Zerdeçallı Süt (Altın Süt)

Zerdeçallı süt (Altın süt)

Zerdeçallı süt nedir?

Zerdeçallı süt veya diğer adıyla altın süt; kurutulmuş zerdeçal kökü veya tozuyla sütün karıştırılmasıyla hazırlanan sarı renkli bir içecektir. İçecek Hint mutfağına özgü geleneksel bir toniktir, oradan Avrupa ve Amerika’ya sonrada ülkemize yayılmıştır. Lezzeti biraz acıdır ve süt zerdeçalın baharat tadını hafifletir. İçecek geleneksek olarak sadece zerdeçal ve süt ile yapılır ancak içerisine kakule tozu, öğütülmüş zencefil, biber, karanfil ve tatlandırıcılar eklenebilir. (1)

Zerdeçaldaki antioksidanlar, aktif bileşikler ve sütteki mineraller bir araya gelince vücut için üst düzeyde sağlıklı bir içecek ortaya çıkar. Vücuda genel olarak fayda sağlar, özellikle etkili olduğu alanlar bulunur.


Zerdeçallı sütün faydaları

1. Cilt Bakımı: Antioksidan içeriğiyle antiaging etkiler yapar ve cilt sağlığını artırır. Bu içeceğin bölgesel olarak cilt üzerinde kullanılması da iltihap, tahriş, sivilce, sedef ve diğer cilt durumlarında faydalı olur. (2)

2. Sindirime Yardımcı Olur: Zerdeçalda kurkumin bulunur. Antiseptik ve antibiyotik bir madde olan kurkumin, bağırsaklardaki iltihaplanmaların azaltılmasında etkili olarak sindirimi rahatlatır, mide ağrılarına ve şişkinliğe iyi gelir, bakteri dengesine olumlu etkiler yapar. Ayrıca 2008 yılında yapılan bir araştırmaya göre safra üretimini artırarak yağ yakımını hızlandırır. (3)

3. Zayıflama: Zerdeçal tüketimi yağ dokusunda yeni yağ hücrelerinin oluşumunu önleyebilir. Bu sayede daha fazla kilo alımı durdurularak zayıflama çabalarından daha iyi netice alınabilir. (4)

4. Solunum Problemlerini Rahatlatır: 2014 yılında yayınlanan bir makaleye göre, antibakteriyel ve antiviral özellikleri vücuda saldıran çok çeşitli patojenlere karşı etkili olur. Ayrıca zerdeçal yağı solunması aşırı mukusun atılmasını sağlayarak öksürüğü rahatlatır ve astıma karşı koruma sağlar. (5)

5. İltihaplanmaları Azaltır: Bu sıcak içecek vücut genelinde; boğazdan kas ve eklemlere kadar iltihaplanmalara karşı etkili olabilir. İçerdiği kurkumin maddesi etkili bir antienflamatuardır. Oksidatif stresi ve gereksiz bağışıklık sistemi cevaplarını azaltır.

6. Anti-Kanserojen Özellikleri Vardır: Zerdeçallı süt son yıllarda ünlenen etkili bir antikanser içeceğidir, bu amaçla alternatif tıpta kullanımı vardır. Bu etkisinin sebebi zerdeçalın güçlü bir antioksidan olan kurkumin maddesi içermesidir. Kurkumin kanser gibi kronik hastalıklara yol açan oksidatif stresi ve hücre mutasyonunu önleme kapasitesine sahiptir. (6)

2008 yılında yapılan araştırmalara göre bu madde belirli kanser hücrelerinde hücre ölümünü uyarır, kanserli hücrelerin hayatta kalmasını azaltır, metastazı ve çoğalmayı önler, hastalığın ilerlemesini durdurabilir. (7)

7. Karaciğer Sağlığını Destekler: Vücut için çok iyi bir detokstur, özellikle karaciğerin temizlenmesinde faydalı olabilir. Bazı laboratuvar deneylerinde zerdeçal özlerinin ilaç veya bağımlılık yapıcı madde kaynaklı karaciğer hasarına karşı koruduğu gösterilmiştir. Karaciğerde oksidatif stresi önler ve hatta Hepatit C virüsünün karaciğer hücrelerine bulaşmasını önleyebilir.

8. Ruhsal durumun iyileşmesine yardımcı olur. Beyin sağlığına ve hafızaya iyi gelir.

9. Kalp hastalıklarına karşı koruyabilir.


Zerdeçallı süt (Altın süt) tarifi, nasıl hazırlanır?

Evde zerdeçallı süt yapmak isteyenler internette bir dizi çeşitli tarif bulabilir. Uzmanlar toplamda en fazla 25-30 gram zerdeçal kullanılarak hazırlanan içeceklerden günde 2-3 bardak içilmesinde bir sakınca olmadığında hemfikirdir. Süt yerine süt alternatifleri kullanılabilir ancak süt ile tüketilmesi daha yaygındır.

Malzemeler

  • 3/4 çay kaşığı zerdeçal tozu
  • 1 bardak süt (veya badem sütü, soya sütü, hindistan cevizi sütü)
  • 1/2 çay kaşığı kakule tozu (isteğe bağlı)
  • 1/4 çay kaşığı zencefil (isteğe bağlı)
  • 1 çay kaşığı bal/şeker

Hazırlanışı

  • Sütü bir cezvede ılıklaşıncaya kadar 3-4 dakika ısıtın
  • Şimdi zerdeçal, kakule ve zencefili süte karıştırın.
  • Ocağı orta seviyeye ayarlayın ve 1-2 dakika daha pişirin.
  • Ardından karışımı süzüp tüketebilirsiniz.
  • Eğer isterseniz zencefil yerine biber ekleyebilirsiniz. Soğuk algınlığı ve öksürükte çok etkili olur.

Meyan Kökü

Meyan kökü ve anason tohumları...

Meyan kökü nedir? Meyan kökü neye iyi gelir?

Meyan 1-2 metreye kadar boylanabilen, baklagiller ailesinden, odunsu saplı uzun ömürlü bir bitkidir. Anavatanı Rusya ve Çin olan bitkinin kökleri farklı şekillerde ve ürünlerde hem besin hem de sağlığa olan faydaları amacıyla kullanılır. (1) Çok sayıda faydasının yanı sıra ömrü uzattığı, bedene iyilik ve canlılık kattığı düşünülmektedir.

Bitki zengin aroması ve lezzetiyle beraber, sağlığa olan onlarca önemli faydasıyla hızla ünlenmiştir. Ülkemizde marketlerde ve internette kök olarak, baharat olarak, meyan kökü şerbeti, çayı, meyan kökü gıda ve şekerleme ürünleri olarak ve eczanelerde ise meyan kökü kapsül ve besin destekleri halinde satışı yapılır.

Bitkinin kökünde şekerden daha tatlı olan glycyrrhizin maddesi bulunur, bu yüzden meyan kökü şekerlemeleri sağlıklı atıştırmalıklar olarak tüketilmesi tavsiye edilen besinlerdir. Aslında bazı Hristiyan ülkelerde meyan kökü içeren şekerlemelerin çocuklar tarafından sık sık tüketilmesi bir gelenek haline gelmiştir. (2)


Meyan kökünün faydaları

1- Aftöz Ülserler ve Pamukçuk: Ağrılı ve tekrar eden aft ve pamukçuk tedavisinde etkili olduğu kanıtlanmıştır. (3) Bu yaraların ve mantar enfeksiyonlarının iyileşmesini hızlandırabilir.

