suyu ve havuçlar...

A Vitamini Nedir? Neye İyi Gelir?

A vitamini diğer vitamin ve mineraller gibi temel mikro besinlerden biridir, retinol adıyla da adlandırılır. Tüketildiğinde karaciğerde depolanır ve vücutta ihtiyaç duyulduğunda kullanılır, hayvansal gıdalarda yer alır. A vitamini hayvansal gıdalarda yer alırken provitamin A denen karotenoidler bitkisel kaynaklıdır. (1) Vücut bitkilerdeki karotenoidlerden A vitamini üretebilir ancak insanların %45’inde, var olan bir genetik mutasyon sebebiyle, provitamin A’nın (karotenoidler) A vitaminine dönüştürülmesi önemli ölçüde düşük verimlilikte gerçekleşir. (2)

A vitamini veya diğer adıyla retinol vücudun bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, göz ve cildin nemli tutulması, göz ve kemik sağlığı ve gelişimi gibi çok sayıda alanda görev alır. Yeterli miktarlarda tüketilmesi kanser riskini düşürür, eksikliği çocuklarda görülen körlüğün en önemli sebebidir. Gece körlüğünü ve göz kuruluğunu önleyebilir, net bir görüş sağlar.

Önemli A Vitamini Kaynakları

Morina balığı karaciğeri yağı, yumurta sarısı, sığır karaciğeri, çedar peyniri, süt ve tereyağı zengin A vitamini kaynaklarıdır. Genel olarak et, balık ve süt ürünleri önemli miktarlarda A vitamini içerir. Bitkisel kaynaklar da A vitamini ihtiyacının karşılanmasında önemlidir, özellikle sarı ve turuncu renkli meyve ve sebzeler karotenler açısından zengindir. Havuç, brokoli, ıspanak, mango, kabak, domates, yulaf, kayısı, şeftali, bezelye, papaya, kara lahana yeterli A vitamininin alınması için günlük olarak tüketilmelidir.

A Vitamini Eksikliği Belirtileri

Önemli A vitamini eksikliği belirtileri; cildin keratinizasyonu, gece körlüğü, gözlerde yanma hissi veya kaşınma, göz kapaklarının iltihaplanması, göz kuruluğu, donuk saçlar, kepek, kırılgan tırnaklar, cinsel düzensizlikler, ve vücut yapılarında prekanseröz değişiklikler. (3) A vitamini eksikliği ayrıca halsizlik, insomnia (uykusuzluk) ve depresyon yapabilir.


A Vitamininin Faydaları ve Görevleri Nelerdir?

1- Bağışıklığı Güçlendirir: A vitamini hastalık yapan antijenlere karşı lenfositik (beyaz kan hücreleri) cevapları artırarak vücudun bağışıklığını güçlendirir. Mukus membranları nemli tutar ve daha iyi bağışıklık sağlar. Mikropların vücuda girmesini önler ve mikroplarla savaşmaya yardım eder.

2- Görüşü İyileştirir: A vitamini görüşün iyileştirilmesine yardımcı olabilir. (4) Gözlerin ışık değişikliklerine cevabını iyileştirir, nemli tutar, gece görüşünü artırır. Yaşlanmayla ilgisi olan katarakt ve maküler dejenerasyon riskini büyük ölçüde azaltır. Glokom (göz tansiyonu) sorunu olan kişiler için faydalı olduğu düşünülmektedir.

3- Cilt Bakımı: Vücudun cilde zarar verebilecek serbest radikal ve toksinlerden uzak tutulmasına yardım eder. Cildin yumuşak ve nemli kalmasında görev alır, kuruluk, keratinleşme ve sedef gibi cilt sorunlarını önler.

4- Kemik Sağlığını Güçlendirir: A vitamini kemikleri ve dişleri güçlendirir. Dişteki dentin tabakasının oluşumuna yardım eder.

5- İdrar Yolu Taşını Önler: Kalsiyum fosfat oluşumunun yol açtığı idrar yolu taşlarını önleyebilir.

6- Kas Gelişimini Hızlandırır: Kemikleri sağlıklı ve şekilli tutmanın yanı sıra, çocuklarda ve gençlerde düzgün kas gelişiminde rol alır.

7- Sivilce ve Akne Riskini Düşürür: Aşırı sebum üretiminin azalmasını sağlayabilir ve sivilce riskini azaltır. Ciltteki koruyucu dokuları destekler, cildin genel sağlığına katkı sağlar. (5) Antioksidan özellikleriyle vücudun temizlenmesinde görev alır.

