Domates

bütün ve yarım domatesler.

Domates nedir? Neye iyi gelir?

Domates bilimsel olarak bir meyvedir ancak tüketim şekilleri, bitkisi ve lezzeti sebebiyle sebze olarak kabul edilir. Dünya genelinde çok sayıda ülke mutfağının temel besinlerinden biridir, en çok Akdeniz mutfağında tüketilir. Günlük olarak tüketilmesi sağlığa çok sayıda olumlu etki yapar. Ülkemiz mutfağında çok sayıda yemeğin içerisinde yer alır, mutfakların vazgeçilmezi salça ve ketçabın temel maddesidir. Bitki olarak, yetiştirmesi kolay bir sebze olması, bu kadar yaygın olmasında etkilidir.

Domatesin bilimsel adı Solanum Lycopersicum‘dur, patlıcangiller ailesinin bir üyesidir ve Meksika’nın yerlisi olduğu düşünülmektedir. (1) Dünyanın geri kalanına buradan yayılmıştır. Yıllık bir sebzedir, bir kökte mevsimi boyunca ve çok sayıda orta boyda yuvarlak ve kırmızı meyvesi oluşur. Farklı iklimlere uyum sağlayan farklı domates türleri bulunur.


Domatesin faydaları nelerdir?

1. Antioksidan Ajanlar İçerir: Domates önemli miktarlarda, kansere sebep olan serbest radikalleri etkisizleştiren bir karoten ve antioksidan olan likopen içerir. (2) Bu faydaları yüksek ısıda işlenen ketçaplarda dahi görülebilir. Araştırmalara göre likopen kansere karşı vücudu korur ve prostat, göğüs ve böbrek hücresi kanserlerine karşı etkili olabilir. (3) Domatesin bu etkilerini tam olarak onaylamak için daha fazla bilimsel araştırmaya gerek duyulmaktadır. (4)

2. Zengin Bir Vitamin ve Mineral Kaynağıdır: Sadece tek bir domates günlük C vitamini ihtiyacının %40’ını karşılayabilir. C vitamini vücudun serbest radikallerden zarar görmesini önleyen doğal bir antioksidan vitamindir. İçerisinde ayrıca önemli miktarda A vitamini, K vitamini, potasyum ve demir bulunur. Potasyum sinir sağlığı, demir ise kan dolaşımı için çok önemlidir.

3. Kalbi Korur: Domatesteki likopen, serum lipid oksidasyonunu önler ve kardiovasküler hastalıklara karşı koruma sağlar. (5) Düzenli olarak domates suyu tüketilmesi kandaki LDL (kötü) kolesterolü ve trigliseridleri azaltır. Bu durumda kan damarlarında yağ ve plak birikimleri önlenebilir.

4. Sigaranın Zararlarını Azaltır: Kumarik asit ve klorojenik asit sigaradaki temel kanserojenlerden nitrozaminlere karşı savaşır . A vitamini içermesi sebebiyle bu ve diğer kanserojenlerin olumsuz etkilerini azaltır.

5. Göz Sağlığını Artırır: İçerisindeki A vitamini görüş sağlığını artırır, gece körlüğünü ve maküler dejenerasyonu önler. A vitamini vücuttaki aşırı beta-karotenden sentezlenebilen güçlü bir antioksidandır.

6. Sindirime Yardımcı Olur: Mide ve bağırsak sorunlarını önleyerek sindirim sistemini sağlıklı tutar. Yüksek miktarda lif içerir, kabızlığa iyi gelir ve bağırsak hareketlerinin düzene girmesine yardımcı olur.

7. Tansiyon Düşürücü Etkileri Vardır: Düzenli olarak domates tüketilmesi hipertansiyon riskini azaltır. Bu olumlu etkilerin sebebi olarak potasyum içermesi gösterilir, bu mineral kan damarları ve arterlerdeki gerginliği azaltır, kalp ve damar sistemini rahatlatır.

8. Diyabet Kontrolüne Yardımcı Olur: Günlük olarak domates tüketilmesi tip 2 diyabet sebebiyle oluşan oksidatif stresin azaltılmasını sağlayabilir. (6)

9. Cilt Bakımı: Sağlıklı dişler, kemikler, saç ve cilt için önemli bir besindir. Domates suyunun bölgesel olarak uygulanması şiddetli güneş yanıklarını tedavi edebilir. Günlük olarak tüketilmesi ciltteki kızarıklıklara iyi gelir. Önemli anti-aging etkileri vardır, cilt sağlığına çok yönlü olumlu etkiler yapar. Aşırı terleme tedavisine destek olur. (7)

10. Safra Taşını Önler: İyi bir C vitamini kaynağıdır ve safra taşlarında rahatlama sağlayabilir. Çok sayıdaki kronik hastalığa karşı olumlu etkileri vardır. Antioksidan özellikleri vücudun genelinde faydalıdır.