2- Karaciğer Sağlığı: Karaciğeri koruyucu etkileri vardır. İçerdiği glycyrrhizin maddesi toksisiteyi azaltarak karaciğer düzensizliklerinin tedavisinde etkili olur, ayrıca içerdiği diğer bileşiklerin karaciğer üzerinde antioksidan etkileri vardır.

3- Mide Düzensizlikleri: Helicobacter pylori  ve bazı diğer zararlı bakterilere karşı korur. Dispepsi ve sindirim bozukluklarının tedavisine yardımcı olur. (4)

4- Romatoid Artrit: Çin’de yapılan bir araştırmaya göre, meyan kökü özleri romatoid artrit tedavisinde etkili olan antienflamatuar özellikler gösterir. Araştırmaya göre ağrı ve şişkinliği azaltabilir.

5- Menopoz ve Premenstrual Sendrom: Meyan kökü menopoz ve PMS semptomlarının tedavisinde etkilidir. Vücutta estrojen ve progesteron dengesini sağlayan izoflavonlar açısından zengindir.

6- Antikanser Potansiyeli: İçerdiği polifenoller apoptozu uyarır. (5) Kansere karşı önleyici ve durdurucu etkileri vardır.

7- Kronik Halsizlik Sendromu: İçerdiği glycyrrhizinic asit daha enerjik hissedilmesini sağlar, kronik halsizlik sendromu ve fibromiyalji sendromlarını azaltır.

8- Bağışıklığı Güçlendirir, Gribe Karşı Etkili Olabilir: Vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir. Anti-viral bir ajan olan interferon seviyelerini yükseltir, glycyrrhizinic asit ile beraber bağışıklık hücrelerinin eylemlerini uyarır, bakteri ve influenza A gibi virüslere karşı savaşılmasına yardım eder.

9- Tüberküloz (Verem) Semptomlarını Rahatlatır: Tüberküloz tedavisinde etkili olur, hastalıktan iyileşme süresini kısaltır. (6)

10- Enfeksiyonları Tedavi Eder: Çeşitli viral, fungal ve bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde etkili olur.

11- Ateroskleroz: Sağlıklı kolesterol seviyelerinin korunmasına yardımcı olan antioksidanlar içerir.

12- Solunum Düzensizlikleri: Boğaz ağrısı, öksürük, soğuk algınlığı, bronşit ve akciğer hastalıklarının tedavisinde faydalıdır. Ayrıca virüs ve bakteri kaynaklı üst solunum yolu enfeksiyonlarında rahatlama sağlar.

13- Detoks Yapar: Hem kalın bağırsağın hem de kanın temizlenmesini artırır. (7) Vücuttan zararlı ve zehirli toksik atıkların uzaklaştırılmasını sağlayabilir.

14- Kadın Doğurganlığını Artırır: Meyan kökü çayı hormonal düzensizlikler sebebiyle yaşanan doğurganlık sorunlarının tedavisinde yardımcı olabilir.

15- Obezitenin Önlenmesine Yardım Eder.

16- Cilt Bakımı: Bu kök cildi iyileştirmede çok etkili olabilir, egzama, ayak mantarı ve sedefe karşı etkilidir. (8) Özlerin bölgesel kullanılması benzer durumlardaki şişme ve kaşınmaya da iyi gelir.


17- Hepatit: Kronik hepatit B virüsü tedavisinde etkilidir. (9) Hepatit B antijeninin salgısını baskılar ve karaciğerin fonksiyonlarını iyileştirir.

18- Saç Bakımı: Kepek oluşumunu ve yağ salgısını azaltarak saçların sağlıklı kalmasını ve görünmesini sağlar.

19- Depresyonu Azaltır: Kadınlarda menopoz öncesi ve sonrası depresyonun azaltılmasında faydalı olabilir. (10) Magnezyum, kalsiyum, beta-karoten gibi temel mineralleri ve depresyona karşı faydalı flavonoidleri içerir.

20- Diş Bakımı: Diş çürüğü ve diş eti iltihabının önlenmesinde ve tedavisinde etkilidir. (11) Antimikrobiyal özellikleri diş plağına yol açan bakterilerin durdurulmasını sağlayabilir. Bu etkilerinden dolayı sıklıkla diş macunu ve ağız gargaralarına eklenir.

21- Nörolojik Düzensizlikler: Bell paralizisi (yüz felci) ve Lyme hastalığı gibi nörolojik düzensizliklerin tedavisinde etkili olabilir. (12)

22- Kalp – Damar Sağlığı: Diyabeti olan kişilerde kardiovasküler stresin azaltılmasında etkilidir. Kan akışının engellenmeden gerçekleşmesine yardım eder ve arterlerde plak oluşumunu önleyebilir.

23- Diyabetik Nefropati: Meyan kökü glabridin içerir, bu maddenin hipoglisemik etkileri vardır. Antioksidan özellikleriyle beraber diyabeti olan kişilerde terapatik etkileri olabilir.

Meyan kökünün zararları / Yan etkileri

Meyan kökü glycyrrhizic asit içerir ve bu madde bazı durumlarda yan etkilere yol açabilir. Halsizlik, düzensiz menstruasyon, ödem, böbrek düzensizlikleri görülebilir. (13)

  • Hipertansiyon ve Aritmi: Bazı kişilerde hipertansiyon, aritmi ve konjestif kalp yetmezliği gibi kalp komplikasyonları yapabilir. (14) Benzer durumu olan kişiler meyan kökü tüketimlerine dikkat etmelidir.
  • Hormonal Durumlar: Vücutta östrojenik etkileri vardır, göğüs kanseri, rahim fibroidleri ve yumurtalık kanseri gibi hormon hassas durumları daha da kötüleştirebilir.
  • Hamilelik ve Emzirme: Hamilelikte aşırı tüketimi önerilmez, erken doğum ve düşüğe sebep olabilir.
  • Cinsel Komplikasyonlar: Erkeklerde testosteron seviyelerini düşürüp cinselliğe olan ilgiyi azaltabilir.
  • İlaç Etkileşimleri: Diüretik ilaçlarla etkileşime girebilir. Potasyum seviyelerinin aşırı düşmesine yol açabilir. Kortikosteroidlerle etkileşime girebilir. (15, 16, 17)


Taze (Yeşil) Sarımsak

Deste taze sarımsak sebzeleri...

Taze (yeşil) sarımsak nedir, neye iyi gelir?

Yeşil sarımsak olgunlaşmamış sarımsak bitkisidir, toprağın altındaki sarımsak soğanı tam olarak oluşup olgunlaşmadan toprağın üstünde kalan yeşil dalları toplanır ve tüketilir. Yeşil dalların altındaki beyaz ve kalın sarımsak gövdesi de tüketime uygundur. Bu sebzeyi çok sayıda kişi yemek ve salatalara kuvvetli baharat tadı eklemeden sarımsak lezzeti vermek için kullanır.

Taze sarımsak içerisindeki besin türleri olarak kuru sarımsağa yakındır ancak hem besin miktarları hem de lezzet olarak sarımsaktan biraz daha hafiftir.