8- Anti-Kanser Potansiyeli: A vitamini güçlü bir antioksidandır, çeşitli kanser türlerinin oluşumunu önleyebilir. Araştırmalara göre, retinol, karotenoidler ve D vitamini bir araya geldiğinde prostat ve meme kanserinin önlenmesinde güçlü etkileri olabilir. (6) Sadece bu kanser türleri değil, serviks, mesane ve diğer kanserlere karşı da etkili olabilir.

9- Dokuları Onarır: Eski ve yıpranmış dokuların yenilenmesinde görev alır, ayrıca diş ve kemikleri güçlü tutar.

10- Yaşlanmayı Yavaşlatır: Retinolün bölgesel uygulanması yaşlanmanın tersine çevrilmesinde pozitif sonuçlar göstermiştir. A vitamini kırışıklık azaltıcı etkileriyle ünlüdür, çizgi ve yaş lekelerini düzeltebilir. Cildin genel sağlığını iyileştirerek yaşlanmayı yavaşlatır.

11- Kızamık Riskini Düşürür: A vitamini eksikliği çocuklarda kızamığa yol açabilir. 2002 yılında yapılan bir araştırmaya göre yeterli miktarda A vitamini tüketilmesi kızamık riskini düşürür. (7)

12- Kolesterol Seviyelerini Düşürür: Yağda çözünen bir vitamindir ve kolesterolün düşmesine fayda sağlar.

13- Üreme Sistemini Korur: İyi bilindiği alanlardan biri de üreme sistemi sağlığı ve fonksiyonlarına yaptığı olumlu etkilerdir.


Uyarı, A Vitamini Fazlalığı: A vitaminine iz miktarlarda ihtiyaç duyulmaktadır, aşırı miktarlar vücut tarafından atılır. Aşırı A vitamini bulanık görme ve mide bulantısı gibi zararlı semptomlar yapabilir. Şiddetli semptomlar ise gelişme sorunları, dalak ve karaciğer büyümesi gibi sorunları içerir.


Avokado Yağı

Avokado ve avokado yağı...

Avokado yağı nedir? Neye iyi gelir?

Avokado yağı çok yönlü olarak genel sağlığı iyileştirir. Kalp sağlığını korur, besin emilimini iyileştirir, onarım ve gelişmeyi uyarır, artriti tedavi eder, ağız sağlığına iyi gelir, iltihaplanmaları önler, zayıflamaya yardım eder, görüşü korur, kansere karşı korur ve doğum kusurları riskini azaltır. Yüksek miktarlarda tüketilirse veya alerjik reaksiyonlar oluşursa bazı yan etkileri vardır. Bu yan etkiler bölgesel iltihaplanma, mide-bağırsak sorunları, mide bulantısı ve kusma olabilir. Ancak çoğu kişi için diyete eklenmesi veya ara sıra kullanılması en sağlıklı seçimlerden biri olacaktır.

Avokado yağı, bilimsel adı Persea Americana olan Meksika’nın yerlisi Avokado meyvesinden elde edilir. Pişirme amaçlı kullanıma uygundur, buharlaşma noktası çok yüksek olduğu için yaygın olduğu ülkelerde özellikle pişirme amacıyla tercih edilir, sağlıklı bir kızartma yağıdır.

Bu yağ sağlık, kozmetik ve diğer amaçlarla kullanıldığında vücuda iyi, yani faydalı kolesterol sağlar. Yüksek miktarda A vitamini, tiamin, folik asit, riboflavin ve diğer antioksidan bileşikleri içerir.

Avokado yağının faydaları

İnsanlar avokado yağını genellikle yüksek tansiyon, cilt sorunları, kronik hastalıklar, oksidatif stres, artrit, obezite, yüksek kolesterol, kötü görüş, diş eti iltihabı, iltihaplı sorunlar, besin eksiklikleri ve yüksek kanser riski durumlarına kullanır.

1- Cilt Bakımı: Yüksek E vitamini ve diğer güçlü antioksidanları içerir, cilt sorunlarını çözmek için ideal yağlardandır. E vitamini yeni deri hücrelerinin oluşumunu uyarır, cildi enfeksiyonlardan korur, egzama ve sedef gibi iltihaplı sorunları azaltır, cildin görünümünü iyileştirir ve gençlik katar. (1)

2- Anti-Kanser Potansiyeli Vardır: Meyvede bulunan fitokimyasallar kemo-önleyici özellikler gösterir. Ayrıca meyvenin göğüs kanseri ile savaşılmasında pozitif etkileri vardır. (2) Diyete avokado yağı eklenmesi karotenoidlerin emilimini artırır, bu maddeler kanser riskini düşürür.