Domatesin Yan Etkileri

Domates tüketimi genel olarak herhangi ciddi bir yan etkiye sebep olmaz. Ancak domateste polendekilere benzeyen belirli proteinler vardır. Bu yüzden polene alerjisi olan kişilerde domatese karşı alerji görülebilir. Aşırı domates tüketiminde kaşıntı, ağızda şişme ve diğer alerjik reaksiyonlar görülebilir.

Domatesin Besin Değerleri

Domates100 Gram
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori18.0%1
Toplam Yağ0.2 g%0
Doymuş Yağ--
Trans Yağ--
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum5.0 mg%0
Toplam Karbonhidrat3.9 g%1
Diyet Lifi1.2 g%5
Şeker2.6 g
Protein0.9 g%2
C Vitamini12.7 mg%21
A Vitamini833 IU%17
K Vitamini7.9 mcg%10
B6 Vitamini0.1 mg%4
Folat (Folik Asit)15.0 mcg%4
E Vitamini0.5 mg%3
Potasyum237 mg%7
Manganez0.1 mg%6
Magnezyum11.0 mg%3
Bakır0.1 mg%3

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.



Kekik

Bir demet kekik...

Kekik nedir? Kekik neye iyi gelir?

Kekik binlerce yıldır tıbbi ve mutfak uygulamalarında kullanılan her mevsim yeşil kalan bir çalıdır. En yaygın kekik türünün bilimsel adı Thymus vulgaris‘tir ve bitki Akdeniz Bölgesi’nin yerlisidir. Ülkemizde en yaygın kullanım şekli baharat formunda kuru kekik olarak kullanımıdır.

Sağlığa olan faydaları arasında stresi rahatlatması, solunum sorunlarını azaltması, kalp sağlığını artırması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, kronik hastalıklara karşı koruması, kan dolaşımını uyarması ve mantar enfeksiyonlarını önlemesi sayılabilir.


Kekiğin sağlığa faydaları nelerdir?

1- Anti-Fungal Özellikleri Vardır: Kekikte en çok bulunan aktif bileşik timoldür. Bu organik bileşik vücutta geniş yelpazede faydalar sağlar, özellikle mantar ve viral enfeksiyonları önlemesiyle bilinir. (1)

2- Solunum Sistemi Hastalıklarını Önleyebilir: Kekiğin en iyi bilinen ve en eski kullanımlarından biri solunum rahatlatıcı ajan olarak kullanımıdır. (2) Eğer bronşit, kronik astım, tıkanıklık, soğuk algınlığı, grip, sinüs tıkanıklığı veya mevsimsel alerjiniz varsa kekiğin balgam sökücü ve antienflamatuar özelliklerinden faydalanabilirsiniz. Solunum yollarından balgam ve mukusu temizler, iltihaplanmaları azaltarak solunumu kolaylaştırır.

İspanya’da yapılan bir araştırmaya göre bütün bu faydaları görmek için çaylara kekik eklenmesi yeterli olabilir. Kekik çayı solunum sorunlarında etkili rahatlama sağlayabilir.

3- Yüksek Antioksidan Kapasitesi Vardır: Şifalı bitkiler arasında antioksidan kapasitesiyle öne çıkar. İçerisinde lutein, zeaksantin ve timonin bulunur ki bu maddeler vücut genelinde serbest radikallere karşı etkili olur. (3) Serbest radikaller hücresel metabolizmanın tehlikeli yan ürünleridir ve sağlıklı hücrelere apoptoz veya mutasyon yoluyla zarar verebilirler. Kekik içerdiği antioksidanlarla hücrelerde ve organlarda serbest radikallerin ve neden oldukları oksidatif stresin önlenmesinde etkili olabilir.

4- Kan Dolaşımını Artırır: Yüksek oranda demir ve diğer temel mineralleri içerir, kırmızı kan hücreleri üretimini, kan dolaşımını ve organlara giden oksijen miktarını artırır. (4) Hem taze hem de kuru kekik yüksek miktarda demir içerir.