Taze (yeşil) sarımsağın faydaları

Yeşil sarımsağın en önemli sağlık faydaları arasında bağışıklık sistemini güçlendirmesi, kan dolaşımını artırması, kalp sağlığını koruması ve belirli kanser risklerini düşürmesi sayılır.

1- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Aynı kuru sarımsak gibi antibiyotik özellikleri vardır ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için ideal besinlerdendir. Soğuk algınlığı veya enfeksiyon sorunlarınız varsa, salatalarınıza ekleyerek savunma sisteminizi güçlendirebilirsiniz. (1) İçerdiği C vitamini beyaz kan hücreleri üretimini artıracaktır.

2- Sindirime Yardımcı Olur: Anti-enflamatuar etkileri bağırsaklardaki iltihaplanmaların rahatlatılmasını sağlar. Midedeki rahatsızlıkları azaltır ve sindirimi hızlandırır. Antioksidan ve antibiyotik özellikleri sayesinde midede düzgün bir bakteri dengesi oluşmasına yardım eder.

3- Kan Dolaşımını İyileştirir: Sarımsakta bulunan C vitamini bağırsaklarda demir emilimini kolaylaştırır ve bitki kendisi de önemli miktarda demir ve diğer mineralleri içerir. (2) Daha çok kırmızı kan hücresi üretilmesi vücudun daha çok oksijen alması ve bütün organlara ihtiyaç duydukları besinlerin taşınması anlamına gelir.

4- Kalbi Korur: İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre; sarımsak ve yeşil sarımsaktaki aktif bileşen olan allisin, kötü (LDL) kolesterolü düşürüp, iyi (HDL) kolesterolü yükseltir. Ayrıca tansiyonu düşürerek kalp krizi ve felç riskini azaltır. (3)

5- Anti-Kanser Potansiyeli: Yine allisin maddesi, güçlü bir antioksidandır, vücutta oksidatif stresi düşürür, kanserojen hücre büyümelerini önler. (4) Bu etkileri sadece kanseri önleme durumunda geçerli değildir, aynı zamanda serbest radikal hasarı kaynaklı diğer kronik hastalıkların önlenmesine yardımcı olur.

6- Vücudu Temizler, Detokstur: İdrar gördürücü özellikleri vardır, böbrekleri ve kanı temizler, genel iyilik ve sağlığı artırır.


Yeşil sarımsağın besin değerleri

Yeşil sarımsak iyi miktarda C vitamini, fosfor, manganez ve B vitaminleri içerir. Mineral olarak ise içinde düşük miktarlarda kalsiyum, çinko ve demir vardır. En önemli ve dikkate değer bileşiği allisindir, güçlü bir antioksidan olarak vücuda çok sayıda fayda sağlar. Allisin dışında içerdiği sülfürlü bileşikler ve organik asitler vücuda faydalıdır. Bu sebzenin kalorisi çok düşüktür ve bir uzun dalı sadece 5 kalori içerir.


D Vitamini

D vitamini içeren bazı besinler...

D vitamini nedir? Neye iyi gelir?

Vücut çok çeşitli kompleks sistemlerin bir arada çalıştığı bir organizmadır. En iyi durumda kalması ve işlemesi için yemekler veya besin destekleri aracılığıyla alınan belirli vitamin, besin ve minerallere ihtiyaç duyar. İhtiyaç duyduğu besinlerden bazıları karşılanmadığında halsizlikten, kemik kırılmasına kadar veya daha ciddi komplikasyonlar görülebilir.

D vitamini (kalsiferol) insan sağlığı için temel besinlerden olan, yağda çözünen bir vitamindir. Steroid vitamin olarak adlandırılır, çünkü metabolizmada kalsiyum ve fosfor emilimini artırır. Normal güneş ışığı cilt hücrelerinde D vitamini üretimi için yeterlidir ancak eksikliği çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde ise kemik yumuşamasına yol açabilir. D vitamininin fayda ve görevlerini aşağıdaki başlıklardan okuyabilirsiniz.

D vitamini eksikliği belirtileri

D vitamini eksikliği sebebiyle görülen hastalıklar raşitizm ve kemik yumuşamasıdır. (osteomalazi) (1) Osteomalazi en çok yetişkinlerde görülür; kemik kırıkları, paytak ve kötü yürüyüş ve kas zayıflığı ile ortaya çıkar. Raşitizm ise çocukların kemiklerinde görülen bir hastalıktır; kemikler yumuşadığı için eğri el ve ayaklara yol açabilir.

Önemli D vitamini kaynakları

Güneş ışığı en önemli D vitamini kaynağıdır. Güneşteki morötesi ışınlar ciltte D vitamini üretimini hızlandırır, günde 15 dakika güneşte kalmak ihtiyaç duyulan D vitaminini almak için yeterlidir.

Uskumru, sardalya ve somon balığı gibi bazı besinler D vitamini içerir. Bunların dışında tereyağı, yumurta sarısı, morina karaciğeri yağı ve yağlı balıklar iyi D vitamini kaynaklarıdır. Bu vitamin çoğunlukla hayvansal besinlerde yer alır ve eğer doğal kaynaklardan ihtiyacınız olan D vitaminini alamıyorsanız gereken miktarları besin destekleri ile karşılayabilirsiniz.


D vitamininin faydaları ve görevleri

1- Fosfat ve Kalsiyum Seviyelerini Kontrol Eder: Kalsiyum ve fosfat vücut fonksiyonları için önemlidir. Hücreler, sinirler, kemik ve kaslar düzgün fonksiyon göstermek için bu minerallere ihtiyaç duyar. Her iki mineral D vitamini varlığında daha iyi emilir. D vitamini eksikliği durumlarında vücut fosfat ve kalsiyum seviyelerini kontrol edemez, kemiklerde zayıflama, yumuşama ve diğer düzensizlikler ortaya çıkabilir.

2- Raşitizmi Tedavi Eder: Raşitizm D vitamini, fosfat ve kalsiyum eksikliği nedeniyle ortaya çıkan bir iskelet sistemi düzensizliğidir. Bacak kemiklerinin röntgeninin çekilmesiyle anlaşılır, fazladan D vitamini kullanılmasıyla tedavi edilebilir. Tedavi sayesinde kemiklerdeki anormallikler yavaş yavaş iyileşir. Kalsiyum eksikliği sebebiyle görülen raşitizmde ise D vitamini ile beraber ekstra kalsiyum kullanılır.

3- Kemik yumuşamasını (Osteomalazi) Tedavi Eder: İnsan kemiklerinin temel bileşenleri: mineraller, kalsiyum, fosfor, kollajenler, osteoklastlar (kemik hücresi yok eden hücreler) ve osteoblastlardır. (kemik hücresi üreten hücreler)

Osteomalazi yumuşak kemik anlamına gelir ve zayıf ve kırılgan kemikler olarak ortaya çıkar. Eğer kollajen kemik dokusu matrisindeki mineral kaplama düzgün değilse bu hastalık ortaya çıkabilir. (2) Bu hastalıkta yeni kemikler mineral kaplama olmadan oluşturulur ve bu yüzden kemiklerde yumuşama görülür. Bu hastalık ağızdan kullanılan D vitamini ve doğrudan güneş ışığı ile tedavi edilir.