3- Kalp-Damar Sağlığını Güçlendirir: Düzenli olarak tüketildiğinde tansiyonu düşürür ve kalp sağlığını iyileştirir. Araştırmalara göre bu yağ böbreklerde hormon cevabını etkiler ve tansiyonu düşük tutar. (3) Bu sayede ateroskleroza ve diğer kalp damar sorunlarına karşı vücudu korur.

4- Görüşe İyi Gelir: İçerisindeki karotenoidler vücutta A vitaminine dönüşür, antioksidan olarak aktivite gösterir, oksidatif stresi azaltır ve kronik hastalık riskini düşürür. (4) A vitamini göz sağlığıyla özellikle ilgilidir, maküler dejenerasyonu öneleyebilir (yaşlanmaya bağlı görme kaybı) ve katarakt oluşumunu yavaşlatır.

5- İltihaplanmaları Azaltır: İçerdiği mono-doymamış yağlar hakkındaki en iyi şey belki de vücutta önemli antienflamatuar etkileri olmasıdır. Sadece kolesterol dengesinin sağlanmasına yardımcı olmaz; kan damarları, arterler, kaslar ve eklemlerdeki doku iltihaplanmalarını da azaltır. Özellikle artriti olanlara faydalı olabilir.

6- Zayıflama: Vücuttaki lipit profilini iyileştir, iyi yağların miktarını artırır, daha fazla enerji üretimi sağlar ve depolanan yağ miktarını azaltır. (5) Bu durum zayıflamanın hızlanmasına fayda sağlar. Özellikle egzersiz ve sağlıklı bir diyet ile desteklenen zayıflama çabalarında daha hızlı netice alınabilir.

7- Sindirim Etkinliğini Artırır: Tüketilen besinlerden mümkün olduğunca çok faydalanmak önemlidir. Avokado yağı bağırsaklardan sağlığa önemli faydaları olan karotenoid antioksidanların emilimini artırır.

8- Ağız Sağlığı: Dişleri, diş etlerini ve ağız dokularını korur, iltihap yapıcı bileşikler olan sitokinlerin salınımını bloklar. Periodontal hastalık durumunda, sitokinlerin önlenmesi dişleri ve diş etlerini sağlıklı tutabilir. (6)

Avokado yağının zararları / Yan etkileri

Avokado yağının yan etkileri olarak raporlanmış çok nadir vaka vardır. Ancak bir reaksiyon olduğunda genellikle ya bölgesel iltihaplanma ya da mide ve bağırsak rahatsızlığı şeklindedir. Ayrıca avokadoya alerjiniz varsa, bu yağı kullanmamalısınız.

  • Alerjik Reaksiyonlar: Nadirdir ancak bazı kişilerde özellikle ağızdan tüketildiğinde alerji yapabilir. Mide bulantısı, kusma, ağrı, ishal ve diğer mide-bağırsak sorunlarına yol açabilir. İlk defa kullanacaksanız vücudunuzun tepkisini görmek için önce küçük bir miktar tüketip bekleyebilirsiniz.
  • Ciltte Tahriş: Çoğu doğal yağda olduğu gibi bu yağda bölgesel kullanımda ciltte tahrişe yol açabilir.
  • Avokado Yağı Dozaj, Kullanım: Tedavi edici etkilerini görmek için günde 300 mg – 600 mg arası avokado yağı kullanılması yeterlidir. Daha yüksek dozajlarda bir yan etki görülmemiştir. Bir sağlık durumu olanların kullanmadan önce doktoruna danışması önerilir.


Kaju

Kajunun faydaları nelerdir?

Kaju Nedir? Kaju Neye İyi Gelir?

Kaju kuruyemişi ve meyvesi...
Kaju ve meyvesi

Kaju, mango ve antep fıstığının da içinde bulunduğu Anacardiaceae familyasından bir çeşit kuruyemiştir. Brezilya’nın sahil bölgeleri ana vatanıdır ve buralarda bolca yetişir. Bu hilal veya böbrek şeklindeki tohumlar sadece Brezilya’da değil tropik iklimin etkin olduğu Hindistan, Sri Lanka ve Kenya gibi birçok ülkede ticari olarak yetiştirilir.

Kaju ağacı ilk 3 veya 5 sene meyve vermez. Meyve verdikten sonra olgunlaşması için 10 hafta geçmesi gerekir. Tüketilen kaju tohumu, kaju elması denen meyvesinin dışında, alt kısmında oluşur. Kuruyemişin meyvesi olan kaju elmasının da özellikle Brezilya’da farklı kullanımları vardır.

Kaju dünyada kuruyemişler arasında en çok tüketilen 3. kuruyemiştir.

Kajunun Sağlığa Faydaları Nelerdir?

Kaju harika bir mineral kaynağıdır. 28 gram kaju günlük bakır ihtiyacının %31’ini, manganez ihtiyacının %23’ünü, magnezyum ve fosfor ihtiyacının sırasıyla %20 ve %17’sini, K vitamini ihtiyacının ise %12’sini karşılar. (1) Peki bu rakamlar ne anlama geliyor? Araştırmalara göre kajudan gerekli besinleri alarak; migren krizlerini azaltabilir, beyin sağlığını artırabilir, tansiyonu ve kalp krizi riskini düşürebilirsiniz. Kajunun faydalarını aşağıdaki gibi listeleyebiliriz.

1- Kalp Hastalıklarını Önler: Kaju iyi bir sağlıklı yağ kaynağıdır. Uygun miktarlarda tüketildiği taktirde sağlıklı mono doymamış ve poli doymamış yağ asitlerini artırır. (2, 3) Bu yağ asitleri A, D, E ve K vitaminleri emilimi, beyin gelişimi ve kalp için faydalıdır ve aynı zamanda diyabet hastalarında bile kötü kolesterolün düşürülmesinde etkilidir. Kötü kolesterol doymuş yağların aşırı tüketimi sonucu ortaya çıkar ve kalp hastalıkları olan insanlar için önemli tehlikeler yaratır. Araştırmalara göre (4) doymuş yağlar yerine doymamış yağlar tüketmek iyi kolesterolü artırıp, trigliserit seviyelerini ve tansiyonu düşürür. Kaju, balık ve zeytin yağı gibi besinler sağlıklı doymamış yağ kaynağıdır.

2- Kas, Sinir ve Kemik Sağlığını Artırır: Kaju magnezyum ve fosfor açısından zengindir. (5) Bu mineraller kemiklerin, kasların, doku ve organların sağlıklı büyümesi ve kalması için önemlidir. Magnezyum yetersizliği kalsiyum metabolizmasını ve görevli hormonların çalışmasını değiştirip vücutta ciddi sorunlara sebep olabilir. (6)

3- Şeker Hastaları Açısından Güvenlidir: Çok az miktarlarda şeker içerir ve zararlı kolesterol barındırmadığından şeker hastaları için güvenlidir. (7) Ayrıca Tip 2 Diyabet hastalığı riskini de düşürür.


4- Kanser Önleyici Ajan Olarak Görev Yapar: Araştırmalara göre (8) kaju anakardik asit ve çok sayıda proantosiyanidinler içerir. Bu bileşikler ile kanserli hücrelerin büyümesini ve gelişmesini önleyebilir. (9) Ayrıca kolon kanseri riskini azaltır.

5- Kansızlık Riskini Düşürür, Kırmızı Kan Hücrelerini Çoğaltır: Hem bakır hem de demir açısından zengin bir kuruyemiştir. Bu mineraller kırmızı kan hücreleri yapımında görev alır. Yeterli miktarlarda kaju tüketerek kan dolaşımınızı iyileştirebilir ve kansızlığı azaltabilirsiniz.

6- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Bu kuruyemişte önemli miktarda bağışıklığın güçlenmesi ve yaraların iyileşmesi için çok önemli olan çinko bulunur. (21) Çinko ayrıca hamilelik döneminde bebek sağlığı için çok önemli bir mineraldir.

7- Ağız ve Diş Sağlığına İyi Gelir: Kaju vücudun ihtiyacı olan ve diş ve kemiklerin gelişimi ve sağlığı için önemli olan fosforu sağlayabilir. Fosfor ayrıca protein sentezine, karbonhidrat ve yağların emilimine ve hücre sağlığının korunmasına yardımcı olur.

8- Safra Taşını Önler: (Bknz.Bilimsel Araştırmalar Başlığı) Safra taşları genellikle safra kesesindeki kolesterol kaynaklı oluşan taşımsı birikimlerdir. (13) Düzenli kaju tüketmek safra taşı oluşumunu önler. (14)

9- Cilde ve Saçlara İyi Gelir: Özellikle cilt ve saç bakımında kullanılmak üzere kaju yağı üretilir. Bu yağ ve kuruyemiş selenyum, çinko, magnezyum, demir, fosfor ve bakır açısından zengindir. Kaju tüketimi bir cilt ve saç pigmenti olan melanin üretimini artırır. İçerdiği linoleik ve oleik asitler saçların daha sağlıklı olmasını sağlar.