5- Kalbi Korur: Antioksidanlar, mineraller ve vitaminlerin harika bir karışımını içeren kekik kalp üzerinde çok sayıda faydalı küçük etkiler yapar ancak içerdiği potasyum ve manganezin faydaları daha önemlidir. Potasyum damarlardaki gerginliği azaltıp tansiyonu düşürebilir.

İngiltere’de laboratuvar fareleri üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, farelere kekik yağı verilmesi hayvanlarda antioksidan seviyelerinin ve yaşam boyunca aktifliğin artmasına yol açmıştır. (5) Bu sonuçtan bol kekik tüketilerek kalp ve damar hastalıkları önlenebilir ve daha aktif bir hayat yaşanabilir sonucu çıkar. Ancak elbette hayvan deneylerinin insanlar üzerinde onaylanması gerekmektedir.

6- Göz Sağlığı: Kekikteki karotenoid ve A vitamini bitkiyi göz sağlığı için etkili bir antioksidan ajan yapar. Karotenoidler oküler sistemdeki serbest radikalleri nötralize eder, maküler dejenerasyon ve katarakt gibi hastalıkları önleyebilir.

7- Bağışıklığı Güçlendirir: İçerdiği yüksek miktarda C vitamini bitkiyi doğal bir bağışıklık güçlendirici yapar. C vitamini vücuttaki ilk savunma hattı olan beyaz kan hücreleri üretimini uyarır. Ayrıca hücre, kas, doku ve damarların oluşumu ve onarımı için gerekli olan kollajen üretiminde rol oynar.

8- Stresi Azaltır: Kekikteki vitaminlerden biri de beyindeki stres hormonlarıyla ilgili bazı nörotransmitterler üzerinde güçlü etkileri olan B6 vitaminidir. (Piridoksin) (6) Düzenli olarak kekik tüketmek ruhsal durumun iyileştirilmesine ve zihnin rahatlatılmasına fayda sağlar.


Kekiğin yan etkileri / Zararları

Kekik besin miktarlarında tüketildiğinde güvenlidir. Kısa süreli olarak ağızdan ilaç olarak tüketilmesi güvenlidir. Bazı kişilerde sindirim sistemi rahatsızlığı, baş ağrısı veya baş dönmesi yapabilir.

Kekik yağının cilde uygulanması güvenlidir, bazı kişilerde ciltte tahriş yapabilir. Bu yağın tıbbi dozlarda ağızdan kullanılması hakkında yeterli bilgi yoktur.

Hamilelik ve emzirmede kekik kullanımı: Normal besin miktarlarında kullanılması güvenlidir. Büyük tıbbi dozlar kullanılması hakkında yeterli bilgi yoktur, önerilmez.

Alerji: Kekiğe ve diğer bazı kekik türlerine karşı raporlanmış alerjik reaksiyonlar vardır.


Selenyum

Masada bir kase brezilya cevizi

Selenyum nedir? Neye iyi gelir?

Selenyum geniş yelpazede sağlık faydaları olan bir mineraldir. Belirli kalp hastalıklarına karşı koruyabilir, bağışıklığı güçlendirir, tiroid fonksiyonlarını iyileştirir, iltihaplanmaları azaltır, erken yaşlanmayı önler ve hormon dengesini korur.

Bu mineral toprak, su ve bitkilerde yer alabilir. Vücutta bazı temel fonksiyonlar için gereklidir ve bitkisel gıdalar aracılığıyla alınır. Yazının ilerleyen bölümlerinde en çok selenyum içeren gıdaları bulabilirsiniz. Büyük miktarlarda selenyum vücut için toksiktir ancak genel sağlık ve iyilik için selenyum açısından zengin diyetler çok önemlidir.

Selenyum minerali İsveç’li bir kimyacı tarafından 19.yy başlarında tesadüfen bulunmuştur. Kimyager fabrikadaki sülfürik asit depolarındaki bir kirlenmeyi analiz ederken kirlenmenin sebebinin bilinmeyen bir mineral olduğunu fark etmiş ve selenyumu bulmuştur. (1)


Selenyumun sağlığa faydaları

1- Güçlü Bir Antioksidandır: Serbest radikaller vücutta sürekli üretilirler ve metabolizmanın yan ürünleridir. Sağlıklı fizyolojik fonksiyonlar için serbest radikaller ve antioksidanlar arasında iyi bir denge kurulması gerekir. Zararlı alışkanlıklar ve stres gibi faktörler sebebiyle organizmada aşırı miktarda serbest radikal oluşabilir, bunun sonucu oluşan oksidatif stres sağlıklı hücrelere hasar verebilir, çeşitli kronik hastalıklara yol açabilir. (2)

Selenyum gibi antioksidanlar serbest radikal miktarını kontrol altında tutar. Aşırı serbest radikalleri nötralize eder ve hücreleri oksidatif stresin hasarlarından korur.