4- Periferik Arter Hastalığını Önler: Uzuvlara kan akışının düzgün sağlanamadığı durumlarda periferik arter hastalığı ortaya çıkabilir. (3) Uzuvlar yeterince kan alamadığı için yürürken veya diğer hareketleri yaparken ağrı hissedilir, şiddetli vakalarda uzuv iskemisi, felç ve kalp krizi ortaya çıkabilir. D vitamini bu hastalığı görülme riskini düşürür. (4)

5- Anti-Kanser Potansiyeli: Yüksek D vitamini alımı çeşitli kanser ve kalp damar hastalıklarının ilerlemesini yavaşlatır. Prostat, akciğer, cilt ve lenfoma kanserlerine karşı korur. Araştırmalara göre düşük D vitamini seviyeleri kanser riskini artırır, özellikle kolorektal kanseri riskinin yükseldiği düşünülmektedir. Yıllar boyunca toplanan verilere göre ise metabolizmasında en çok D vitamini bulunan kişilerde kanser görülme riski, diğer kişilere göre %22 daha düşüktür.

6- Kırıkları ve Tehlikeli Kırıkları Önler: D vitamini açısından zengin diyetler tehlikeli kırıkları önler. Yeterli kalsiyum almak, eğer D vitamini eksikse kemikleri güçlü tutmayacaktır, bu durum özellikle yaşlılar için önemlidir. Yaşlandıkça kemik erimesi ve vitamin eksikliği riski artar, bu durum kemiklerin daha kolay kırılmasına yol açabilir. (5)

7- Raşitik Rozariyi (Raşitik Tesbih) Önler: Bu durum sıklıkla raşitizm, iskorbüt veya kondrodistrofisi olan kişilerde görülür. (6) Eklem kıkırdağında kalsiyum eksikliği sebebiyle görülen bir aşırı gelişmedir. D vitamini bu sorunun doğal bir tedavisidir.

Eğer D vitamini eksikliği yaşadığınızı düşünüyor veya yukarıdaki düzensizlikleri yaşıyorsanız doğru tavsiye ve tedavileri almak için doktorunuzla görüşmelisiniz.



Karanfil (Baharat)

Karanfil baharatı nedir? Karanfil neye iyi gelir?

Dalında karanfil baharatları...
Karanfil ağacında tomurcuklar

Karanfil, özellikle Asya kıtasında yaygın olan, çeşitli kullanımları bulunan bir lezzet katıcı ajan ve baharattır. Ülkemiz mutfağında ve Asya mutfaklarında farklı kullanımları bulunur. Basit olarak Mersingiller familyasından Syzygium aromaticum adlı ağacın çiçeğinin kurutulmuş tomurcuğudur, karanfil çiçekleri ile karıştırılmamalıdır. Ağacın sadece tomurcukları değil farklı kısımları da çeşitli şifalı özellikleri sebebiyle kullanılabilir, yaprakları ve ağacın çiçeklerinden elde edilen karanfil yağının kullanımları bulunur.

Asya kaynaklı diğer baharatlar gibi karanfilin de çok eskilere dayanan bir tarihi bulunur. (1) Bu baharatlar 13. ve 14. yy’larda yüksek fiyatlı ve günümüze kıyasla daha az ulaşılan baharatlardı. Sadece karanfil, kahve ve bazı diğer baharatların kontrolünü ele geçirmek için bu tarihlerde çok sayıda savaş yapılmıştır.


Karanfil baharatının faydaları nelerdir?

1- Daha İyi ve Kolay Sindirim: Sindirim enzimlerinin salgısını artırarak sindirimi kolaylaştırabilir. (2) Ayrıca gaz, mide rahatsızlığı, dispepsi ve mide bulantısına iyi gelir. Baharatlar kavrulabilir, toz hale gelmesi için öğütülebilir veya sindirim sorunlarında rahatlama sağlamak için bal ile birlikte kullanılabilir. Baharat ayrıca kronik ishal ve dizanteri için etkili bir çözüm olabilir.

2- Antioksidanlar Açısından Zengindir: Önemli vitamin ve mineraller içermesinin yanı sıra antioksidanlar açısından zengindirler. Antioksidanlar vücuda zarar veren oksidatif stresi azaltan bileşiklerdir. Karanfil önemli miktarlarda eugenol antioksidani ve C vitamini içerir.

3- Kansere Karşı Koruyabilir: Bazı araştırmalara göre karanfil baharatlarında bulunan bazı bileşikler kansere karşı koruyabilir. Bu bulguları onaylayan bilimsel araştırmalar vardır. Bir araştırmaya göre karanfil yağı yemek borusu kanserinde, kanser hücrelerinin %80’inde hücre ölümüne yol açmıştır. (3) Ancak bilinmelidir ki bu laboratuvar çalışmaları yüksek konsantrasyonlarda karanfil yağları kullanmıştır ve yüksek dozlarda karanfil yağı karaciğer hasarı yapabilir.

4- Bakterileri Öldürür: Antimikrobiyal özellikleri vardır ve bakteri vb. mikroorganizmaların çoğalmasını önleyebilir. Antibakteriyel özellikleriyle ağız sağlığına destek olur.

5- Karaciğer Sağlığını İyileştirebilir: İçerdiği faydalı bileşikler karaciğerin güçlenmesini sağlayabilir. Özellikle eugenol bileşiği karaciğer fonksiyonlarını iyileştirir, iltihaplanmaları azaltır ve oksidatif stresi düşürür. Yüksek dozların karaciğer hasarı yapabileceği unutulmamalıdır, örneğin bir vakada 5-10 ml karanfil yağı kullandırılan 2 yaşındaki bir erkek çocukta ciddi karaciğer hasarı oluşmuştur. (4)

6- Kan Şekerini Düzenler: Karanfil baharatı kandan hücrelere şeker alımını ve insülin salgısını artırır, insülin üreten hücrelerin fonksiyonlarını iyileştirir. (5) Dengeli bir diyetle beraber karanfil kullanıldığında şeker seviyelerinin kontrol edilmesine önemli katkı yapar.

7- Kemik Sağlığını İyileştirir: Düşük kemik yoğunluğu milyonlarca yetişkini etkileyen bir sağlık sorunudur. Bu durum kemik erimesine yol açabilir, kırık ve çatlak riskini artırır. Karanfilde bulunan vitamin ve diğer bileşikler kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur. Bitkinin 2 gramı günlük manganez ihtiyacının %30’unu karşılar, bu mineral kemik sağlığı için çok önemlidir. Araştırmalara göre 12 hafta boyunca manganez desteği kullanıldığında kemik mineral yoğunluğunda ve kemik gelişiminde artış gözlenir.

8- Mide Ülserlerini Azaltabilir: Karanfil mide ülserlerinin tedavisinde faydalı olabilir. Araştırmalara göre anti-ülser ilaçlarının etkilerine benzer etkiler göstermektedir. Ancak bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

9- Bağışıklığı Güçlendirir: Bağışıklık sistemini koruyan ve güçlendiren bitkilerden biridir. Kurutulmuş baharatlar beyaz kan hücreleri sayısını artırır, aşırı hassaslık sorunlarına iyi gelebilir.

10- Ağız Sağlığı: Diş eti iltihabı ve periodontit gibi diş eti hastalıklarında iyileşme için kullanılabilir. Bu baharatın özleri ağız patojenlerinin çoğalmasını önleyebilir. (6) Ağrı kesici özellikleriyle diş ağrılarına karşı da etkili olabilir.