10- Gözleri Korur: Şehirdeki aşırı kirlilik gözlerde hızlı yaşlanma ve çeşitli enfeksiyonlara yol açabilir. Kaju göz sağlığına iyi gelen zeaksantin antioksidanını içerir ve gözlerin zararlı UV ışınlardan ve hava kirliliğinden daha az zarar görmesini sağlar. Yaşlanma kaynaklı görme kayıplarını azaltabilir.

11- Sağlıklı Diyet Lifi Kaynağıdır: Yüksek miktarda diyet lifi içerir. Kaju tüketimi sindirim sisteminin sağlıklı kalmasına yardımcı olur.


Kajunun Yan Etkileri / Zararları

  • Böbrek Taşı: Kaju oksalat tuzlar içerir. (15) Bu tuzlar vücutta kalsiyum emilimi ile ilgilidir. Birikmiş kalsiyum böbrek taşına sebep olabilir. Araştırmalara göre böbrek taşı oluşturma yatkınlığı olan kişiler ölçülü miktarlarda kaju tüketmelidir. (16)
  • Kaju Alerjisi: Ağaç kabuklularına alerjisi olanlar kajuya karşı alerji geliştirebilir. (17) Eğer kaju tükettikten sonra alerjik reaksiyon oluşursa bir doktora görünmeniz tavsiye edilir.
  • Kontakt Dermatid: Bu dermatid çeşidi kaşıntılı bir cilt rahatsızlığıdır ve derinin alerjenle temas etmesi sonucu oluşur. Kajuyla temas eden ağız çevresi ve vücudun diğer kısımlarında kızarıklık ve şişmeler oluşabilir.
  • Mide ve Bağırsaklarda Rahatsızlık: Bazı insanlar eğer kajuya alerjileri varsa kaju tüketince mide bulantısı, ishal, karın ağrısı, öksürük ve kusma gibi rahatsızlıklar yaşayabilir.
  • Nefes Alma Zorluğu: Burun akması, öksürük ve nefes darlığı gelişebilir. (18) Daha ciddi durumlarda glottik ödem ve anafilaksi oluşabilir.
  • Anafilaksi: Anafilaksi hassasiyet geliştirilen bir madde sebebiyle bütün vücutta veya bir bölümünde oluşan, hızlı gelişen bir alerjik reaksiyondur. (19) Genel olarak yemek alerjileri tarafından tetiklenir. Bazı araştırmalarda belirtildiği gibi (20), kaju yüksek anafilaksi riski yaratabilir. Nefes alma zorluğu, bilinç kaybı, zayıflık, dilin yutulması ve ses kısıklığı gibi semptomlara sebep olabilir. Anafilaksi acil tıbbı yardım ve azami dikkat gerektirir.

Kajunun Besin Değerleri

Kaju28 Gram
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori155%8
Yağdan Gelen Kalori103
Toplam Yağ12.3 g%19
Doymuş Yağ2.2 g%11
Trans Yağ0 g0
Kolesterol00
Sodyum3.4 mg%0
Toplam Karbonhidrat9.2 g%3
Diyet Lifi0.9 g%4
Şeker1.7 g
Nişasta 6.6 g
Protein5.1 g%10
Bakır0.6 mg%31
Manganez0.5 mg%23
Magnezyum81.8 mg%20
Fosfor166 mg%17
Çinko1.6 mg%11
Demir1.9 mg%10
K Vitamini9.5 mcg%12
Tiamin0.1 mg%8

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam şeklinize göre daha az veya fazla olabilir.

Kaju Hakkında Yapılan Bilimsel Araştırmalar

Magnezyumun vücuttaki en önemli fonksiyonlarına ilişkin yapılan bir araştırmaya göre; yetersiz magnezyum alımı ateroskleroza (damar sertleşmesi), miyokart enfarktüsüne (kalp krizi), hipertansiyona, kronik böbrek yetmezliğine, böbrek taşına, adet öncesi problemlere ve hatta psikiyatrik bozukluklara sebep olabilir. Toplumun bir kısmı magnezyum yetersizliği sebebiyle bu hastalıkların bazılarına yakalanmış olabilir. (10)

Her hafta en az 28 gram kaju yiyen 80718 kadından veriler toplanmıştır. Araştırmaların sonucuna göre kaju yiyen kadınlarda böbrek taşı oluşumu riski %25 daha azdır. (11)

Araştırmalara göre kaju üzerindeki ince kabukla beraber kavrulup tüketilince sağlık için daha faydalıdır. Ayrıca kavurma sıcaklığı yükseldikçe kajunun antioksidan etkisi de yükselmektedir. (12)