2- Kanser Riskini Düşürür: Oksidatif stresi azaltmasının yanı sıra belirli kanser türlerinin görülme riskini düşürür. DNA hasarını azaltabilir, bağışıklığı güçlendirir ve kanserli hücreleri yok eder. (3) Kanında yüksek miktarda selenyum bulunan 350,000 kişi araştırılmış ve bu kişilerde göğüs, akciğer, kolon ve prostat kanseri riskleri düşük çıkmıştır. (4) Bilinmelidir ki bu araştırma selenyum destek ürünleri değil, besinlerle alınan selenyum için geçerlidir. Ancak yapılan diğer araştırmalar selenyum besin takviyelerinin genel yaşam kalitesini artırdığını ve radyasyon sebepli rahatsızlıkları azalttığını göstermektedir. (5)

3- Kalp Hastalıklarına Karşı Koruyabilir: Selenyum açısından zengin diyetler kalbi sağlıklı tutar. Araştırmalara göre kandaki selenyum miktarında %50’lik bir artış kalp hastalıkları riskinde %24’lük bir düşüşe yol açar. (6) Selenyum minerali kalp hastalığı olan kişilerde iltihaplanma belirteci C-reaktif protein seviyelerinde azalmaya yol açar. Ayrıca güçlü bir antioksidan olan glutatyon peroksidaz seviyelerini artırır. (7)

4- Zihinsel Gerilemenin Önlenmesine Yardımcı Olur: Parkinson, MS (multiple skleroz) ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıkların başlangıcında ve ilerlemesinde oksidatif stresin büyük rolü olduğu düşünülür. Araştırmalar antioksidan açısından zengin besinlerin Alzheimer’ı olan kişilerde hafızayı iyileştirebileceğini gösteriyor. Bir araştırmaya göre günde bir adet brezilya cevizi tüketmek, hafif bilişsel bozukluğu olan hastalarda sözel akıcılığı ve diğer zihinsel fonksiyonları iyileştirmiştir. (8)

Bilinmelidir ki Akdeniz diyeti, selenyum içeren besinler olan deniz ürünleri ve kuruyemişler açısından zengindir ve düşük Alzheimer riskiyle yakından ilgilidir.

5- Tiroid Sağlığı İçin Önemlidir: Vücuttaki tiroid dokusunda bütün organlardan daha fazla selenyum bulunur. (9) Bu güçlü mineral tiroidin oksidatif strese karşı korunmasında ve tiroid hormonlarının üretilmesinde önemli bir rol oynar. Tiroidin sağlıklı olması metabolizma için önemlidir, bu organ büyüme ve gelişme üzerinde etkili olur. Organizmada düşük miktarlarda selenyum bulunması (selenyum eksikliği) Haşimato hastalığı ve hipotiroidizm riskini artırır. (10) Yeterli miktarda selenyum veya selenyum takviyesi alınması ise bu hastalıklarda iyileşmelere yol açabilir ancak bu konuda daha fazla araştırmaya gerek duyulmaktadır. (11)

6- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Bağışıklık sistemi vücudu sağlıklı tutar, potansiyel tehditleri belirler ve onları etkisizleştirir. Bu tehditler bakteri, virüs veya parazitler olabilir. Selenyum bağışıklık sistemi sağlığında önemlidir. Yeterli selenyumun alınması bağışıklık cevabının hızını artırır. Ayrıca araştırmalar HIV’li hastaların ölüm riskinin, hastane tedavisi ihtiyacının ve hastalık ilerlemesinin selenyum destekleri sayesinde azaltıldığını göstermektedir. (12)

Ayrıca selenyum besin destekleri grip (influenza), tüberküloz ve hepatit C olan insanların bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkili olabilir. (13)

7- Astım Semptomlarının Azaltılmasına Yardımcı Olur: Astım hava taşıyan solunum sistemi yollarını ve akciğerleri etkileyen kronik bir hastalıktır. Solunum sistemi yolları iltihaplanır, daralır ve zor nefes alınmasına yol açar. Bu mineralin iltihap azaltıcı özellikleri astım ile ilgili semptomları azaltabilir. Araştırmalar astım olan kişilerin kanında daha az selenyum bulunduğunu göstermektedir.