11- Afrodizyak Özellikleri: Yunani tıbbına göre karanfil baharatları afrodizyak özellikler gösterir. (7)


12- Baş Ağrısını Azaltır: Baş ağrılarını azaltmak için kullanılabilir. 5-6 adet karanfilin tozu, bir tutam tuz ve bir bardak süt karışımının tüketilmesi baş ağrılarında hızlı ve etkili bir rahatlama sağlayabilir.

Karanfilin zararları / Yan etkileri

Karanfil baharatları besin miktarlarında tüketildiğinde güvenlidir. Çocuklarda karanfil yağı kullanılması güvenli olmayabilir, dozaja çok dikkat edilmelidir. Hamilelikte besin miktarlarında tüketilmesi güvenli kabul edilir.

  • Karanfil Yağı: Doğrudan kullanılmamalıdır. Arıtılmış su veya zeytin yağı ile seyreltilerek kullanılmalıdır.
  • Karanfil Sigaraları: Karanfil içeren sigaralar bir çok ülkede satılmaktadır. Bilinmelidir ki bu sigaraların sağlığa olan zararları daha yüksek olabilir.
Besin Değerleri

Karanfil lif, vitaminler ve mineraller içerir, hem bütün hem de toz halde kullanılması durumunda içerisinde önemli besinler vardır.

Bir çay kaşığı (2 gram) öğütülmüş karanfilde:

  • Kalori: 21 kcal
  • Karbonhidratlar: 1 gram
  • Lif: 1 gram
  • Manganez: Günlük ihtiyacın %30’u
  • K Vitamini: Günlük ihtiyacın %4’ü
  • C Vitamini: Günlük ihtiyacın %3’ü bulunur.

Bu vitaminlerin dışında karanfil baharatında; potasyum, kalsiyum, sodyum ve magnezyum, E vitamini, folat ve niasin bulunur. Düşük miktarlarda fosfor, demir, çinko, tiamin, riboflavin ve A vitamini yer alır.

Karanfilin Kullanımları

Karanfil Hindistan ve Çin’de binlerce yıldır sadece bir baharat olarak değil, aynı zamanda çok sayıda sağlık durumu için ilaç olarak kullanılmıştır.

  • Ayurvedik tıpta diş çürümesi ve ağız kokusu için kullanılmaktadır.
  • Çin tıbbında afrodizyak özellikleri sebebiyle kullanımı vardır.
  • Öğütülmüş karanfil iyileştirici etkileri nedeniyle küçük kesiklerde kullanılır.
  • Karanfil çayı solunum yolu tıkanıklarını rahatlatmak için kullanılır.
  • Karanfil yağının baş ağrısı, gaz ve deri çatlaklarını azalttığı düşünülmektedir.
  • Ayrıca etkili bir sinek ve böcek uzaklaştırıcıdır.


Çoban Üzümü

Çoban üzümü faydaları nelerdir?

Çoban Üzümü Nedir?

Çoban üzümü Ericaceae ailesinden bir tür çalıdır. Bu ailede yaklaşık 3500 tür vardır ve çoğunluğu aynı çoban üzümü gibi çalı bitkisidir ve sapı olmayan yaprakları sayesinde ayırt edilirler. Bu ailenin iyi bilinen üyeleri yaban mersini, labrador çayı ve çoban üzümüdür. Çoban üzümü Avrupa’da bolca bulunur ve genellikle fundalıklar, çayırlar ve ormanlarda yetişir.

Çoğunlukla benzer görünümünden ötürü yaban mersini ile karıştırılır. Çoban üzümünün bilimsel adı Vaccinium Myrtillus iken yaban mersininin bilimsel adı Vaccinium Cyanococcus’tur. Çoban üzümünün İngilizce’si bilberrydir ve Avrupa’da yaygın olarak tüketilir, oysa yaban mersininin İngilizce’si blueberrydir ve Amerika’da tüketimi daha yaygındır. Çoban üzümüne yabancı kaynaklarda zaman zaman Avrupa yaban mersini de denmektedir. Bu iki meyveyi ayırt etmenin bazı yöntemleri mevcuttur. Çoban üzümünün çapı 3-10 mm arasındayken yaban mersini meyvesinin çapı kabaca 5-13 mm arasında olur. Çoban üzümü yaban mersinine göre daha yumuşak, tatlı, mayhoş ve daha asidiktir. (1)

Bu bitki neredeyse hiç bakım gerektirmez. Doğada kendiliğinden büyüyebilir. Meyvelerin olgunlaştığı sonbahar mevsimi dışında toprak aşırı kurumadıkça sulamaya da ihtiyaç duymaz. (2)


Çoban Üzümünün Faydaları

1. Göz Sağlığını Korur: Çoban üzümü yaygın olarak göz sağlığına katkısıyla bilinir. II.Dünya Savaşı’ndaki efsanelere göre İngiltere ordusu pilotları gece uçuşuna çıkmadan önce bilberry dedikleri çoban üzümü yerlerdi. İnanışa göre bu meyve gece körlüğünü azaltır ve gece görme kabiliyetini artırır. (3) Bu iddiada doğruluk payı olabilir. Bir araştırma çoban üzümünde bulunan antosiyaninler ve E vitaminin kataraktın gelişimini %97 oranında engellediğini ortaya koymuştur. Bir diğer araştırmada ise çoban üzümü farelerde endotoksin kaynaklı üveiti engelleme de başarılı bulunmuştur.

2. Kalp Sağlığını Korur ve Kalbe İyi Gelir: Bu küçük meyveyi tüketmek kalbinize büyük yararlar sağlayabilir. Bir araştırmada katılımcılar bu meyveyi 8 hafta boyunca tüketmiştir ve araştırmacılar bu diyetin kötü kolesterolü azalttığını ve trombosit işlevi ve tansiyonu düzenlediğini ortaya koymuşlardır.

3. Kanser ve DNA Hasarı Riskini Azaltır: Berry ailesi antosiyanin açısından zengindir ve kanser riskini azaltıp DNA’yı hasardan korur. 2004 yılında yapılan bir araştırmada, araştırmacılar antosiyanin açısından zengin yiyeceklerin tüketilmesinin kansere yol açan etmenleri ortadan kaldırdığını ve tümör gelişimini azalttığını belirtmişlerdir. (4)

4. İltihaplanmaları Azaltır: İltihaplanma vücudun hastalık ve zararlılarla mücadele ederken ortaya koyduğu bir savunma mekanizmasıdır. Ancak kronik bir durum aldığında yaşam kalitesini etkiler. Bu bağlamda çoban üzümü, içindeki bileşiklerle istenmeyen iltihaplanmaların önüne geçilmesinde yardımcı olur. The Journal of Nutrition dergisinde yayınlanan bir araştırmada, bilim adamları çoban üzümü tüketen katılımcıların vücudunda iltihaplanmaya yol açan faktörlerin ortadan kalktığını gözlemlemiştir. Buradan yola çıkarak antosiyaninli yiyeceklerin kronik inflamatuar hastalıkların hafifletilmesinde pozitif etkisi olabileceğini önermişlerdir. (5)

7. Diyabeti Kontrol Eder: Avrupa’da çoban üzümü diyabet ve şeker hastalıklarını kontrol etmede ve semptomları hafifletmede en çok tercih edilen meyvelerden biridir. (6) Hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre çoban üzümündeki bileşikler insülin salgısını tetikleyerek kan şekeri seviyesini düşürür. (7)


Çoban Üzüm Nasıl Kullanılır?