Bir araştırmaya göre astımı olan kişilere günce 200 mcg selenyum verilmesi, astım semptomlarının kontrolü için kullanılan kortikosteroid ilaçların kullanımını azaltmıştır. (14) Ancak bu konudaki araştırmalar çatışmaktadır ve daha geniş araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. (15)

8- Ömrü Uzatır: Selenyum açısından zengin besinler daha uzun ve sağlıklı bir yaşam yaşamamıza yardımcı olur. Bu mineral sağlıklı olmak için çok önemlidir ve genel sağlığı iyileştirir.

9- Doğurganlığı Artırır: Selenyum sperm motilitesinin ve vücutta kan akışının artırılmasıyla ilgilidir. 2017 yılında yapılan bir araştırma sperm sağlığını ve doğurganlığını artırdığını belirtmektedir. (16)

10- Yaşlanma Karşıtı Potansiyeli Vardır: Bir antioksidan görevi üstlenir ve daha fazla antioksidan üretilmesini uyarır, serbest radikallere karşı etkili olabilir. Kırışıklık, sarkık cilt, zayıf kaslar ve yaşlı görünmenin nedeni olan serbest radikalleri yavaşlatabilir.


En iyi selenyum kaynakları

Çok sayıda besinde selenyum bulunur. Selenyum açısından en zengin besinleri aşağıda bulabilirsiniz. (17)

  • Deniz kabukluları (İstiridye, midye): 85 gramı günlük ihtiyacın %238’i
  • Brezilya cevizi: 1 ceviz, 5 gram, günlük ihtiyacın %174’ü
  • Trança balığı: 150 gramı, günlük ihtiyacın %171’i
  • Sarıkanat orkinos: 85 gramı günlük ihtiyacın %167’si
  • Yumurta: 100 gram yumurta (2-3 adet), günlük ihtiyacın %56’sı
  • Sardalya: 50 gram sardalya, günlük ihtiyacın %46’sı
  • Ayçiçeği çekirdeği: 30 gramı günlük ihtiyacın %12’si
  • Tavuk göğsü: 84 gramı günlük ihtiyacın %12’si
  • Şitaki mantarı: 100 gramı günlük ihtiyacın %10’u

Bitkisel ürünlerde bulunan selenyum miktarı genellikle yetiştikleri toprağın selenyum içeriği oranıyla ilgilidir. Bu durum özellikle tahıllarda çok net görülür. Örneğin en çok selenyum içeren besin olan brezilya cevizinin bazı türlerinde çok daha düşük miktarlarda selenyum bulunabilir. Beslenmede tek bir tip besin yerine farklı ve çeşitli kaynaklardan beslenmek her zaman daha iyidir.

Aşırı selenyum alımının zararları / Selenyum fazlalığı ve zehirlenmesi

Sağlıklı bir yaşam için gerekli olsa da aşırı miktarda selenyum minerali alınması tehlikeli olabilir. Çok yüksek selenyum dozları zehirli ve hatta ölümcül olabilir.

Selenyum zehirlenmesi çok nadirdir ancak önerilen miktar olan günlük 55 mcg’ye yakın tüketilmelidir, vücudun üst tolerans limiti olan günlük 400 mcg geçilmemelidir.

Aşırı miktarda brezilya cevizi tüketmek veya selenyum besin takviyesi almak selenyum zehirlenmesi yapabilir. Selenyum zehirlenmesinin belirtileri:

  • saç kaybı
  • baş dönmesi
  • mide bulantısı
  • kusma
  • yüz kızarması
  • tütreme
  • kas ağrısı

İleri ve tehlikeli vakalarda ciddi bağırsak ve nörolojik semptomlar yapabilir, kalp krizi, böbrek yetmezliği ve ölüme yol açabilir. (18)



Kuşburnu Çayı

Kuşburnu çayı ve meyveleri...

Kuşburnu nedir? Neye iyi gelir?

Kuşburnu çayı taze, kurutulmuş veya toz kuşburnu meyvelerinden elde edilebilir. Kuşburnu gülgillerden, bilimsel adı Rosa canina olan, Avrupa, Kuzeybatı Afrika ve Batı Asya’da yetişen bir tür bitkidir. Meyvelerinin içi tüylüdür ve çok sayıda tohumu vardır. Sonbaharda olgunlaşır. Kuşburnuna, yabangülü, itburnu, itgülü de denir. (1) Kuşburnu meyvelerinin gıda endüstrisinde ve ilaç sektöründe farklı kullanımları vardır, kuşburnu reçeli, marmelatı veya çayı olarak tüketilebilir.

Meyvenin çayının çok sayıda faydası bulunur, bağışıklığı güçlendirmek, kalp sağlığını korumak, zayıflama ve cildi genç tutmak amacıyla kullanılabilir.


Kuşburnu çayının faydaları

1- Antioksidanlar Açısından Zengindir: Antioksidanlar hücreleri koruyup, serbest radikaller kaynaklı hücre hasarını azaltan maddelerdir. Antioksidanlar açısından zengin besinlerin tüketilmesi kalp hastalığı, kanser ve tip 2 diyabet gibi hastalıklara karşı korur. (2) Kuşburnu hem taze hem de kuru olarak antioksidanlar açısından çok zengindir ancak kuru kuşburnu biraz daha iyidir. Kuşburnu çayı tüketerek vücudunuzun ihtiyaç duyduğu antioksidanları alabilirsiniz.

2- Bağışıklık Sistemini Destekler: Kuşburnu, portakal ve limondan bile daha fazla C vitamini içerir. (3) C vitamini bağışıklık sistemi başta olmak üzere vücutta çok sayıda koruyucu ve güçlendirici fonksiyonda rol oynar. Meyvede C vitamininin yanı sıra yine bağışıklığı destekleyen A ve E vitaminleri bulunur. (4)

3- Kalp Hastalıklarına Karşı Koruyabilir: Yüksek antioksidan içeriği sayesinde kalp sağlığına iyi gelir. Araştırmalara göre C vitamini alımı ve kalp hastalığı riski ters orantılıdır, günde 500 mg C vitamini alındığında kötü (LDL) kolesterol ve kan trigliserid seviyelerinin düştüğü ölçülmüştür. (5) Bilinmelidir ki yetersiz C vitamini alınması, kalp hastalıklarından ölüm riskini artırır. Kuşburnunu kalp için faydalı yapan sadece C vitamini değil, aynı zamanda içerdiği güçlü flavonoid antioksidanlardır.

4- Zayıflamaya Yardımcı Olur: Araştırmalara göre zayıflama çabalarına ciddi şekilde faydalı olabilir. Kuşburnunda tiliroside denen antioksidan bulunur ve bu maddenin yağ yakıcı özellikleri olduğu düşünülmektedir. 32 yetişkinin katıldığı 12 haftalık bir araştırmaya göre: günde 100 mg kuşburnu özütü kullanan kişilerde kiloda ve göbek yağında ciddi azalmalar gözlenmiştir. (6)

5- Tip 2 Diyabete Karşı Korur: Altında yatan mekanizma tam olarak bilinmese de araştırmalara göre tip 2 diyabete karşı korur. Yüksek yağlı diyeti olan laboratuvar hayvanları üzerinde yapılan deneylerde kan şekeri, açlık insülin ve karaciğerde yağ hücresi oluşumu seviyelerini 10-20 hafta kullanıldığında önemli ölçüde düşürmüştür. (7) Bu araştırmalarda kuşburnu özütleri kullanılmıştır, kuşburnu çayının etkileri için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

6- İltihaplanma ve Ağrıları Azaltır: Polifenoller ve galaktolipidler gibi iltihap azaltıcı bileşikler açısından zengin bir çaydır. (8) Galaktolipidler hücre membranlarındaki temel yağ tiplerindendir ve eklem ağrısını azaltan antienflamatuar özellikleri vardır. (9) Araştırmalarda osteoartriti olan kişilerin orta vadede kuşburnu kullanması neticesinde eklem ağrılarının ciddi oranda azaldığı, mobilitelerinin arttığı görülmüştür. (10)

7- Cildin Yaşlanmasını Yavaşlatır: Cildin elastikliğinden sorumlu olan ve vücutta en çok bulunan protein kollajendir. C vitamini, kollajen üretiminde görev alır ve cildi güneşe, yıpranmaya ve yaşlanmanın olumsuz etkilerine karşı korur. Kuşburnu hem C vitamini hem de A ve E vitaminiyle beraber belirli karotenoid antioksidanlardan (astaksantin) zengindir, düzenli olarak kullanılması cilt sağlığına önemli faydalar sağlayabilir. 8 haftalık bir araştırmada, günde 3 gram kuşburnu tozu tüketen kişilerin kırışıklarında azalma, cilt nemliliği ve elastikliğinde ise artış görülmüştür. (11)