Çoban üzümü geçmişten günümüze farklı amaçlar için kullanılmıştır. Orta Çağ’da çoban üzümü tüketmenin ishale iyi geldiğine inanılırdı. İskoçya ve İrlanda’da yün, keten ve kağıtları boyamak için kullanılmıştır. Günümüzde farklı yemeklere eklenmektedir. En sık kullanım şekilleri aşağıdadır.

  • Çiğ: Çoban üzümü atıştırmalık olarak çiğ tüketilebilir.
  • Çay: Çoban üzümü çayı yaygın olarak tercih edilmektedir.
  • Kek: Meyveli kek olarak tüketimi yaygındır.
  • Meyve Suyu: Günün her saatinde içmek için uygun harika meyve suları yapabilirsiniz.
  • Reçel: Şeker ve çoban üzümünü kaynatarak reçel yapabilirsiniz.

Çoban Üzümünün Zararları / Yan Etkileri

Çoban üzümü genel olarak yemek için güvenlidir ancak bazı bilinen yan etkileri vardır. Tedavi amaçlı kan inceltici ilaçlar alıyorsanız çoban üzümü ilaçların fonksiyonunu artırabilir ve aşırı doz kullanmış olabilirsiniz. Bu durumda da kanın pıhtılaşma özelliği azalabilir.

Çoban üzümü kan şekerini azaltma etkisinden ötürü diyabet ilaçlarının etkisini artırabilir. Bu meyve ve diyabet ilaçları bir araya gelince kan şekerinin normalin altına düştüğü durumlarda oluşan hipoglisemi oluşabilir. Diyabet ilacı kullananlara önemle çoban üzümü tüketmemeleri tavsiye edilir.


Çoban Üzümünün Besin Değerleri

Çoban Üzümü100 Gram 
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori44
Yağdan Gelen Kalori0
Toplam Yağ0.5 g
Doymuş Yağ0 g%0
Trans Yağ
Kolesterol0 mg%0
Sodyum3 mg
Toplam Karbonhidrat11.5 g
Diyet Lifi2.8 g
Şeker0 g
Protein0.7 g
A Vitamini1.08 RE
C Vitamini44 mg
Kalsiyum15 mg
Demir0.8 mg

*Değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Yaşam tarzınıza göre kalori ihtiyacınız daha az veya fazla olabilir.


Roka

Roka faydaları nelerdir ? ROkada hangi vitaminler vardır?

Roka nedir? Roka neye iyi gelir?

Yurt dışında marketlerde roka bazen orijinal adıyla değilde “roket” adıyla satılır. Fransa da ise “roquette” adı kullanılır. Bu varyasyonlar rokanın genel olarak kabul görmüş diğer isimleridir. Rokanın güçlü lezzet ve koku taşıyan yaprakları Akdeniz Coğrafyası’nda tarihler kaydedilmeye başladığından beri yetiştirilmektedir ve sebze İtalyan mutfağının favorilerinden birisidir.

Görünüş olarak sıradan olan roka çoğunlukla salatalara çeşni olarak eklenir. Genç yaprakları yumuşak lezzetliyken, yaşlı ve koyu renkli yapraklar biraz daha biberimsidir ve çorba ve pizza ile uyumludur.


Rokanın Sağlığa Faydaları Nelerdir?

Roka glikozinolitlerin antioksidan özelliği ve enzimlerin detoks özellikleri dahil olmaz üzere geldiği bitki familyasının besin değerlerinin neredeyse tamamını içerir. Harika bir lif, A, C ve K vitamini kaynağıdır. Ayrıca folat, kalsiyum, demir, magnezyum, fosfor, potasyum ve manganda içerir. Sağlığa başlıca faydaları şunlardır:

  • Vücutta Detoks Etkisi Gösterir.
  • Kemik Sağlığını Artırır.
  • Bağışıklık Sistemini Güçlendirir.
  • Kanseri Önler.
  • Sağlıklı Bebek Gelişimine Yardım Eder.
  • Zayıflamaya Yardım Eder.

Roka ayrıca yüksek seviyede protein, tiamin, riboflavin, B6 vitamini, çinko, bakır ve iyi kolesterol seviyesini yükseltip kötü kolesterolü düşüren pantotenik asit (B5 vitamini) içerir. Flavonoid içeriği kolesterolün damarlara yapışmasını önler, tansiyonu düşürür, iltihaplanmayı azaltır ve kan damarlarının fonksiyonlarını iyileştirir.


Roka Besin Değerleri / 100 Gram Porsiyon - Çiğ

 Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori25
Yağdan Gelen Kalori6
Toplam Yağ1 g%1
Doymuş Yağ0 g%0
Trans Yağ
Kolesterol0 mg%0
Sodyum27 mg%1
Toplam Karbonhidrat4 g%1
Diyet Lifi2 g%6
Şeker2 g
Protein3 g
A Vitamini%47
C Vitamini%25
Kalsiyum%16
Demir%8

*Bu değerleri 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam stilinize göre daha az veya daha fazla olabilir.

Roka Hızlı Servis Önerileri

  • Salata: Taze roka, lahana, kırmızı hindiba ve maydanozun bir kasede karıştırın. Zeytin yağı, tuz, biber ve biraz limon suyu ekleyin. Eğer isterseniz kendi salatanızı yapmak için diğer sebzelerden, meyvelerden ve bazı kuruyemişlerden de ekleyebilirsiniz.
  • Peynirli Salata: Taze ve kuru rokayı ince peynir dilimleriyle bir kasede karıştırın. Dilimlenmiş soğan, limon suyu, tuz ve biber ekleyin.
  • Makarna: Roka ve limon suyunu bir kasede karıştırın. Üzerine tuz ve biber ekleyin. Makarnayı pişirin ve süzün ve içine roka karışımınızı, zeytin yağı ve peynirle beraber ekleyin.

Roka Üzerine Yapılan Bilimsel Araştırmalar

Rokanın doğal faydalarını araştıran bir araştırmacı takımı (1) sebzenin mide-bağırsak ülserlerini tedavi etmeye fayda sağladığını bulmuşlardır. Diğer çalışmalar mide ülserine ve sedef hastalığına karşı rahatlama verdiğinini ve cilt, dil ve ağız kanserlerinden koruduğunu belirtmişlerdir. Roka yeşil yapraklı sebzelerden biridir ve ağır metallerin metabolizmada sebep olduğu zehirlenme etkilerine karşı vücudu temizleme özelliğine sahiptir, özellikle karaciğer metabolizmasına yardım etmektedir. (2)  Ayrıca böcek ve bitki zehirlerini vücuttan uzaklaştırma özelliğine sahiptir.

Roka Hakkında İlginç Bilgiler

Antik Roma’dan elde edilen yazıtlara göre roka milattan sonraki ilk yüzyıl boyunca güçlü afrodizyak etileri sebebiyle kullanılmıştır. Hindiba, dereotu, marul ve lavanta ile karıştırılarak rokadan özel bir afrodizyak ilaç yapılırmış.

Kaynaklar ve Referanslar

Enginar

Enginarın faydaları nelerdir? Enginar kaç kaloridir?

Enginar Nedir? Enginar Neye İyi Gelir?

Sebzelerin ay çiçeği familyasından olan enginar aslında çok yıllık bir deve dikenidir. İlk olarak Akdeniz coğrafyasında yetiştirilmeye başlanan sebze Roma İmparatorluğu’nun yıkılışıyla beraber bulunamamaya başlanmıştır. 1500’lü yıllarla beraber İtalya’da tekrar yaygınlaşmış, oradan da dünyaya yayılmıştır. Eğer doğal olarak büyümeye bırakılırlarsa enginarlar büyük mor çiçekler açar.


Enginarın Sağlığa Faydaları Nelerdir?

Enginar hayatımıza olağan devam edebilmemizde çok önemli olan günlük lif ihtiyacının %28’ini karşılar. Lif aynı zamanda kan şekeri ve tansiyonun düşmesine yardımcı olur, iltihaplanmayı önler, kalp sağlığını korur ve kötü kolesterol seviyesini düşürür. İçersindeki siyanarin karaciğerdeki safra üretimini artırarak vücuttaki kolesterolü vücuttan uzaklaştırır.

Enginarın bir diğer faydası 100 gramının askorbik asit olarak da bilinen vitamin C ihtiyacının %25’ini karşılamasıdır. C vitamini vücudumuz besinleri enerjiye çevirdikçe ortaya çıkan serbest radikallerden hücrelerin korunmasında rol oynar. C vitamini ayrıca vücuttaki yaraların hızlı iyileşmesine ve demir mineralinin emilimine de fayda sağlar. Enginar içerisindeki diğer önemli bileşikler ise, günlük ihtiyacın %24’ü oranında bulunan vitamin K (antioksidandır) ve %22’si oranında bulunan folattır. Folat RNA ve DNA hücrelerinin korunmasında ve yapımında önemli rol oynar. Sebzenin içinde bir dizi de önemli mineral yer alır ki bunlar: Magnezyum, mangan, bakır, potasyum ve fosfordur.

Enginarın Başlıca Faydaları:

  • Kansere Karşı Korur.
  • Kalp Sağlığını İyileştirir.
  • Tansiyonu Düzenler.
  • Karaciğer Sağlığını İyileştirir.
  • Boşaltımı Kolaylaştırır.
  • Alkolün Olumsuz Etkilerini Azaltır.

Enginar Besin Değerleri / 100 g porsiyon için - Çiğ

 Miktar% Günlük İhtiyacı Karşılama Oranı
Kalori47
Yağdan Gelen Kalori1
Toplam Yağ0 g%0
Doymuş Yağ0 g%0
Trans Yağ
Kolesterol0 mg%0
Sodyum94 mg%4
Toplam Karbonhidrat11 g%4
Diyet Lifi5 g%22
Şeker1 g
Protein3 g
C Vitamini%20
Kalsiyum%4
Demir%7

*Günlük ihtiyacı karşılama oranları günlük 2000 kalorilik bir diyet için geçerlidir. Yaşam tarzınıza göre kalori ihtiyacınız daha az veya fazla olabilir.

Enginar Üzerine Yapılan Bilimsel Araştırmalar

2011 yılında yapılan bir araştırmayla, enginarın tüketilebilir kısımlarından elde edilen özlerin göğüs kanseri hücrelerinin gelişimi üzerinde negatif etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Bu öz sayesinde kanserli hücre hareketleri ve işgali önemli ölçüde azaltılarak enginarın kanserle savaşma konusunda oldukça başarılı olduğu ortaya konmuştur. (1) Diğer testlerde enginarın sadece yüksek antioksidan potansiyeli olmadığı aynı zamanda karaciğer kanserinin gelişimini yavaşlattığı gösterilmiştir. (2)

Cleveland üniversite hastanesinde yapılan bir araştırmayla, enginarda bulunan silimarinin adlı bir flavonoidin bir cilt kanseri kemoönleyicisi (3) veya bir anti-kanserojen ajan olduğu bulunmuştur. Enginar ve yeşil çayın ikisinin de cilt kanseri olasılığını düşüren hatta tamamen önleyen doğal ajanlar olduğu bilgisi kamuoyuna sunulmuştur.


Kaynaklar ve Referanslar

Kayısı

Kayısının sağlığa faydaları nelerdir ? Kayısı Çekirdeği ve Kayısı Yağı faydaları nelerdir?

Kayısı Neye İyi Gelir?

Sarımtırak, tatlı ve kadifemsi kabuğa sahip meyveler olan kayısılar şeftali, erik ve nektarin ile yakın akrabadır. Yapraklarını döken ağaçlarda yetişen bu meyvelerin neredeyse tamamı aynı boyutlarda olur ve  meyvenin ortasında yenebilen bir çekirdek barındırır. Kayısı M.Ö. 60’lı yıllardan beri Yunanistan’da ve ülkemizde tanınmaktadır ve meyveye “güneşin altın yumurtaları” adını veren Yunanlılar tarafından Avrupa’ya taşınmıştır. Günümüzde taşıdığı ticari değerin büyük kısmı Akdeniz ve Orta Doğu’da yetişen meyvelerden kaynaklanmaktadır. Ayrıca sezonu geçtiği zamanlarda da Güney Amerika ve Yeni Zelanda’da yetiştirilmektedir.


Kayısı taze tüketilebilir ve her türlü salataya lezzet ve koku katması için eklenebilir. Kuru kayısı en çok tüketilen formudur ve çoğunlukla kuruyemişler ve diğer kurutulmuş meyvelerle karıştırılarak sunulur. Bu meyvenin çekirdekleri çeşitli satıcılarda ayrı olarak da satılır ve çekirdeklerinde acı bir yağ elde edilir.

Kayısının Sağlığa Faydaları

Taze kayısıda en çok bulunan vitamin, vitamin A’dır. Bir kayısıda günlük A vitamini ihtiyacının %13’ü bulunur. Ayrıca içerisinde biri dizi karoten bulunur ki bunlar gözlere ve görmeye, sağlıklı bir cilde, mukoza dokularına ve akciğer ve ağız kanserlerine karşı koruma sağlar. Kayısı aynı zamanda iyi bir vitamin C kaynağıdır. İçerisindeki lutein ve beta cryptoxanthin gibi flavonoidler sayesinde yaşlanma kaynaklı hastalıkları ve zayıflıkları önler. Göz retinasında emilen bir karoten olan Zeaxanthin sayesinde gerçekleşen UV koruyucu faaliyetler ile yaşa bağlı maküler dejenerasyona (sarı nokta hastalığı) karşı gözleri tamamen koruyabilir. 

Kayısı sağlığa faydalı olan bir dizi diğer fitokimyasal da barındırır. Bunlardan bazıları kolesterol seviyelerini normal seviyede tutarak kalp rahatsızlıklarını önleyebilir. İçerisindeki diyet lifi sindirim sisteminin düzgün çalışmasına fayda sağlar. Potasyum içeriği ile tansiyon ve nabzı düzenler.


Kayısı Çekirdeği Nedir? Faydalı mıdır Yoksa Zararlı mıdır? Yenir mi? Faydaları Nelerdir?

Bilimsel adı Prunus armeniaca olan kayısı çekirdekleri kayısı meyvesinin tam ortasında bulunur. Bu çekirdekler süregelen bir tartışmanın öznesidir. İçlerinde bir dizi nadir bileşik bulunur ve bu bileşiklerden bazıları insan sağlığı için önemli tehlike oluşturur. (1) Bu bileşiklerin en önemlisi olarak çekirdeğin içinde bulunan B17 vitaminini (amigdalin) gsöterebiliriz. Bazı araştırmalar göstermiştir ki bu bileşiğin anti kanser özellikleri vardır ancak bir dizi diğer araştırma ise bunun aksini iddia edip bu çekirdeklerin özellikle büyük miktarlarda tüketmek için çok tehlikeli olduğunu iddia etmektedir. Vitamin B17, Vitamin C ile bir araya gelince vücutta kimyasal olarak siyanide dönüşür. İnsan vücudu küçük miktarlarda siyanidi işleyebilirken, bir poşet dolusu kayısı çekirdeği yemek ölümcül siyanid dozu almak anlamına geliyor. (2) Bu yüzden kayısı çekirdeğinin ticari satışı dünyanın büyük bölümünde yasaklanmıştır ancak internet üzerinden satılmaya devam etmektedir.

Kayısının Besin Değerleri / Dilimlenmiş Bir Kase Kayısı - 165 gram - Çiğ

 Miktar% Günlük Değer
Kalori79
Yağ Kaynaklı Kalori5
Toplam Yağ1 g %1
Doymuş Yağ00
Trans Yağ
Kolesterol0 mg%0
Sodyum2 mg%0
Toplam Karbonhidrat19 g%6
Diye Lif3 g%13
Şeker15 g
Protein2 g
Vitamin A%64
Vitamin C%27
Kalsiyum%2
Demir%4

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Yaşam tarzınıza göre kalori ihtiyacınız daha fazla veya az olabilir.


Kayısı Üzerine Yapılmış Araştırmalar

Bir çalışmada Japon Kayısısı özünün kolon kanseri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bilim adamları araştırma sonucunda kötü huylu kanser hücrelerinin çoğalmasının durduğunu ve kendilerini yok ettiklerini gözlemlemişlerdir. (3) Birçok diğer araştırmada da meyve ve sebzelerin bazı kanserlerin oluşum riskini azalttığı ortaya konmuştur. Bu durum özellikle karoten içerenler için geçerlidir. (4)

Kaynaklar:

Elma

Elmanın sağlığa faydaları nelerdir ? Elmadaki vitaminler nelerdir ?

Elma Neye İyi Gelir?

Elma lezzetli, kıtır, sulu ve tatlı bir meyvedir. Dünyanın her bölgesinde yaygındır ve atıştırmalık ve yemek olarak çok sık kullanılır. Elma çok yönlü bir meyvedir ve kökenleri Mezopotamya dediğimiz, bir bölümü ülkemiz sınırları içerisinde olan, Orta Doğu’da Dicle ve Fırat Nehirleri arasında kalan kısımdır. Dünya çapında 7500 çeşit elma yetişmektedir.


Elmanın Sağlığa Faydaları Nelerdir?

Elma çok yönlü bir meyvedir ve geniş yelpazede sağlık faydaları sağlar. Elma özellikle C vitamini açısından çok zengindir, ayrıca iltihaplanmaya sebep olan serbest radikalleri önleyen güçlü bir antioksidan olan A vitamini açısından da iyi bir kaynaktır Önemli miktarda lif içerir ki, lifli besinler kötü kolesterol (LDL) emilimini azaltır. Riboflavin (B2), tiamin (B1) ve piridoksin (B6) açısından önemli bir kaynaktır. Bu vitaminler vücuttaki hayati fonksiyonların gerçekleştirilmesi için enzim salgılanmasında önemli rol oynar.

Elma yer alan diğer mineraller kalp atışını ve tansiyonu kontrol eden demir, bakır, çinko, kalsiyum ve potasyumdur. Bütün bu içerdiği faydalı bileşikler elmanın neden olmazsa olmaz bir besin olduğunun adeta ispatıdır. Her diyette mutlaka yer alması gereken besinler diye bir liste yapılacaksa elma kesinlikle bu listeye girer. Ayrıca bir hatırlatma yapmak da fayda var. Elma içerisinde en çok böcek zehiri bulunan besinlerden biridir. Bu yüzden organik olarak tüketilmesi diğer besinlerin aksine elma için daha bir önemlidir.


Elmanın Besin Değerleri / 125 gr Elma - Kabuklu - İçin

 Miktar% Günlük Değer
Kalori65
Yağ Kaynaklı Kalori2
Toplam Yağ0 g%0
Doymuş Yağ0 g%0
Trans Yağ
Kolesterol0 mg%0
Sodyum1 mg%0
Toplam Karbonhidrat17 g%6
Diyet Lifi3 g%12
Şeker13 g
Protein0 g
Vitamin A%1
Vitamin C%10
Demir%1
Kalsiyum%1

*Bu değerler 2000 kalorilik günlük diyet için geçerlidir. Günlük kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza bağlı olarak az veya çok olabilir.

Elma Üzerine Yapılmış Bilimsel Araştırmalar

Araştırmalardan biri, elmada bulunan flavonoid ve nitratların tansiyonu düşürürek ve kan akışını düzenleyen endotel fonksiyonu iyileştirerek, kardiyovasküler kalp rahatsızlıklarına karşı vücudu koruduğunu göstermiştir. Flavonoidler meyve, sebze ve tüketilebilir bitkilerde doğal olarak bulunan en önemli fitokimyasallardan biridir. (1)

Araştırma ayrıca elma yeme alışkanlığıyla bazı kanserlerin gelişmesi arasında ters orantı bulmuşlardır. Bu durum özellikle kolorektal (kolon – rektum) kanserde belirgindir. (2) Ortaya çıkan bilgiler ışığında elmanın çoğu besine kıyasla çok daha fazla antioksidan barındırdığı ve kabuğuyla tüketilmesinin daha faydalı olduğu açıklanmıştır. İlgi çekici bir diğer bulgu da kolorektal kanser riskini azalttığı bilinen başka bir meyve yoktur. Bu çerçevede elma meyvesinin tüketimi fazla oldukça faydası da aynı oranda artmaktadır.


Elma Hakkında Bazı İlginç Tarihsel Bilgiler

M.Ö. 1500’lü yıllarda Kuzey Mezapotamya’da, bir kısmı ülkemiz sınırları içerisinde yer alan Asurlular Uygarlığı vatandaşı Tupkitilla tarafından tutulan elma bahçesi ticareti kaydı tabletinde belirtilene göre, Tupkitilla bahçesini 3 değerli damızlık koyuna satmıştır. Yine ülkemiz coğrafyasında Hititlilerde kanunlara göre her kim bir elma bahçesini yok edecek bir yangına sebep olur veya göz yumarsa 3 şekel ile cezalandırılırmış.

Özet

Elmanın sağladığı bütün yararlara bakınca, niçin olmazsa olmaz bir besin olduğu anlaşılıyor. Elmaların masallardan, romanlara yıllardır günümüze kadar anlatıla gelmiş olan meyveler olmasının sebebi onların sulu ve kıtır olmaları değildir. Hem pişmiş hem çiğ olarak tüketilmeye çok uygundurlar ve her ısırıkta kansere karşı savaşan antioksidanlar içermektedirler. Ancak elma tüketiminde içeriğinde fruktoz olması sebebiyle dikkatli olmak gerekir. Aşırı oranlar sağlığa zarar verebilir.

Kaynaklar / Referanslar