8- Vücudu Temizler, Detoks Yapar: Laksatif ve diüretik özellikleri vardır. Vücuttan toksinlerin, istenmeyen yağ ve tuzların uzaklaştırılmasını sağlar. Kabızlık, düşük metabolizma hızı veya zayıf bağışıklık sistemi problemleriniz varsa bu çayı tüketmek iyi bir fikir olabilir.


Kuşburnu çayının yan etkileri / Zararları

Çok sayıda faydasına rağmen bazı kişiler için yan etkileri önemli olabilir. Kuşburnu çayı tüketilmesi en güvenli çaylardan biridir ancak yine de aşağıdaki özel durumlar bilinmelidir. Olumsuz sağlık durumu olan kişiler gerekirse kullanmamalıdır.

  • Mide Sorunları: Kuşburnu çayı ishal, mide ağrısı, mide bulantısı ve şişkinlik yapabilir. Bazı kişilerde kabızlık ve kusma görülebilir. Bu durumların en yaygın sebebi aşırı tüketimdir ancak kuşburnuna alerjik olunması benzer durumlara yol açabilir. Alerji durumunda dil, dudaklar ve boğazda şişme görülebilir.
  • Uykusuzluk / Halsizlik: Uyku sorunu olan kişilerde uykusuzluk ve halsizlik yapabilir. Hali hazırda bu tarz bir şikayeti olanların kullanmadan önce doktoruna danışması önerilir.
  • Kanama Düzensizlikleri: Kanın pıhtılaşmasını yavaşlatır, kanama düzensizliği olan kişiler için uygun değildir.
  • Böbrek Taşı: Yüksek C vitamini aşırı tüketimde özellikle erkeklerde böbrek taşı riskini artırabilir.
  • Hamilelikte Kuşburnu Çayı Kullanımı: Hamilelikte kullanımı hakkında yeterli bilgi yoktur ancak hormonal etkileri ve menstrual ağrıları baskılaması sebebiyle birinci ve ikinci üç aylık dönemlerde hamilelere önerilmez.

Kuşburnu çayı nasıl hazırlanır?

Çoğu kişi bütün ve kuru kuşburnundan çay hazırlamayı daha uygun bulur. Bu meyvenin çayını taze, kuru veya öğütülmüş formlarda hazırlayabilirsiniz. Öğütülmüş çaylar daha kuvvetli olur.

Malzemeler

  • Taze ise bir su bardağı civarında kuşburnu, kuru ise dört yemek kaşığı ezilmiş kuşburnu
  • 4 bardak su
  • 4-5 nane yaprağı
  • Bir kaşık bal

Hazırlanışı

  • Çaydanlığa suyu ve kuşburnunu ekleyiniz.
  • Karışımı kaynama noktasına kadar ısıtın.
  • Kaynadıktan sonra kısık ateşte 5 dakika demlenmesini bekleyin.
  • Ocaktan alıp nane yapraklarını ve balı ekleyebilirsiniz. İsterseniz tatlandırıcı kullanabilirsiniz.

Kayısı

Kayısının sağlığa faydaları nelerdir ? Kayısı Çekirdeği ve Kayısı Yağı faydaları nelerdir?

Kayısı Neye İyi Gelir?

Sarımtırak, tatlı ve kadifemsi kabuğa sahip meyveler olan kayısılar şeftali, erik ve nektarin ile yakın akrabadır. Yapraklarını döken ağaçlarda yetişen bu meyvelerin neredeyse tamamı aynı boyutlarda olur ve  meyvenin ortasında yenebilen bir çekirdek barındırır. Kayısı M.Ö. 60’lı yıllardan beri Yunanistan’da tanınmaktadır ve meyveye “güneşin altın yumurtaları” adını veren Yunanlılar tarafından Avrupa’ya taşınmıştır. Günümüzde taşıdığı ticari değerin büyük kısmı Akdeniz ve Orta Doğu’da yetişen meyvelerden kaynaklanmaktadır. Ayrıca sezonu geçtiği zamanlarda da Güney Amerika ve Yeni Zelanda’da yetiştirilmektedir.


Kayısı taze tüketilebilir ve her türlü salataya lezzet ve koku katması için eklenebilir. Kuru kayısı en çok tüketilen formudur ve çoğunlukla kuruyemişler ve diğer kurutulmuş meyvelerle karıştırılarak sunulur. Bu meyvenin çekirdekleri çeşitli satıcılarda ayrı olarak da satılır ve çekirdeklerinde acı bir yağ elde edilir.

Kayısının Sağlığa Faydaları

Taze kayısıda en çok bulunan vitamin, vitamin A’dır. Bir kayısıda günlük A vitamini ihtiyacının %13’ü bulunur. Ayrıca içerisinde biri dizi karoten bulunur ki bunlar gözlere ve görmeye, sağlıklı bir cilde, mukoza dokularına ve akciğer ve ağız kanserlerine karşı koruma sağlar. Kayısı aynı zamanda iyi bir vitamin C kaynağıdır. İçerisindeki lutein ve beta cryptoxanthin gibi flavonoidler sayesinde yaşlanma kaynaklı hastalıkları ve zayıflıkları önler. Göz retinasında emilen bir karoten olan Zeaxanthin sayesinde gerçekleşen UV koruyucu faaliyetler ile yaşa bağlı maküler dejenerasyona (sarı nokta hastalığı) karşı gözleri tamamen koruyabilir. 

Kayısı sağlığa faydalı olan bir dizi diğer fitokimyasal da barındırır. Bunlardan bazıları kolesterol seviyelerini normal seviyede tutarak kalp rahatsızlıklarını önleyebilir. İçerisindeki diyet lifi sindirim sisteminin düzgün çalışmasına fayda sağlar. Potasyum içeriği ile tansiyon ve nabzı düzenler.


Kayısı Çekirdeği Nedir? Faydalı mıdır Yoksa Zararlı mıdır? Yenir mi? Faydaları Nelerdir?

Bilimsel adı Prunus armeniaca olan kayısı çekirdekleri kayısı meyvesinin tam ortasında bulunur. Bu çekirdekler süregelen bir tartışmanın öznesidir. İçlerinde bir dizi nadir bileşik bulunur ve bu bileşiklerden bazıları insan sağlığı için önemli tehlike oluşturur. (1) Bu bileşiklerin en önemlisi olarak çekirdeğin içinde bulunan B17 vitaminini (amigdalin) gsöterebiliriz. Bazı araştırmalar göstermiştir ki bu bileşiğin anti kanser özellikleri vardır ancak bir dizi diğer araştırma ise bunun aksini iddia edip bu çekirdeklerin özellikle büyük miktarlarda tüketmek için çok tehlikeli olduğunu iddia etmektedir. Vitamin B17, Vitamin C ile bir araya gelince vücutta kimyasal olarak siyanide dönüşür. İnsan vücudu küçük miktarlarda siyanidi işleyebilirken, bir poşet dolusu kayısı çekirdeği yemek ölümcül siyanid dozu almak anlamına geliyor. (2) Bu yüzden kayısı çekirdeğinin ticari satışı dünyanın büyük bölümünde yasaklanmıştır ancak internet üzerinden satılmaya devam etmektedir.

Kayısının Besin Değerleri / Dilimlenmiş Bir Kase Kayısı - 165 gram - Çiğ

 Miktar% Günlük Değer
Kalori79
Yağ Kaynaklı Kalori5
Toplam Yağ1 g%1
Doymuş Yağ00
Trans Yağ
Kolesterol0 mg%0
Sodyum2 mg%0
Toplam Karbonhidrat19 g%6
Diye Lif3 g%13
Şeker15 g
Protein2 g
Vitamin A%64
Vitamin C%27
Kalsiyum%2
Demir%4

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Yaşam tarzınıza göre kalori ihtiyacınız daha fazla veya az olabilir.


Kayısı Üzerine Yapılmış Araştırmalar

Bir çalışmada Japon Kayısısı özünün kolon kanseri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bilim adamları araştırma sonucunda kötü huylu kanser hücrelerinin çoğalmasının durduğunu ve kendilerini yok ettiklerini gözlemlemişlerdir. (3) Birçok diğer araştırmada da meyve ve sebzelerin bazı kanserlerin oluşum riskini azalttığı ortaya konmuştur. Bu durum özellikler karoten içerenler için geçerlidir. (4)

Kaynaklar: