Zerdeçal

Zerdeçal tozu ve zerdeçal baharatı...

Zerdeçal Nedir? Neye İyi Gelir?

Zerdeçal kalın kahverengi kabuklu, koyu turuncu etli ve portakal – zencefil karışımı kokulu bir kök baharatıdır. Çoğu kişi bilimsel adı Curcuma longa olan zerdeçale aşinadır. Sarı rengiyle dikkat çeken baharat Hint mutfağında çok ünlüdür ve biberimsi, ılık ve acı bir lezzeti vardır. Bitki bir çok kaynakta Hint safranı adıyla da anılır.

Köklerinden zerdeçal baharatı elde edilen zerdeçal bitkisi
Köklerinden zerdeçal baharatı elde edilen zerdeçal bitkisi

Yıllar boyunca zerdeçal hakkında çok sayıda bilimsel araştırma yapılmış ve sağlığa faydaları hakkında oldukça olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Bitki içerdiği kurkumin maddesiyle öne çıkar. Bu madde ve bileşimindeki diğer etken maddeler sebebiyle, çok çeşitli tedavi geleneklerinde bitkisel ilaç olarak kullanılmaktadır. Bu baharatı diyetinize eklemek için farklı tüketim şekillerinden birini seçebilirsiniz. Zerdeçal besin takviyeleri, zerdeçal yağı, zerdeçal tozu ve çayının yanı sıra son yıllarda zerdeçal, süt ve bazı diğer baharatlar kullanılarak hazırlanan altın süt oldukça popüler ve tutulan besinler olmuştur. Baharatın kullanım şekillerini ve altın süt tarifini yazının ilgili başlığından bulabilirsiniz.

Zerdeçalın Faydaları Nelerdir?

1- Doğal Bir İltihap Sökücüdür: İltihap vücudun yabancı ve zararlı maddelere karşı geliştirdiği tepkilerdir ve vücuttaki hasarın onarılmasında rol oynar. İltihaplanma olmadığında bakteri vb. patojenler vücudu ele geçirip ölüme yol açabilir. Ancak akut ve kısa süreli iltihaplanmalar faydalı olsa da; kronikleştiğinde büyük bir sorun olur ve vücudun kendi dokularına düzensiz zararlar vermeye başlar. Kronik iltihaplanmalar kalp hastalıkları ve Alzheimer dahil hemen hemen bütün kronik hastalıklarda önemli bir sorundur. Bu yüzden kronik iltihaplanmaları önleyebilen her şey hastalıkların önlenmesinde faydalıdır.

Zerdeçalde bulunan kurkumin iltihaplanmayla moleküler düzeyde savaşan güçlü bir antienflamatuardır. (3) O kadar etkilidir ki; yan etki göstermeden bazı antienflamatuar ilaçların etkisini yapar. (1, 2) 

2- Vücudun Antioksidan Kapasitesini Artırır: Oksidatif hasar ve serbest radikaller yaşlanma ve çok sayıda hastalığın sebeplerinden biridir. Kurkumin kimyasal yapısıyla serbest radikalleri etkisizleştiren güçlü bir antioksidandır. (4, 5) Ayrıca vücudun kendi antioksidan enzimlerinin aktivitesini artırır. (6 ,7)

3- Beyin Fonksiyonlarını Artırır ve Beyin Hastalığı Riskini Düşürür: Önceleri nöronların çocukluktan sonra bölünüp çoğalmadığı düşünülürdü ancak günümüzde bunun gerçekleştiği biliniyor. Nöronlar yeni bağlantılar kurabilir ve ayrıca beynin bazı bölümlerinde sayıları çoğalabilir. Bu sürecin arkasında beyin-türevli nörotrofik faktör (BDNF) bulunur; bu beyinde fonksiyon gösteren bir çeşit büyüme hormonudur. (8) 

Zerdeçal ve kurkumin tüketimi beyindeki BDNF seviyelerini artırabilir. (9, 10) Bu sayede çok sayıda beyin hastalığını ve yaşlanma kaynaklı gerilemeleri erteleyebilir veya iyileştirebilir. (11)

Ayrıca hafızayı geliştirip, genel zekaya olumlu katkıda bulunabilir. Ancak bu faydasının onaylanması için kontrollü insan deneyleri gereklidir. (12) 

4- Kalp Hastalığı Riskini Düşürür: Kalp hastalıkları dünya çapındaki bir numaralı ölüm sebebidir. Kurkumin maddesi kalp hastalığına yol açan süreci tersine çevirebilir. (13) Belki de kalp hastalıklarıyla ilgili kurkuminin en önemli faydası kan damarlarının iç yüzey kaplaması olan endotelyumun fonksiyonlarını iyileştirmesidir. Endotel disfonksiyon kalp sorunlarının önemli sebeplerindendir ve ayrıca tansiyon, pıhtılaşma ve diğer bazı sorunlara sebep olabilir. (14) 

Yapılan araştırmalar kurkuminin endotel fonksiyonu iyileştirdiğini göstermektedir. Bir araştırma, bu maddenin egzersiz kadar iyi olduğunu belirtirken, bir diğer araştırma Atorvastatin ilacı kadar etkili olabileceğini belirtmektedir. (15, 16) Madde ayrıca iltihaplanma ve oksidasyonu da azaltmaktadır. Bir araştırmada koroner arter baypas ameliyatına giren 121 kişiye ameliyattan birkaç gün önce ve sonra tesadüfen, plasebo veya günde 4 gram kurkumin verilmiştir. Kurkumin alan grupta hastanede kalp krizi geçirme riski %65 azalmıştır. (17)

5- Kanserin Önlenmesine ve Tedavisine Yardımcı Olabilir: Ortak noktaları olan çok çeşitli kanser tipleri vardır. Bazı türler zerdeçal/kurkumin besin takviyelerinden etkilenmektedir. (18) Zerdeçal kanser tedavisine etkileri açısından incelenmiş ve kanser büyümesini ve yayılmasını moleküler düzeyde etkilediği ortaya çıkmıştır. (19) Araştırmalara göre bitki kanserli hücrelerin ölümüne ve anjiyogenezin (tümörlerde yeni kan damarları oluşumu) ve metastazın (kanserin yayılması) azalmasına yol açmaktadır. (20) Bu etkileri insanlar üzerinde tamamen incelenmemiştir ancak bitkinin kanserin ortaya çıkmasını önlediğine yönelik, özellikle kolorektal kanseri gibi sindirim sistemi kanserlerinde kanıtlar bulunmaktadır.

Kolonda zaman zaman kansere dönen lezyonları olan 44 erkeğin katıldığı bir araştırmada, günde 4 gram kurkumin alan erkeklerde lezyon miktarı %40 azalmıştır. (21) Belki de zerdeçal bir gün kanser tedavisiyle beraber kullanılabilir. Bunu iddia etmek için erken olsa da kanıtlar oldukça iyimserdir.

6- Alzheimer’ı Önleyebilir: Alzheimer en yaygın görülen nörodejeneratif hastalıktır ve demansın en büyük sebeplerinden biridir. Bu ciddi hastalığı ortaya çıkmadan önce önlemek çok önemlidir. Bilinenlere göre Alzheimer’da iltihaplanma ve oksidatif hasar rol oynar ve zerdeçal bu iki etkene karşı da güçlüdür. (22)  Ayrıca hastalık amiloid plaklar denen protein yapılarıyla belirginleşir. Araştırmalara göre zerdeçal/kurkumin bu plakları temizleyebilir. (23) 

7- Artrit Hastalarına Önemli Faydalar Sağlar: Artrit batı dünyasında önemli bir sorundur. Birkaç türü vardır ve çoğunluğu eklemlerde iltihaplanmaya sebep olur. Güçlü bir iltihap sökücü olan zerdeçal artrite karşı yardımcı olabilir. Bir dizi araştırma bu düşünceyi doğrulamaktadır. Bir araştırmada romatoid artriti olan kişilerde, zerdeçal/kurkumin desteği antienflamatuar ilaçlardan daha etkili olmuştur. (24) Çok sayıda diğer araştırma zerdeçal tüketimi ile semptomların azaldığını belirtmektedir. (25, 26)

8- Depresyona Karşı İnanılmaz Etkilidir: Zerdeçal ve kurkumin depresyon tedavisinde büyük potansiyel göstermektedir. Kontrollü bir deneyde, depresyonu olan 60 kişi 3 tesadüfi gruba ayrılmıştır. Bir grup Prozac, diğer grup bir gram kurkumin ve 3. grup hem Prozak hem de kurkumin kullanmıştır. 6 hafta sonra, kurkumin Prozak’ın etkilerine benzer olumlu gelişmelere sebep olmuştur. Hem Prozac hem de kurkumin kullanan grup en büyük gelişmeyi göstermiştir. (27) Bu araştırmaya göre kurkumin antidepresanlar kadar etkilidir. Ayrıca zerdeçalın beyin nörotransmiterleri olan serotonin ve dopamin seviyelerini artırdığına yönelik kanıtlar vardır. (28, 29)

9- Yaşlanmayı Yavaşlatır, Yaşlanma Kaynaklı Kronik Hastalıklarla Savaşır: Zerdeçal sağlığa olan faydalarıyla uzun yaşama katkı sağlar. Bu sebeple bitki bir anti-aging takviyesi olarak oldukça ünlenmiştir. Kurkumin etken maddesi oksidasyon ve iltihaplanmadaki rolleriyle hastalıkları önlemekten fazlasını yapabilir. (30) 

10- Zerdeçalın Cilde Faydaları: Bitki sivilceleri önleyebilir. Düzenli kullanımı akne lekelerini giderir. Antiseptik ve antienflamatuar özellikleriyle cildin iyileşme hızını artırır. İçerdiği kurkumin maddesi antioksidan özellikleri sayesinde ciltte ortaya çıkan kırışıklık, renk değişimleri vb. yaşlanma belirtilerini azaltır. Yağ bezlerinden cildin yağının korunması amacıyla salgılanan yağ miktarını düzenleyerek ciltteki aşırı yağlanma sorunlarını giderebilir.


11- Zayıflamaya Kolaylaştırır: Altın baharat zerdeçal metabolizmayı hızlandırarak kalori yakımını artırır ve zayıflamayı kolaylaştırır. Ayrıca diyete dayalı zayıflama yöntemlerinde önemli faktörler olan yağ kütlesinin ertitilmesinde ve karaciğerin temizlenmesinde etkilidir. (31) İçerdiği kurkumin bileşeniyle kötü kolesterolü düşürür ve zayıflama çabalarına olumlu fayda sağlar.

12- Karaciğer Sağlığını Artırır: Zerdeçal ve içerdiği aktif bileşenler lenf sistemini uyararak vücuttaki toksisiteyi azaltır ve karaciğer sağlığını artırır. Antioksidan aktivitesi sayesinde siroz ve karaciğer yağlanması gibi hastalıklarda ideal çözümlerden biri olabilir.

13- Kan Pıhtılarını Önler: Zerdeçal tozu çok güçlü bir kan incelticidir. Bu antikoagülan etkileri pıhtılaşmayı azaltır.

14- Diyabeti Tedavi Edebilir: Zerdeçal tozunda bulunan kurkumin kan şekerini düşürür ve tip-1 ve tip-2 diyabet riskini önleyebilir.

15- Mide Bağırsak Sorunlarını Tedavi Edebilir: Zerdeçal tozu uzun zamandır mide rahatlatıcı olarak kullanılmaktadır. Özellikle kabızlık, mide krampı ve rahatsız bağırsak sendromlarında etkilidir. (32) Antienflamatuar özellikleriyle ülser ve bağırsak kanaması riskini düşürür ve bağırsaklarda genel olarak tahrişi azaltır. Çoğunlukla iltihaplı bağırsak hastalığı olan kişilere önerilir ve hatta Crohn hastalığı gibi daha ciddi sorunlarda etkili olabilir.

16- Menstrual Sorunları Tedavi Edebilir: Şiddetli mestrual rahatsızlıklar, ağrı, şişkinlik, aşırı kanama ve ruhsal değişiklikler gibi sorunlarda aradığınız bitki zerdeçal olabilir. (33) İltihap sökücü ve rahatlatıcı etkileri adet döneminin rahatsızlık veren çoğu semptomuna karşı etkili olabilir. 

17- Kistik Fibrozu Önler: Bu ciddi hastalık çok tartışılmasa da oldukça tehlikelidir. Zerdeçalde bulunan kurkuminin bu hastalığa yol açan protein-folding mutasyonlarını düzeltebileceği düşünülmektedir. (34)

Zerdeçalın Yan Etkileri / Zararları

Zerdeçal genellikle alerjiye sebep olmayan bir bitkidir ancak bazı kişilerde mide rahatsızlığı, mide bulantısı, baş dönmesi ve ishal görülebilir. Aşırı kullanımı önerilmez. Bir rapora göre günde 2 kere 1500 mg zerdeçal kullanan biri tehlikeli kalp ritmi sebebiyle hastaneye yatmıştır. Ancak asıl sebebin zerdeçal olup olmadığı net değildir. Aşırı dozlardan kaçınmanız önerilir. Aşağıdaki durumlarda olumsuz etkileri olabilir. (35) 

Hamilelik ve Emzirme: Yemek miktarlarında tüketilmesi güvenlidir. Ağızdan tıbbı dozlarda tüketilmesi adet gördürebilir ve hamileliği riske sokabilir. Hamileyken tıbbi dozlarda kullanmayın. 

Safra Kesesi Sorunları: Zerdeçal safra kesesi sorunlarını kötüleştirebilir. Eğer safra taşı veya safra kanalı tıkanıklığı sorunlarınız varsa kullanmayın.

Kanama Sorunları: Bitki pıhtılaşma sürecini yavaşlatabilir. Kanama sorunları olan kişilerde kanama riskini artırabilir.

Diyabet: İçerdiği kurkumin kan şekerini düşürebilir. Kan şekerini aşırı düşürebileceği için dikkatli kullanılmalıdır.

Hormon-Hassas Kanserler: Bu konu hakkında yeterli araştırma yoktur ancak bitkinin östrojen benzeri etkiler gösterebileceği düşünülmektedir ve göğüs, yumurtalık, uterüs vb. hormon hassasiyeti olan kanser sorunu olan kişiler dikkatli kullanmalıdır.

Doğurganlık: Ağızdan alındığında erkeklerde doğurganlığı azaltabilir. Çocuk sahibi olmayı deneyen kişiler dikkatli kullanmalıdır.

Demir Eksikliği: Yüksek miktarlarda zerdeçal kullanılması demir emilimini önleyebilir. Demir eksikliği olan kişiler dikkatli ve bilinçli kullanmalıdır

Ameliyat: Bitki pıhtılaşmayı yavaşlatabilir. Planlanmış ameliyatınızdan 2 hafta önce kullanmayı bırakın.

Zerdeçal Besin Değerleri

Zerdeçal1 Yemek Kaşığı - 7 Gram, Baharatı
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori23.9%1
Yağ Kaynaklı Kalori5.6
Toplam Yağ0.7 g%1
Doymuş Yağ0.2 g%1
Trans Yağ--
Kolesterol--
Sodyum2.6 mg%0
Toplam Karbonhidrat4.4 g%1
Diyet Lifi1.4 g%6
Şeker0.2 g
Protein0.5 g%1
C Vitamini1.7 mg%3
B6 Vitamini0.1 mg%6
Niasin0.3 mg%3
Manganez0.5 mg%26
Demir2.8 mg%16
Potasyum170 mg%5

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.


Zerdeçalın Kullanım Şekilleri

Bitkinin çeşitli kullanım şekilleri vardır. (37)

1- Zerdeçal Kökü: Bitkinin kökü doğranmış ve kabuğu soyulmuş şekilde koku ve lezzet katması için yemeklerde kullanılabilir. Diğer kullanımlarda günde 1.5-3 gram arası önerilir.

2- Zerdeçal Tozu/Baharatı: Zerdeçalin en sık kullanılma şeklidir. Baharat olarak çorbalarda, yahnilerde ve çeşitli yemeklerde kullanılabilir. Diğer kullanımlarda ortalama günde 1,500 mg önerilir.

3- Zerdeçal Besin Desteği/Kapsülü: Sağlığa olan faydalarından yararlanmak için çok sayıda insan konsantre zerdeçal takviyesi kullanmaktadır. Eczanelerde ve diğer satıcılarda bulunabilir. Güvenilir kaynaklardan satın almanız önerilir.

4- Zerdeçal Çayı: Zerdeçal tozunu veya kökünü zerdeçal çayı yapmakta kullanabilirsiniz. Mide bağırsak sorunu ve solunum yolu iltihaplanması olan kişiler tarafından kullanılması yaygındır. Bu güçlü çayın diyetlerde yer alması her geçen gün popülerleşmektedir. Sıcak suyla yapılan çaylarında tek seferde 14 gramdan fazla zerdeçal kullanılması önerilmez.

5- Zerdeçal Tentürü: Oldukça yüksek oranda zerdeçal içerir. Ağızdan, smoothielerle veya su ile karıştırılarak kullanılır. Bitkinin alkole daldırılmasıyla elde edilir. Günde 4 seferde toplam 60-120 damla arası önerilir.

6- Zerdeçal Yağı: Bu yağ yüksek yoğunluktadır ve dikkatli kullanılmalıdır. Su, çay veya bal ile birlikte tüketmeniz önerilir ve tek seferde 5 damladan fazla tüketmeniz önerilmez. Eğer bu esans yağı bölgesel olarak kullanacaksanız, alerjiniz olmadığından emin olmalısınız. (36) 

Altın Süt Nedir? Altın Süt Nasıl Hazırlanır?

Altın süt veya diğer adıyla zerdeçal sütü genellikle boğaz ağrısı ve soğuk algınlığını gidermek için içilir. Ancak nadir lezzeti ve ilgi çekici rengiyle bu gün kafe ve restoranlarda bulunabilen bir içecektir. Yükselen popüleritesiyle beraber 2016’da bazı uluslararası gazete ve dergiler tarafından yılın içeceği seçilmiştir. Eğer denemeyi düşünüyorsanız aşağıdaki tarifle kendinize hazırlayabilirsiniz.

Altın Süt Tarifi

Malzemeler:

  • 2 bardak süt (Badem veya hindistan cevizi sütü de kullanılabilir.)
  • 1 çay kaşığı zerdeçal tozu
  • Yarım çay kaşığı tarçın tozu
  • Bir tutam karabiber ve 1/4 çay kaşığı zencefil
  • 2 yemek kaşığı bal (isteğe bağlı tatlandırıcı)

Hazırlanışı:

  • Bütün malzemeleri yüksek hızlı bir blenderda karıştırın.
  • Bir tavada 3-5 dakika iyice ısıtın ancak kaynatmayın.
  • Bekletmeden tüketin.
Kaynaklar / Referanslar
Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın

Biberiye

Taze biberiye yaprakları...

Biberiye Nedir? Neye İyi Gelir?

Biberiye bilimsel adı Rosmarinus officinalis olan, her mevsim yeşil kalan çok yıllık bir bitkidir. İğne şeklinde parlak pembe, mor, beyaz veya mavi çiçekler açar. Oldukça ünlü bir baharattır ve hemen hemen her süpermarketin baharat reyonunda bulunabilir. Bu bitki ılık, acı ve buruk bir lezzete sahiptir ancak çorba, sos ve çeşitli yemeklere harika bir lezzet katar. Hem kurutulmuş tozu hem de taze yaprakları kullanılabilir. Yapraklarından ve çiçeklerinden biberiye çayı, biberiye esans yağı veya sıvı biberiye özü hazırlanabilir. Ayrıca besin desteği olarak kapsül halinde bulmak mümkündür.

Bitkinin ana vatanı Akdeniz Bölgesi’dir ve Akdeniz’e kıyısı olan medeniyetler olan; Romalılar, Yunanlılar ve İbraniler tarafından kutsal kabul edilmiştir. Hem İtalyan hem de Türk mutfağında geniş kullanım alanına sahiptir.

Biberiyenin Sağlığa Faydaları Nedir?

1- Kelliği Önler, Saçların Uzamasını Hızlandırır: Biberiye yağı saç uzamasını artırır, beyazlamayı yavaşlatır, kepeği ve kuruluğu tedavi eder. Araştırmalara göre bitki, kalıcı kellik vakalarında saçları uzatabilir. (1) Ayrıca kafa derisinde kan dolaşımını artırarak saç kaybını azaltabilir.

2- Beyin Fonksiyonlarını Güçlendirir: Biberiyenin ilk kullanılma sebebi olan ve belgelenen faydalarından biri; bilişsel uyarıcı olmasıdır. (2) Hafıza performansını ve kalitesini artırır. Farkındalığı, zekayı ve dikkati geliştirir.

Bu faydalarının yanı sıra bitki beta-amiloid plakları önler ve asetilkolinesterazı baskılar. Bu iki oluşum Alzheimer, ataksi ve demansın birincil sebepleridir. (3) Yaşlılarda ve diğer akut kognitif bozuklukları olan kişilerde zihinsel aktiviteleri tetiklediği ve iyileştirdiği düşünülmektedir. (4)

3- Nörolojik Koruma Sağlar: İçerisinde bulunan karnosik asit nöroprotektif özellikler gösterir. Sinir hücrelerindeki oksidatif stresi ve aşırı uyarılmayı azaltır, sinir sistemini korur. (5, 6) Ayrıca beynin çeşitli bölgelerini iskemik yaralanma gibi doku hasarlarından koruyabilir, sinir dokularını iyileştirip pıhtıları azaltır. (7)

4- Karaciğeri Temizler, Vücutta Detoks Etkisi Gösterir: Biberiye siroz seviyelerini düşürebilir ve karaciğerin daha hızlı iyileşmesini sağlayabilir. Ayrıca tip-2 diyabete sebep olan plazma karaciğer enzimlerini azaltır. İçerdiği karnasol maddesi karaciğer doku bozulmasını ve enerji deposu karaciğer glikojeninin tükenmesini önler.

Bitki doğal bir idrar söktürücüdür ve vücuttaki toksinlerin atılmasını hızlandırır. (8) Su atılımıyla beraber patojenlerin, tuzların ve hatta aşırı yağın atılmasını sağlayabilir. Çoğunlukla tiroid disfonksiyonu olan kişilerde görülen üreminin tedavisine yardımcı olur.

5- Stresi Azaltır: Bitkinin kokusu ruhsal durumun iyileşmesi ve zihnin temizlenmesiyle ilişkilidir. (9) Kronik anksiyete ve depresyon sorunu olanlarda rahatlatıcı etkiler yapar. Ayrıca kortizol (stres hormonu) seviyelerini düşürür ve vücuttaki gerginliği azaltır.

6- Hormon Dengesini Sağlar: İçerdiği karnosol androjen ve östrojen seviyelerini dengeler. Ayrıca DHT’i (Dihidrotestesteron) düşürür. Bu sayede prostat sağlığını ve saç uzamasını artırır.

7- Kanseri Önler: Manganez, karnosol, rosmarinik asit, karnosik asit ve diğer maddeler antioksidan, antienflamatuar, antiprolatif ve antikanser özellikler gösterir. (10, 11) Bu maddeler kanser hücrelerini öldürür. (12) Kolon, kan, göğüs, prostat, yumurtalık, serviks, karaciğer, akciğer, mesane ve pankreas kanseri tedavilerinde umut verici neticeler alınmıştır. (13, 14)

8- Cilt Sağlığını Artırır: İçerdiği antioksidanlar cilt kalitesini artırır. Güçlü anti-aging etkileri vardır, lekeleri iyileştirir ve cilde doğallık katar. Biberiye özütleri ve narenciye besin destekleri birlikte cildi UV ışığı zararlarından korur.

9- Öksürüğü Azaltır: Biberiye yaprakları solunum sisteminden mukus ve balgamı temizler. Öksürük, soğuk algınlığı, grip ve hatta astıma karşı rahatlama sağlar. (15) Rosmarinik asit ciğerlerde her türlü sıvı madde birikimini önler. (16)

10- Kilo Almayı Önler: Biberiye özleri antienflamatuar ve antihiperglisemik etkiler göstererek zayıflamayı hızlandırır. (17, 18) Bir araştırmaya göre karnosik asit açısından zengin olan biberiye, metabolik düzensizlikleri tedavi etmek için kullanılabilir.

11- Antibakteriyel & Antimikrobiyaldir: Bitki bakteriyel enfeksiyonlara karşı oldukça güçlüdür. (19) Ölümcül olabilen ve oldukça bulaşıcı olan stafilokok enfeksiyonlarını önleyebilir. Ayrıca çeşitli gram negatif ve gram pozitif bakterileri tamamen temizleyebilir.

12- Kan Pıhtılarını Önler: Güçlü antioksidan profili sayesinde, antitrombotik etkileri vardır ve kan pıhtılarını önler. (20)

13- Antiülser Özellikleri Vardır: Biberiye tüketimi H. pylori bakterisinin çoğalmasını önler. Bu patojen mide ülserine sebep olan tehlikeli bir bakteridir.

14- Güçlü Bir Antioksidandır, Bağışıklığı Güçlendirir: İçerdiği aktif bileşenler doğal birer antioksidan, antienflamatuar ve anti-kanserojendir. Bu sayede bağışıklık sistemini tehdit eden çok çeşitli hastalıklara ve patojenlere karşı vücudu koruyabilir. (21) 


Biberiyenin Diğer Faydaları

1- Sindirime Yardımcı Olur ve Bağırsak Sağlığını Korur: Güçlü iltihap sökücü özellikleri olan biberiye, mide bozulması, kabızlık, gaz, şişkinlik ve ishal için bitkisel bir çözümdür. (22) Diyetinize eklemeniz bağırsak hareketlerini ve mide-bağırsak sistemini düzene sokar. (23) 

Bitki safra akışını ve safra kesesi performansını artırır. Bu sayede bağırsak sağlığına iyi gelir, rahatsız bağırsak sendromu ve kolik gibi sorunları önleyebilir.

2- Nefesi Temizler, Ağız Kokusunu Önler: Doğal bir antibakteriyel olarak harika bir nefes tazeleyicidir ve ağız sağlığını artırır. Sıcak suda yaprakların bekletilmesiyle hazırlanan karışımı ağız gargarası olarak kullanabilirsiniz. Bu sayede ağızdaki bakteriler temizlenir, ağız kokusu önlenir.

3- Ağrı Kesici ve İltihap Sökücüdür: Analjezik bir madde olarak etkilenmiş bölgeye ağrıyı hafifletmek için uygulanabilir. Ağızdan kullanıldığında baş ağrısı ve migren ağrılarını azaltır. Ayrıca menstrual, mide ve böbrek ağrılarını rahatlatır.

Karnosol ve karnosik asit içerisinde bulunan iki güçlü antioksidan ve iltihap sökücüdür. Kaslardaki, kan damarlarındaki ve eklemlerde iltihabı azaltır. (24) Bu sebeple tansiyon, gut, artrit, fiziksel yaralanma durumlarında veya ameliyat sonrası etkili bir tedavi olabilir. Hem ağızdan alındığında hem de bölgesel uygulandığında faydalıdır. Kardiovasküler sistemdeki iltihaplanmaların azaltılması kalp sağlığını artırıp, aterosklerozu önleyebilir.

4- Spazmları Azaltır, Hareket Kabiliyetini Artırır:  Bitki antiepileptik özellikler gösterir ve vücutta kalp vb. kaslarda görülen istemsiz spazmları önleyebilir. Araştırmalara göre içerdiği sineol vücut aktivitelerini ve lokomosyonu artırır. (25) 

Biberiyenin Yan Etkileri / Zararları

Bitki besin miktarlarında tüketildiğinde güvenlidir. Çoğu kişi için ağızdan, bölgesel olarak ve solunduğunda ilaç olarak tüketilmesi güvenlidir. Seyreltilmemiş yağı ağızdan kullanıldığında tehlikeli olabilir.

Uzun süre boyunca aşırı miktarlarda kullanılması aşağıdaki yan etkileri yapabilir:

  • Kusma
  • Ciltte kızarıklık
  • Kel kişilerde kafa derisinde kaşıntı
  • Diyabet sorunu olanlarda kan şekerinin yükselmesi
  • Epilepsi benzeri kasılmalar
  • Kas spazmı
  • Koma

İlaç Etkileşimleri: Varfarin (antikoagulant), lityum (manik depresyon), lasix (diüretik) gibi ilaçlarla etkileşime girebilir.

Hamilelik ve Emzirme: Tıbbi dozlarda ağızdan kullanılmasının güvenli olmadığı düşünülmektedir. Adet görmeyi tetikleyip düşüğe sebep olabilir. Eğer hamileyseniz önerilen ilaç dozlarında değil yiyeceklerle beraber besin dozlarında tüketmenizdir. Emziren annelere ilaç dozlarında kullanmaları önerilmez. Bebeğe etkileri hakkında yeterli bilgi yoktur.


Biberiyenin Besin Değerleri

Biberiye1 Yemek Kaşığı - 3 Gram, Kurutulmuş Baharatı
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori10.8%1
Yağ Kaynaklı Kalori4.1
Toplam Yağ0.5 g%1
Doymuş Yağ0.2 g%1
Trans Yağ~~
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum1.6 mg%0
Toplam Karbonhidrat2.1 g%1
Diyet Lifi1.4 g%6
Şeker--
Protein0.2 g%0
C Vitamini2.0 mg%3
B6 Vitamini0.1 mg%3
A Vitamini102 IU%2
Folat10.0 mcg%2
Demir1.0 mg%5
Kalsiyum41.6 mg%4
Manganez0.1 mg%3
Magnezyum7.1 mg%2

*Bu değerler (26) 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir.  Kalori ihtiyacınız yaşam şeklinize göre daha az veya fazla olabilir.


Kaynaklar / Referanslar
Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın

Annatto (Atsuete)

Annatto veya arnatto bitkisinin tohumları...

Annatto Nedir? Neye İyi Gelir?

Annatto, achiote veya atsuete ağacının meyvesinin tohumlarından elde edilen, bir gıda boyası ve baharattır. Bitki, bilimsel adı Bixa Orellana olan ve Orta ve Güney Amerika’da yetişen küçük bir tropik ağaç veya çalıdır. Annatto adının dışında, arnatto, ruj çalısı, ruj ağacı, atsuete, achiote gibi isimlerle anılır. Bitkinin çiçekleri beyaz veya parlak pembe iken meyveleri kahverengi veya kırmızı olup dikenlerle kaplıdır. Bu dikenli kapsüller kuruyup açıldığında kırmızı tohumları ortaya çıkar. Bu tohumlar sarıdan kırmızıya ve mora doğal renklendirici olarak kullanılır ve E160b adlı gıda boyası bu tohumlardan elde edilir.

Annatto, ruj çalısı veya atsuete bitkisi...
Annatto, ruj çalısı veya atsuete bitkisi…

Bitkiyi ünlü yapan etkenlerden bir diğeri dünya nüfusunun önemli bir bölümü tarafından baharat olarak kullanılmasıdır. Küçük miktarlarda kullanıldığında çok güçlü bir lezzet eklemez ancak belirtilenlere göre bolca kullanıldığı zaman yemeklere ince bir bibersi lezzet ile beraber fındıksı ve tatlı bir aroma ekler. Baharatının kullanımı Latin Amerika ve Asya mutfağında yaygındır.

Bitki günümüzde, renklendirici olmasının yanı sıra tıbbi özellikleri sebebiyle de kullanılmakta ve antioksidan ve antikanser etkileri sebebiyle araştırılmaktadır. (1) Karayipler ve Orta Amerika kültürlerinde binlerce yıldır çeşitli hafif ve tehlikeli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.


Annattonun Sağlığa Faydaları Nedir?

1- Antimikrobiyaldir: İçerdiği güçlü antioksidanlar sebebiyle antimikrobiyal özellikler gösterir ve vücuttaki çeşitli patojen ve bakterileri öldürebilir. (2) Ayrıca çeşitli gıda kaynaklı hastalıklara karşı çok etkilidir.

2- Sağlıklı Sindirim Sağlar: Tohumların içerdiği yüksek lif oranı sindirim sağlığı için faydalıdır. (3) Lifler besinlerin düzgün emilimini ve bağırsaklarda kolay hareketini sağlar. Ayrıca kolesterolün düşmesine ve kandaki insülin ve glukoz seviyelerinin optimize edilerek diyabetin kontrol edilmesine yararlıdır. Bitki nesillerdir diyabet kontrolünde kullanılmıştır.

3- Kemikleri Güçlendirir: Önemli oranlarda kalsiyum içermesi sebebiyle, yaşla beraber görünen sorunları önlemek ve kemiklerin güç, dayanıklılık ve yoğunluğunu korumak için faydalıdır. (4) Kemik erimesinin önlenmesine yardımcı olur.

4- Doğum Kusurlarını Önler: Annattoda etkliyeci miktarda folat (folik asit) bulunur. Bu vitaminin çok sayıda önemli faydası vardır ancak muhtemelen en önemli etkisi yeni doğan çocuklarda görülen doğum kusurlarını önlemesidir. (5) Hamile kadınlara folik asit seviyelerini yükseltmeleri önerilmektedir.

5- Göz Sağlığına İyi Gelir: Yüksek karotenoid içeren annatto, göz sisteminde bir antioksidan görevi görür ve maküler dejenerasyon (yaşa bağlı göme kaybı), katarakt gibi hastalıkları önleyebilir. (6)

6- Cilt Bakımı: Bitkide bulunan tokotrienoller antioksidan olarak görev yapar ve cilt sorunlarının tedavisinde etkili olur. (7) Cildiniz için bir anti-aging çözümü arayışındaysanız, tohumlardan yapılan annatto macunu/kremi kırışıkları, lekeleri ve diğer kusurları azaltmak için bölgesel olarak kullanılabilir. Cildi sıkılaştırır ve genç bir görünüm sağlar.

7- Yaraları İyileştirir: Eğer cildinizde yanıklar ve yaralar varsa, annatto kremleri her türlü cilt sorununa karşı iyileşmeyi hızlandırmak için uygulanabilir. (8) Ayrıca yara izlerini azaltıcı etkileri bulunur. Doğal bir antimikrobiyal olması sebebiyle enfeksiyonları önler.

8- Mide Sorunlarını Rahatlatır: Baharat çoğunlukla mide rahatsızlığı, mide ekşimesi gibi sorunları rahatlatmak için kullanılır.

9- Balgam Söktürücüdür: Tohumlar balgam söktürücü özellikler gösterir. (9) Bu yüzden öksürük, astım ve bronşit gibi mukusun rahatsızlık verdiği hastalıkların tedavisinde kullanılır. Ciğerlerden balgamı temizler.

10- İdrar Sökürücüdür: Annatto yaprakları idrar söktürücü olarak daha iyi böbrek fonksiyonu sağlayabilir. (10) Kurutulmuş yaprak tozlarını günlük olarak tüketmek sizi tedavi edilemez böbrek sorunlarından ve sıtma ve ateşten korur.

11- Karaciğeri Korur: Annatto tohumları karaciğerin dengelenmesine, temizlenmesine ve güçlenmesine yardımcı olabilir. (11) Ayrıca karaciğer iltihaplanmasını azaltır. Bilim adamları bitkinin içerdiği biksin bileşeninin karaciğerdeki zararlı serbest radikalleri etkisizleştirdiğini göstermiştir.

12- Bel Soğukluğunu Tedavi Eder: Bitkinin tohumları yüzyıllardır bel soğukluğu tedavisi için etkili olarak kullanılmıştır. (12) Bu ağrılı ve kötü durumdan etkilenen kişiler bitkiyi ağızdan tüketebilir veya macun ve kremini bölgesel olarak uygulayabilir. (13)

13- Kanseri Önler: Norbiksin annatto tohumlarında bulunan pigmentlerden biridir ve güçlü bir antioksidan olarak bilinir. Son araştırmalara göre, kanserli hücrelere ve serbest radikallere maruz kalmış sağlıklı hücreler üzerinde anti-mutajenik etkileri vardır. Çeşitli kanserlerin yayılmasının önlenmesine yardımcı olabilir. (14)

Annatto Yan Etkileri / Zararları

  • Aşırı Duyarlılık: Aşırı duyarlı kişiler annattoya karşı alerjik reaksiyon gösterebilir, hatta bazı kişiler anafilaksi geçirebilir. (15) Bitkiye alerjiniz varsa tüketmeyin.
  • Hamilelik ve Emzirme: Yüksek duyarlı kadınlar annattoya alerjik olabilir. Hamilelik ve emzirme döneminde tüketilmesine ilişkin yeterli bilgi yoktur. Tüketmeden önce doktorunuza danışmanız önerilir.
  • İrritabl Bağırsak Sendromu: IBS sorunu yaşayan kişilerin durumunu daha da kötüleştirebilir.
  • Diyabet: Annatto kan şekeri seviyelerini yükseltebilir veya düşürebilir. Eğer diyabetiniz varsa ve annattoyu ilaç olarak kullanıyorsanız kan şekerinizi dikkatli biçimde izleyin. Bitkiyi kullanma durumunda diyabet ilaçlarınızın değişmesi gerekebilir.
  • Ameliyat/Kan Şekeri Seviyeleri: Kan şekeri seviyelerini ciddi oranlarda etkilediği için planlanmış ameliyatınızdan 2 hafta önce kullanmayı bırakmanız önerilir.

Annatto Kullanımları

Eski çağlardan günümüze kadar bitki farklı amaçlarla aşağıdaki şekillerde kullanılmıştır:

  • Kozmetik Ürünleri: Güzellik ve cilt bakım endüstrisi bitkiyi hem renklendirici hem de antimikrobiyal özelliklerinden dolayı kullanmaktadır.
  • Böcek İlacı: Bitki sinek ve sivrisinek ilacı olarak kullanılabilir.
  • İlaçlarda Kullanılır: Kapsül, vitamin ve haplara renk vermek için kullanılır.
  • Baş Ağrısı İlacı: Ezilmiş yaprakları hindistan cevizi yağıyla karıştırılarak, baş ağrısını geçirmek için alna uygulanır.
  • Baharat ve Boya: Çeşitli ülke mutfaklarında renklendirici ve baharat olarak kullanılır.
  • Annatto Yağı: Çekirdeklerden elde edilen yağ çoğu Asya yemeğinde temel bileşenlerden biridir.
  • Et Marinasyonu: Annatto kullanılarak renklendirilmiş baharatlar et marinesinde kullanılır.
Kaynaklar / Referanslar
Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın
  • (1) Rivera-Madrid, Aguilar-Espinosa, et al. US National Library of Medicine, Carotenoid Derivatives in Achiote Seeds: Synthesis and Health Promoting Prope
  • (2) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/12801012
  • (3) http://journals.lww.com/jcge/Abstract/2002/07001/Diet_in_the_Irritable_Bowel_Syndrome.9.aspx
  • (4) https://europepmc.org/abstract/med/6675551
  • (5) https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/014067369190133A
  • (6) https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0031942297004627
  • (7) https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0308814603001481
  • (8) http://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1076/phbi.34.2.87.13201
  • (9) https://link.springer.com/article/10.1079/IVP2001284
  • (10) http://nopr.niscair.res.in/handle/123456789/10280
  • (11) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25299839
  • (12) http://ijpbr.org/form/2014%20Volume%201,%20issue%201/IJPBR-2014-1-1-17-20.pdf
  • (13) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24357022
  • (14) http://het.sagepub.com/content/25/5/267.short
  • (15) https://europepmc.org/abstract/med/1994783

Dereotu

Taze dereotu...

Dereotu Nedir? Neye İyi Gelir?

Kurutulmuş dere otu yaprakları baharatı...
Kurutulmuş dere otu yaprakları ve tohumları baharat olarak kullanılır.

Hem mutfakta hem de sağlık amacıyla geniş kullanım alanına sahip bitkilerden biri de dereotudur. Dereotu yaprakları tazeyken sebze olarak veya kurutulmuş yaprakları ve bütün veya öğütülmüş tohumları baharat olarak kullanılan bir bitkidir. Mutfakta çorbalar, patates püreleri, balık yemekleri, turşular gibi çok çeşitli kullanımları vardır.

Maydonozgiller ailesinin bir üyesi olan dereotunun (Anethum graveolens) ana vatanının Akdeniz coğrafyası, Güney Rusya ve Batı Afrika olduğu düşünülmektedir. Evde yetiştirilmesi çok kolay olan bu bitkinin günde 6-8 saat arası güneş görmesi büyümesi için yeterlidir. En küçük yaprakları dahi güçlü aromaya sahiptir ancak daha fazla güneş gören bölgelerde büyüyen dereotlarının aroması daha güçlü olur. İyice yıkandıktan sonra, yaprakları ayrılıp ince ince doğranıp bir bez üzerinde güneş görmeyen bir ortamda 3-4 gün kurutularak, hava geçirmeyen kavanozlarda 1 yıla kadar saklanabilir.

Dereotunun Sağlığa Faydaları

Dereotunun tıbbi kullanımlarına 5000 yıllık Mısır papirüslerinde rastlanmaktadır. Bilinenlere göre birkaç çay kaşığı dereotunun kaynamış suya atılmasıyla yapılan çay ile bebeklerde kolik (gaz sancısı), sinir sorunları, mide rahatsızlıkları ve uykusuzluk sorunları gideriliyordu. Tohumları nefesi temizlemek, adet sancılarını hafifletmek ve emziren kadınlarda anne sütünü artırmak için kullanılmaktaydı.

Dereotu besin profiliyle öne çıkar. 100 gram dereotu bir günlük vitamin ve mineral ihtiyacının çok önemli bir kısmını karşılar. Öyle ki 100 gramı A ve C vitamini ihtiyacının %150’sini karşılar. Detaylar için aşağıdaki 1 kase, 9 gram taze dere otu yaprakları için verdiğimiz besin değerleri tablosuna göz gezdirebilirsiniz.

1- Sindirimi Kolaylaştırır: Dereotu iştah artırıcı bir besindir. İçerdiği esans yağlar safra ve sindirim sıvılarının salgısını tetikler. Ayrıca bağırsaklardaki peristaltik hareketi kolaylaştırır ve kabızlığı rahatlatır.

2- Uykusuzluğu (İnsomnia) Önler: İçerisinde bulunan esans yağlar kuvvetli ve farklı özellikler gösterir. Uyarıcı, rahatlatıcı, hipnotize edici; yani hem uyarıcı hem de pasifize edici etkileri vardır. (1) Bu bitki belirli enzim ve hormonların salgılanmasını sağlayarak sakinleştirici ve hipnotize edici özellikler gösterir ve geceleri iyi uyumaya yardım eder.

3- Kemik Sağlığını Korur: Kalsiyum ve içerdiği diğer mineral ve vitaminlerle kemik ve kemik yoğunluğu kaybından korur, dişlere iyi gelir. (2)

4- Diyabeti Kontrol Eder: Dereotu uzun yıllardır diyabet ve insülin seviyelerinin düzenlenmesiyle ilişkilendirilmiştir. (3) Bu alandaki araştırmalar laboratuvar hayvanları üzerinde sınırlı olsa da; elde edilen bilgilere göre bitki; kortikosteroid kaynaklı diyabette (steroid diyabeti) serum lipidleri ve insülin seviyelerindeki dalgalanmaları önler.

5- Aşırı Gazı Önler: İyi bilinen bir gaz çıkarıcı olarak aşırı gaz vb. rahatsızlıkları önleyebilir. (4) Aşırı gaz sadece rahatsız edici bir durum olmakla kalmayıp, göğüs kafesindeki organlara baskı yaparak tehlikeli durumlara da sebep olabilir.

6- Bağışıklığı Güçlendirir: Dereotu güçlü antimikrobiyal etkilere sahiptir. Cilt üzerinde yaralara sebep olanlar dahil çeşitli enfeksiyonları önlediği bilimsel olarak gösterilmiştir.

7- Hıçkırığı Geçirir: Hıçkırık çeşitli sebeplerle oluşabilir ama en sık karşılaşılan sebebi sıkışmış gazdır ve yemek borusundan yukarı yönlü hareketlerle kendini belli eder. Diğer yaygın sebepler bazı alerjenler, aşırı hassasiyet ve sinirsel sorunlardır. Dereotu bu durumlarda hıçkırığı geçirebilir. Karminatif olarak gaz miktarını azaltıp boşaltabilir ve alerji, hassasiyet ve sinirsel sorunlar kaynaklı hıçkırığı da giderebilir.

8- İshali Geçirir: İshal genel olarak besinlerin sindirilememesinden ve mikrobiyal sebeplerden oluşur. Sindirim sorunları kaynaklı ishalde dereotu oldukça faydalı olabilir. Ayrıca diğer açıdan içeriğindeki monoterpenler ve flavonoidlerle mikrop öldürücü ve antibakteriyel özellikleriyle yardımcı olabilir. (5)

9- Dizanteriyi Tedavi Eder: Dizanterinin en yaygın sebebi mantar enfeksiyonlarıdır. Dereotu esans yağı doğal bir dezenfektan olarak mantar enfeksiyonlarını etkili biçimde önleyebilir.

10- Adet Düzenini Sağlar: Dereotu yağındaki flavonoidler uyarıcı ve emenagog (adet başlamasını uyarıcı, adet söktürücü) özellikler gösterir. Bitki belirli hormonların salgılanmasını sağlayarak düzenli menstrual döngünün korunmasına yardımcı olur. (6)

11- Artrit Ağrısını Hafifletir: Uzun süredir iltihaplanma önleyici bir bitki olduğu bilinen dereotu romatizmal eklem iltihabı, gut ve artrit iltihaplanmalarının azaltılmasına fayda sağlar. Bu sebeple antik zamanlardan beri kullanılmaktadır.

12- Solunum Düzensizliklerini Tedavi Eder: İçerisindeki bileşiklerle solunum sisteminde histaminler, alerji ve öksürük kaynaklı tıkanıklıkları tedavi eder.

13- Ağız Bakımı: Dereotu tohumları ve yaprakları iyi bir ağız ve nefes temizleyicidir. (7) Esans yağları mikrop öldürücü, antioksidan ve dezenfektandır. Bu sayede ağızdaki enfeksiyonları ve diş eti ve dişlere verilen hasarı azaltır.

14- Kanseri Önler: İçeriğinde bulunan monoterpenler güçlü bir antioksidan aktivitesi ve antikanserojen özellikleri olan glutathione-S-transferase enziminin salgılanmasını tetikler. Serbest radikallerin özellikle siyano- ve benzo- türevlerine karşı etkilidir. Ayrıca içerdiği diğer antioksidanlar da antikanserojen etkilere sahiptir.

15- Diğer Faydaları: Dereotu gevşetici etkiler gösterir, fiziksel kuvveti artırır, idrarı artırarak toksinlerin, fazla tuzların ve suyun atılmasına fayda sağlar. Gaz boşaltıcı, gaz birikimini önleyici, spazm önleyici özellikleri vardır. Süt üretimini ve endokrin salgıları ve libidoyu artırır.


Dereotunun Yan Etkileri / Zararları

Dereotu besin olarak tüketildiğinde ve çoğu insan için ağızdan ilaç olarak alındığında güvenlidir.

Cilde uygulandığında bazen cilt tahrişi yapabilir. Taze dereotu suyu cildi güneşe karşı aşırı hassaslaştırabilir ve bu yüzden güneş yanığı ve cilt kanseri riskini artırabilir. Bu durumda güneş ışığına karşı önlem alınmalı ve güneşe maruz kalınmamalıdır.

Hamilelik ve Emzirme: Hamileyken dereotunun ilaç olarak kullanılması büyük ihtimalle tehlikelidir. Dereotu tohumu adet gördürebilir ve düşüğe yol açabilir. Emzirirken ilaç olarak kullanılmasının sonuçları hakkında yeterli bilgi yoktur, yiyecek miktarlarında tüketilmesi önerilir.

Alerji: Kereviz, kişniş, rezene ve benzeri bitkilere alerjisi olanlarda alerji yapabilir.

Diyabet: Dereotu özü ve yağı kan şekerini düşürür. İlaç olarak kullanıyorsanız kan şekerinizi yakından takip etmeniz önerilir.

Ameliyat: Kan şekerine olan etkileri sebebiyle planlanmış ameliyatınızdan 2 hafta önce dereotu kullanmayı bırakmanız önerilir.


Taze Dereotu Besin Değerleri (8)

Taze Dereotu Yaprağı1 Kase - 9 Gram
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori3.8%0
Yağ Kaynaklı Kalori0.8
Toplam Yağ0.1 g%0
Doymuş Yağ0.0 g%0
Trans Yağ~~
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum5.3 mg%0
Toplam Karbonhidrat0.6 g
Diyet Lifi0.2 g%1
Şeker~~
Protein0.3 g%1
A Vitamini675 IU%14
C Vitamini7.4 mg%12
Riboflavin0.0 mg%2
Folat13.1 mcg%3
Manganez0.1 mg%6
Demir0.6 mg%3
Potasyum64.6 mg%2
Kalsiyum18.2 mg%2

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.


Kaynaklar / Referanslar

Adaçayı

Bir bardak ada çayı ve ada çayı yaprakları...

Adaçayı Nedir? Neye İyi Gelir?

Taze ada çayı yaprakları...
Taze Ada çayı yaprakları

Nanegiller ailesinin bir üyesi olan adaçayının (Salvia officianalis) ana vatanı Kuzey Akdeniz’dir ve her zaman yeşil kalan bir bitkisel çay ve baharattır. Yemeklerde; et yemeklerine ve sucuklara ve işlenmiş etlere lezzet eklemek için kullanılabilir. Bu bitki sağlığa olan çok sayıda güçlü faydalarıyla öne çıkar ve yüksek antioksidan özellikler barındırır.(1) Bitki biberiye ile benzer özellikler gösterir. Her iki bitkide de rosmarinik asit bulunur ve bu bileşen sağlık üzerinde etkilidir.

Adaçayının geleneksel kullanımı iyi belgelenmiştir ve binlerce yıl öncesinden günümüze kalmıştır. Geçmişte özellikle yılan ısırığına karşı, kadın doğurganlığını artırmak için ve bu gün artık popüler olmayan diğer faydaları için kullanılmıştır. Günümüzde modern bilim adaçayının etkilerinin önemli olduğunu keşfetmiştir.


Adaçayının Sağlığa Faydaları Nelerdir?

Geçmişten günümüze bitki uzmanları adaçayını şişkinlik, burkulma, astım ve aşırı adet kanaması gibi farklı durumları tedavi etmek için kullanmışlardır. (2)

Araştırmacılar çayın sağlığa olan faydalarını apigenin, luteolin ve diosmetin gibi antioksidan ve antienflamatuar özellikleri bilinen flavonoidlere bağlamışlardır. (3,4) Adaçayı ayrıca rosmarinik asit sağlar, bu polifenolik bileşik sağlığa fayda konusunda sınırsız kapasiteye sahiptir. Çok sayıda faydası arasından öne çıkanları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

1- Beyni Güçlendirir – Alzheimer’ı Önler ve Semptomlarını Azaltır: 2017 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre adaçayı, beyin aktivitesini artırır ve beyni nörodejeneratif hastalıklara karşı korur. Bu hastalıklar arasında Alzheimer ve bunama (demans) da yer alır. (5) Ayrıca bazı araştırmalara ve bilinenlere göre sağlıklı gençlerde ve yetişkinlerde hafızayı, konsantrasyonu ve dikkati artırır ve güçlendirir. (6) Özellikle yüksek zihinsel performans gerektiren işlerde çalışanlar ve eğitim hayatındaki öğrencilerin diyetine eklemesi faydalı olacaktır.

2- Kan Şekerini ve Kolesterolü Düşürür: 2013 yılında yapılan geniş çaplı bir araştırmada, katılımcılara adaçayı yaprağı özü verilmiş ve metabolizmalarındaki değişimler gözlenmiştir. Buna göre katılımcılarda açlık kan şekeri, HbA1c, toplam kolesterol, trigliserid ve LDL (kötü kolesterol) seviyeleri düşmüş ve 3 aylık kullanım sonunda iyi kolesterol seviyesi yükselmiştir. (7)

3-Menopoz Semptomlarını Hafifletir: Taze adaçayı yaprağı tabletleri kullanmak veya adaçayı tüketmek sadece 4 hafta sonra menopozdaki kadınlarda görülen istenmeyen ateş basması, ani ruh değişimleri ve aşırı aktif mesane vb. semptomları %50 oranında düşürmüştür. 8 hafta sonra ateş basması sorunları %50 ile %100 arasında azalmıştır. (8)

4- Boğaz Ağrısı, Öksürük ve Soğuk Algınlığına İyi Gelir: Bir çay kaşığı adaçayını yarım bardak sıcak suda 30 dakika bekletip gargara olarak kullanmak boğaz ağrısı, öksürük ve soğuk algınlığına iyi gelir. (9) 2009 yılında yapılan bir araştırmaya göre adaçayı ve ekinezya spreyi, akut boğaz ağrısını geçirmede kullanılan klorheksidin/lidokain spreyi kadar etkilidir. (10)

5- İltihaplanmayı Tedavi Eder: Özellikle solunum ve mide bağırsak yollarında iltihap sorunu yaşayanlar adaçayı kullanarak bu sorunun üstesinden gelebilir veya olumsuz etkilerini hafifletebilir.(11) Bitkinin antienflamatuar özellikleri artrit ve gut hastalıkları ve kardiovasküler sistem için de geçerlidir.

6- Antioksidan Etkileri Vardır: Adaçayı flavonoid ve fenolik asitler ve antioksidan enzimler de içeren bir dizi güçlü antioksidan içerir.(12) Bu bileşenler serbest radikalleri oksidatif strese sebep olmadan önce etkisizleştirir; vücutta mutasyon ve apoptozu önler. Bu sayede kronik hastalıkların şiddeti hafifletilebilir veya hastalıklar önlenebilir ve erken yaşlanmaya karşı önlem alınabilir.

7- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Antimikrobiyal özellikler gösterir ve bağışıklığı güçlendirir.(13) Bu amaçla çayını kullanabileceğiniz gibi bölgesel uygulamalar için merhemi veya tentürü kullanabilirsiniz.

8- Kemiklere İyi Gelir: Adaçayının pek dikkat çekmeyen özelliklerinden biri inanılmaz bir K vitamini kaynağı olmasıdır. K vitamini kemik sağlığı için çok önemlidir ve çok fazla besinde bulunmaz. Eğer kemik erimesinin ön belirtilerini yaşıyorsanız veya yaşam tarzınızdan dolayı pek iyi beslenemiyorsanız, adaçayı sizin için çok iyi bir tercih olacaktır. 2 gram adaçayı günlük K vitamini ihtiyacınızın %43’ünü karşılar.

9- Cilt Sağlığına İyi Gelir: Genel olarak cilt sağlığı için faydalıdır. İçerdiği antioksidanlar cilt sorunları yaşayanlar için etkili olabilir. Ayrıca yapraklarından yapılan merhem ve tentürünün egzama, sedef hastalığı ve akne ve sivilce vb. cilt sorunlarına faydalı olduğu ispatlanmıştır.(14) Etkilenmiş alanlara düzenli olarak adaçayı özleri ve merhemi uygulanırsa ciltteki bu lekeler hızlı bir şekilde rahatlatılabilir ve aşama aşama azaltılabilir.

10- Vücudu Temizler – Detoks Etkisi Vardır: Doğal bir düretik ve karaciğer ile böbrekler için uyarıcı olarak vücuttaki toksinlerin idrar aracılığıyla atılmasını sağlar, bu süreci hızlandırır.(15) Böylece lenf sistemi, böbrekler ve karaciğer üzerindeki baskı azalır. Bu çay ayrıca terlemeyi de artırarak terleme yoluyla zehirli maddelerin atılmasını kolaylaştırır.


11-Diyabeti Kontrol Eder: Bu bitkisel çay vücutta açlık kan şekerini düşürür ve bu sayede pankreas üzerindeki baskıyı azaltır.(16) Şeker hastalarının korktuğu kan şekerindeki ani yükseliş ve düşüşlerin önlenmesine yardımcı olur. Şeker hastalığı olmayan ancak bu hastalığı geliştirme ihtimali olanlarda, hastalığın önlenmesinde etkili olabilir.

12- Sindirime Yardımcı Olur: Mide rahatsızlığını giderebilecek ve sağlıklı sindirimi kolaylaştıracak antioksidanlar içerir ve antienflamatuar özellikler gösterir.(17) Bitkinin antibakteriyel ve antiviral özellikleri bağırsaklardaki bakteri dağılımını dengeleyebilir, aşırı gazı boşaltıp, şişkinlik, ağrı ve kabızlığı rahatlatır.

13- İştahı Artırır: Kaza, ameliyat veya uzun süreli bir hastalık geçirenler için iyi beslenip tekrar güçlenmek önemlidir. Adaçayı iştah artırıcı özellikler gösterir ve ayrıca kendisi de bazı vitamin ve mineraller için oldukça iyi bir kaynaktır.

14- Kan Dolaşımını Artırır: Kırmızı kan hücrelerinin oluşması için anahtar mineral olan demir açısından zengindir.(18) Yeterli kan hücreleriyle vücut, hücre ve organlara gerektiği kadar oksijen taşıyabilir ve onarım faaliyetlerini yerine getirebilir.

Adaçayının Yan Etkileri / Zararları

Aşırı dozda tüketildiğinde aşağıdaki yan etkileri yapabilir. İlaç kullanan kişiler ilaç etkileşimlerine karşı dikkatli olmalıdır.

  • Yüksek miktarlarda tüketilirse huzursuzluk, sinirlilik, baş ağrısı, mide rahatsızlığı ve baş dönmesi yapabilir.
  • Günde bir bardaktan fazla tüketmek anne sütünü önemli ölçüde azaltabilir. Hamilelikte tüketilmesi önerilmez. Menstruasyon gördürebilir ve bu sebeple düşüğe sebep olabilir. (Bissett 1994Riordan: and Auerbach 1993)
  • Çeşitli adaçayı türleri farklı seviyelerde kimyasallar içerir. Bu maddelerden biri thujone‘dur. (19) Yüksek miktarlarda tüketilirse toksik etki yaparak karaciğer ve böbrek hasarına sebep olabilir. Ayrıca nöbetleri artırma ihtimalinden dolayı Epilepsi ve benzeri hastalara önerilmez.
  • Varfarin gibi tansiyon ilaçları kullanıyorsanız, tansiyonunuzun aşırı düşmesi ihtimali oluşabilir. Bu durum baş dönmesi yapabilir ve ameliyat öncesi çok tehlikeli olabilir.
  • Adaçayı çoğunlukla kan şekeri seviyelerini düşürmek ve diyabet hastalarında semptomları düzenlemek için kullanılır. Eğer benzer ilaçlar kullanıyorsanız hipoglisemi oluşabilir.
  • Hormon dengesini etkiler, vücutta östrojen alımına benzer semptomlar yaratabilir. Belirli kanser türleri aşırı östrojenden olumsuz etkilenebilir. Bu çayı diyetinize eklemeden önce onkolojistinize danışınız.

Adaçayı Nasıl Hazırlanır?

Evde adaçayı yapmak oldukça basittir, tek ihtiyacınız taze veya kurutulmuş adaçayı yapraklarıdır ve eğer isterseniz çayınıza bal ekleyebilirsiniz. Dışarıdan kurutulmuş yapraklar aldığınızda bunları hava almayan bir koruma kabında, serin ve kuru bir yerde saklamaya özen gösterin. Çayı aşağıdaki gibi hazırlayabilirsiniz.

  • 2 çay kaşığı taze adaçayı yaprağı veya 1 çay kaşığı kurutulmuş adaçayı yaprağı
  • 1 bardak su
  • Bal, limon veya portakal dilimleri (isteğe bağlı, lezzet eklemek için)
  • Suyu kaynatın ve üzerine yaprakları ekleyin. 5-7 dakika demlenmesini bekleyin.
  • Yaprakları çaydan ayırmak için karışımı süzün.
  • Çayı bir bardağa dökün ve isteğe bağlı olarak bal veya limon ekleyin.

Adaçayı Besin Değerleri

Ada Çayı2 Gram-1 Yemek Kaşığı-Öğütülmüş
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori6.3%0
Yağ Kaynaklı Kalori2.1
Toplam Yağ0.3 g%0
Doymuş Yağ0.1 g%1
Trans Yağ~~
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum0.2 mg%0
Toplam Karbonhidrat1.2 g
Diyet Lifi0.8 g%3
Şeker0.0 g
Protein0.2 g%0
K Vitamini34.3 mcg%43
B6 Vitamini0.1 mg%3
A Vitamini118 IU%2
Demir0.6 mg%3
Kalsiyum33.0 mg%3
Manganez0.1 mg%3
Magnezyum8.6 mg%2

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.

Kaynaklar / Referanslar
Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın

Sarımsak

Tahta üzerinde sarımsak dişleri...

Sarımsak Nedir? Neye İyi Gelir?

Sarımsak (Allium sativum) soğanla yakın akraba olan, güçlü kokusu ve keskin tadıyla iyi bilinen ve 5000 yıldır tüketilen bir sebze ve baharattır. Bu gün Çin, Güney Kore ve Hindistan gibi ülkeler dünya sarımsak üretiminde başı çekmektedir. Sebze, yemeklere keskin bir lezzet eklemekle kalmayıp, onlarca hastalığa da şifa olur. Besin değeri açısından taze sarımsak; kurutulmuş, toz veya dondurulmuş sarımsaklara karşı çok daha ileridedir.

Pastörizasyon işlemini keşfeden bilim adamı, Sir Louis Pasteur, 1850’li yıllarda yaptığı çalışmalarla sarımsağın anti-bakteriyel özelliklerini bilimsel olarak ortaya çıkarmıştır. (1) Günde bir diş sarımsak sağlığınıza büyük katkı sağlarken, günde 2-3 diş tüketerek nezle salgınlarından kendinizi koruyabilirsiniz. Ayrıca I. Dünya Savaşı’nda doktorlar savaş yaralarını tedavi ederken sarımsak suyunu antiseptik olarak kullanmıştır.


Sarımsağın Sağlığa Faydaları

Sarımsak önemli miktarda manganez, B6 vitaminin ve C vitamini içerir. Ayrıca kalsiyum, fosfor ve selenyum açısından zengindir.

Çok sayıda araştırma sarımsağın; ağır metallerin vücuttan uzaklaştırılmasından, yaşlanmanın yavaşlatılmasına kadar  vücudun neredeyse her alanındaki yüksek potansiyelini göstermektedir. Bu faydaları görmek için sarımsağı çiğ olarak, yemeklerle, sarımsak çayı veya sarımsak yağı olarak tüketebilirsiniz.

1- Soğuk Algınlığı ve Öksürüğü Tedavi Eder: Çiğ sarımsak tüketmek nezle ve öksürüğü tedavi eder. Soğuk algınlığının hemen başındayken 2 diş sarımsak tüketmek hastalığın şiddetini azaltabilir.

2- Hipertansiyonu Düşürür: Sarımsak yüksek kan basıncını düşüren bileşenler içerir. Yüksek tansiyon mevcut olduğunda içerdiği alisin maddesiyle kan damarlarını rahatlatır. Ayrıca trombosit agregasyonunu azaltarak tromboz (kan pıhtısı) ile savaşır.

3- Kolesterol Seviyelerini Düşürür: Alisin içeren çiğ sarımsak kötü kolesterolün okside olmasını etkili bir şekilde önler. Yüksek kolesterol şikayeti olan herkes sarımsağa diyetinde yer vermelidir.

4- Kalp Sağlığını Artırır: Düzenli olarak sarımsak tüketmek tromboemboliyi önler. (2) Bunun anlamı kan pıhtılarının küçülmesi ve daha iyi kan akışı sağlanmasıdır. Ayrıca ateroskleroz, hiperlipidemi, tromboz, hipertansiyon ve diğer hastalıklara karşı güçlü kardiyoprotektif özellikleri vardır. (3)

5- Alzheimer ve Bunaklığı Önler: Sarımsağın antioksidan ve antienflamatuar özellikleri nörodejeneratif hastalıkların önlenmesine yardımcı olur. (4)

6- Ağır Metal Zehirlenmelerine Karşı Korur: Yüksek doz sarımsak ağır metaller kaynaklı organ hasarına karşı koruyabilir.(5) Bitkideki sülfür bileşikleri kandaki kurşun seviyesini çok yüksek oranlarda düşürür. Ayrıca tansiyon ve baş ağrısı gibi zehirlenme belirtilerine karşı korur ve sülfür içeriğiyle demir ve çinkonun kanda daha iyi emilmesini sağlar.

7- Sindirimi Kolaylaştırır: Günlük sarımsak tüketmek sindirim problemlerini sizden uzak tutar. Bitki bağırsakların normal çalışmasına fayda sağlar ve hatta sindirim kanalındaki iltihaplanma ve yaralanmaları azaltabilir.

8- Kan Şekerini Düzenler: Çiğ sarımsak tüketmek kan şekerini önemli ölçüde düşürür. Bu sayede diyabet sorunu olanlar veya diyabet geliştirme riski olanlar için çok değerlidir. (6)

9- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Sarımsak oksidatif stresi düşüren ve DNA hasarını önleyen fitobesinler içerir,(7) böylece bağışıklığı güçlendirir. (8) Dahası bitkinin halsizliği gideren, enerji ve dayanıklılığı artıran özellikleri vardır. (9)

10- Kulak Ağrısını Azaltır: Antiviral, antifungal ve antibiyotik özellikleriyle kulak enfeksiyonlarına ve kulak ağrısına karşı sıklıkla kullanılır.

11- Mide-Bağırsak Sağlığına İyi Gelir: Sarımsak dizanteri, ishal, kolit gibi bağırsak sorunlarına karşı etkilidir. Bağırsak kurtlarını temizleme özelliği çok kuvvetlidir. Bağırsaklardaki iyi bakteriye zarar vermeden kötü bakteriyi temizler. Gaz sorununa iyi gelir. İçerdiği antibakteriyel bileşenler sayesinde peptik ülsere sebep olan bakterileri temizler.

12- Kanseri Önler: Düzenli sarımsak tüketimi kolon, mesane, akciğer, prostat, mide, beyin, yemek borusu ve karaciğer kanseri riskini düşürür. (10) Sarımsak kanserojen bileşenlerin üretimini azaltır (11) ve göğüs kanseriyle ilgili tümörlerin görülme sıklığını düşürür. (12)

13- Yaraları İyileştirir: Enfekte yaralar için etkili bir bitkisel tedavidir. Hızlı rahatlama için yaranın üzerine biraz sarımsak püresi sürün.

14- Sivilceyi Önler, Cilde İyi Gelir: Sarımsak, bal ve zerdeçal birlikte kullanılırsa sivilce izlerini ve sivilce başlangıcını giderir. (13) Bu bitki etkili bir cilt temizleyici ve çok sayıda cilt sorununa iyi gelen bir antibiyotiktir. Bu sorunlar arasında deri döküntüleri, sedef hastalığı, uçuk ve kabarcıklar sayılabilir. Ayrıca yeni cilt hücreleri oluşumuna, UV ışınlarından korunmaya ve yaşlanmanın yavaşlatılmasına fayda sağlar. (14)

15- Zayıflamaya Yardımcı Olur: Sarımsak zayıflamaya ve obezitenin hafifletilmesine yardımcı olur. Yağ hücrelerinin oluşumuna yol açan adipojenezde görev alan genlerin baskınlığını azaltır. (15) Sarımsak yağ yakımına ve kötü kolesterolün düşmesine yardımcı olan termojenezi artırır. (16)

16- Karaciğer Yağlanmasını Önler: SAMC ve antioksidanlar açısından zengin bir besin olan sarımsak karaciğer yağlanmasının önlenmesine yardımcı olur. (17) Bu bileşenler ayrıca karaciğer hasarı riskini de düşürür. (18)

17- Kelliği ve Saç Kaybını Önler: Bitki saç kaybını önleyebilir ve saçların büyümesini artırabilir. Sarımsak jelinin veya sarımsak-hindistan cevizi karışımının saç derisine düzenli uygulanması hem saç miktarını artırabilir hem de kelliği tedavi edebilir.

18- Antibakteriyel ve Antiparazitik Özellikleri Vardır: Sarımsak özleri Helikobakter pilori enfeksiyonu, kene ısırığı, kasık mantarı ve ayak mantarının tedavisine yardımcı olur. Tenya ve saçkırana karşı etkilidir. (19)


Sarımsağın Yan Etkileri / Zararları

Uygun miktarlarda ağızdan ve bölgesel olarak tüketildiği güvenlidir. Nefeste koku, ağızda ve midede yanma hissi, gaz, vücut kokusu, ishal, kusma ve mide bulantısı yapabilir.

Cilde uygulandığında güvenlidir. Nadiren ciltte yanma ve kızarıklık yapabilir.

Hamilelik ve Emzirme: Normal miktarlarda kullanıldığı müddet güvenlidir. İlaç dozlarında kullanıldığında hamilelikte ve emzirirken güvenli olmayabilir. Çocuklarda ve bebeklerde yüksek dozlarının çok tehlikeli olabileceğini yönelik bilgiler vardır.

Kanama Düzensizliği: Özellikle taze sarımsak kanama riskini artırır.

Düşük Tansiyon: Düşük tansiyon sorunu olanların yüksek miktarlarda tüketmesi tansiyonu daha da düşürüğ tehlike yaratabilir.

Ameliyat: Kanama riskini artırabilir. Ameliyatlardan 2 hafta önce kullanmaya ara vermek gerekebilir.


Sarımsağın Besin Değerleri

Sarımsak1 Diş-3 Gram-Çiğ
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori4
Yağ Kaynaklı Kalori0
Toplam Yağ0 g%0
Doymuş Yağ0 g%0
Trans Yağ--
Kolesterol0 mg%0
Sodyum1 mg%0
Toplam Karbonhidrat1 g%0
Diyet Lifi0.1 g%0
Şeker0.03 g
Protein0.19 g
B6 Vitamini%3
C Vitamini%3
Manganez%3
Selenyum%1
Kalsiyum%1
Kaynaklar / Referanslar
Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın
  • (1) http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11238826
  • (2) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/1784022
  • (3) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC139960/
  • (4) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3074326/
  • (5) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22151785
  • (6) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16484567
  • (7) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4655638/
  • (8) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11238809
  • (9) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3746674/
  • (10) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/23754639
  • (11) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11375895
  • (12) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28642133
  • (13) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/7526077
  • (14) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24066081
  • (15) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21840827
  • (16) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21918057
  • (17) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/23861709
  • (18) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18718457
  • (19) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21548800

Tarçın

Tarçının faydaları nelerdir?

Tarçın Nedir? Neye İyi Gelir?

Tarçın tatlı, sıcak kokusu ve verdiği konfor hissiyle öne çıkar, araştırmalara göre dünyada karabiberden sonra en popüler ikinci baharattır. Bilimsel adı Cinnamomum verum olan ağacın dallarının dış kabuğundan elde edilir. Ağaçları erişkinliğe ulaşınca 10 metre ile 15 metre arasında boylanabilir.

Seylan tarçını ağacı...
Kabuğu soyulmuş seylan tarçın ağaçları…

Üretiminde önce ağacın iç kısmı çıkarılarak kabuksu kısım ayrılır ve kurumaya bırakılır. Kuruyan kabuklar kıvrılarak, iyi bilinen, kıvırcık tarçın çubuklarını oluşturur. Daha sonra bu çubuklar öğütülerek tarçın tozu elde edilebilir. Bu baharat Karayipler, Güney Amerika ve Güney Asya’nın (Hindistan) yerlisidir. Bilinen iki türü vardır: Seylan tarçını ve Çin tarçını; Seylan tarçını – gerçek tarçın olarak da bilinir. – Sri Lanka, Hindistan ve Karayiplerde yetişirken, biraz daha ucuz olan Çin tarçını, Çin, Endonezya ve Vietnam’da yetişir.


Tarçının bilinen ilk kullanımı M.Ö. 2800’lü yıllarda Çin Tıbbı’nın kurucusu olarak bilinen Shen Nung tarafındandır, ayrıca tarihte Mısırlılar tarafından mumyalama işlemlerinde kullanımı da kaydedilmiştir. Orta Çağ’da doktorlar tarçını öksürük, boğaz ağrısı ve artriti tedavi etmede kullanmışlardır. Son bilimsel araştırmalara göre tarçın vücut için önemli ve besin değeri yüksek çok sayıda bileşen içermektedir.

Tarçının Sağlığa Faydaları Nelerdir?

1- Kanı Temizler & Kan Dolaşımını Artırır: Kandaki kirliliği temizler ve bu durum sivilcelerin önemli ölçüde azalmasını sağlayabilir. Ayrıca içerdiği kan inceltici bileşiklerle dolaşımı artırır ve hücrelere yeterli oksijen taşınmasına fayda sağlar.

2- Kansere Karşı Koruyabilir: Kanser kontrolsüz hücre büyümesiyle karakterize olan ciddi bir hastalıktır. Tarçın kanserin önlenmesi ve tedavisindeki etkileri açısından detaylı olarak incelenmiştir. Kanıtlar laboratuvar ve hayvan araştırmalarına dayalı olsa da, araştırmalar tarçın özlerinin kansere karşı koruyabileceğini öne sürüyor. (18, 19) Tarçın kanserli hücrelerin büyümesini ve tümörler içerisinde kan damarı oluşumunu önleyebilir ve kanserli hücrelere toksik etkiler yaparak ölümlerine sebep olabilir.

3- Vücudun Savunma Sistemini Güçlendirir: Tarçında bulunan polifenoller serbest radikallerin sebep olduğu hasara karşı vücudu korur.

4- İltihaplanmayı Azaltıcı Özellikleri Vardır: Tarçına tadını ve kokusunu veren sinnamaldehit yağlı bileşiği (11) iltihaplanmanın azaltılmasını sağlayabilir. (1) Bir bilimsel araştırmaya göre tarçın iltihapların oluşma yollarını etkisiz hale getirebilir ve nörodejeneratif hastalıkların önlenmesine yardımcı olabilir. (2)

5- Bilişsel Fonksiyonu Geliştirir: Bir araştırmada tarçının bilişsel fonksiyonu artırmada nane ve yaseminden daha etkili olduğu ispat edilmiştir. Araştırmaya katılanlar tarçın kokladıktan veya tarçınlı sakız çiğnedikten sonra; dikkat isteyen görevlerde, hafıza kullanımı gerektiren işlerde, çalışan hafızada ve görsel-motor yanıtı testlerinde daha iyi puanlar almışlardır. (3)

6- Beyin Sağlığını Artırır, Norödejeneratif Hastalıkların Olumsuz Etkilerini Azaltır: Tarçında bulunan iki bileşik; sinnamaldehit ve epikateşinin, tau adı verilen bir proteinin bir araya gelmesini önlediği bulunmuştur. Tau nöronların yapısında ve fonksiyonunda büyük bir rol oynar. Bu proteinin hücrelerde bulunması normal olsa da, eğer bir araya gelirse, Alzheimer hastalığının belirtisi olan “nörofibriler yumaklar” oluşturabilir. (4) Bu iki bileşiğin tauyu fonksiyon bozukluğuna yol açabilecek oksidatif hasardan da koruduğu ispat edilmiştir. (5)

Parkinson’u olan bir fare deneyinde, tarçın, nöronları korumaya yardımcı olmuş, nörotransmitter seviyelerini normalleştirmiş ve motor fonksiyonu iyileştirmiştir. (17) Ancak bu deneylerin insanlar üzerinde denenmesi gerekmektedir.

7- Kalp Hastalıkları Riskini Önemli Ölçüde Düşürebilir: Erken ölümlerin en yaygın sebebi olan kalp rahatsızlıkları riskini düşürebilir. Tip 2 diyabeti olan hastalar üzerinde yapılan araştırmaya göre; günde 1 gram veya yarım çay kaşığı tarçın, kan göstergeleri üzerinde iyileşmeye neden olmaktadır. Kötü kolesterolü (LDL) ve trigliserid oranını düşürürken, iyi kolesterol (HDL) oranları sabit kalmıştır. (13) Yakın zamanda yapılan büyük bir araştırmaya göre ise günde sadece 120 mg tarçın bu etkileri yapabilir. Bu yeni araştırma verilerine göre ayrıca iyi kolesterolde de yükseliş gözlenmiştir. (14) Hayvan araştırmalarında ise tarçının tansiyonu düşürdüğü ortaya çıkmıştır. Bütün bu veriler birleştirilince, tarçın kalp hastalığı riskini ciddi oranda düşürebilir, sonucuna ulaşılmaktadır.

8- Zayıflamayı Kolaylaştırır: Tarçın, yemek sonrası kanda oluşan kan şekerini düzenleyerek zayıflamanıza yardımcı olur. (6)

9- Boğaz Ağrısını ve Öksürüğü Azaltır: Tarçın çubuklarını suya koyduğunuzda bir çeşit zamk ortaya çıkar. Bu zamk içildiğinde boğazı kaplar ve yumuşatır ayrıca antibakteriyel özellikler gösterir.

10- Hiperaktivite Semptomlarını Azaltır : Araştırmalar tarçının motivasyon ve performansı artırdığını ve anksiyete ile araba kullanırken oluşan gerginliği azalttığını göstermektedir. (7) Ayrıca özellikle hiperaktivitesi olan çocuklarda görülen oksidatif stresi önler. (8)

11- Diyabet Hastalarına Yardımcı Olur, İnsülin Hormonu Hassasiyetini Artırabilir: Kan şekeri seviyelerini düşürür, insülin hassasiyetini artırır ve yemeklerden sonra hızlı kan şekeri artışına sebep olan midenin hızlıca boşalmasını yavaşlatır. Tip 2 diyabet hastalarında glisemik durumu iyileştirdiği kanıtlanmıştır. (9)

Tarçında bulunan bir bileşik hücrelerle etkileşiminde insülini taklit eder. (15) Bu sayede hücrelerin glukoz emilimi büyük oranda artar. Çok sayıda insan araştırması baharatın anti-diyabetik özelliklerini kanıtlamaktadır. Bu araştırmalara göre kullanımı açlık kan şekerini %10-29 oranları arasında düşürmektedir. (16) Bu etkiler için geçerli dozaj günde 1-6 gram veya 0.5-2 çay kaşığı tarçındır.

12- Antioksidan Açısından Oldukça Zengindir: Tarçının elde edildiği tarçın kabukları bir dizi yağ ve organik bileşik içerir. Bu maddeler serbest radikalleri bularak etkisiz hale getirme kapasitesine sahiptir. İçerdiği antioksidanlar (10) kalp sağlığını iyileştirme ve kronik kalp rahatsızlıklarına karşı koruma özelliği gösterir. Bir araştırmada 26 baharatın antioksidan aktivitesi karşılaştırılmış ve sarımsak ve kekiğinde bulunduğu listede, tarçın en güçlü antioksidan özellikleri göstermiştir. (11) Aslında o kadar güçlüdür ki doğal gıda koruyucusu olarak kullanılabilir. (12)

13- Bakteri ve Mantar Enfeksiyonlarına Karşı Savaşır: İçerisindeki aktif bileşenlerden olan sinnamaldehit çeşitli enfeksiyonlara karşı etkili olabilir. Tarçın yağının mantar kaynaklı solunum yolu enfeksiyonlarını etkili olarak tedavi ettiği gösterilmiştir. Ayrıca Listeria ve Salmonella’nın da dahil olduğu belirli bakterilerin çoğalmasını önleyebilir. (20, 21) Antimikrobiyal etkileriyle diş çürümesini önleyip, ağız kokusuna karşı etkili olabilir.

14- Anne Sütünü Artırır: İnanılanlara ve kullananlardan alınan geri dönüşlere göre tarçının anne sütünü artırdığı düşünülmektedir.

15- HIV Virüsünün Önlenmesine Yardımcı Olabilir: HIV bağışıklık sistemini yavaş yavaş çökerten bir virüstür ve tedavi edilmezse AIDS’e yol açar. Tarçın özlerinin en yaygın HIV türü olan HIV-1’e karşı etkili olabileceği düşünülmektedir. (22) HIV’li hücrelerin tedavi edilmeye çalışıldığı bir laboratuvar deneyinde 69 tıbbi bitki denenmiş ve aralarında tarçın en etkili olmuştur. (23) Bu etkilerin onaylanması için insan testleri gerekmektedir.


Tarçının Yan Etkileri / Zararları (24)

Araştırmacılar günlük tarçın tüketimini 2-5 gram arası olarak önermektedir. Bu miktarların üzerine çıkılırsa bazı yan etkileri ve zararları olabilir. Hamile kadınlar için tarçın tüketiminin olası etkileriyle ilgili yapılmış bir araştırma yoktur. Önerilen hamilelerin ve emziren kadınların aşırıya kaçmadan normal miktarlarda tarçın tüketmesidir.

  • Yan Etkiler: Aşırı miktarlarda tüketilmedikçe tarçının genellikle yan etkisi bulunmaz. Aşırı tüketimi ağızda ve dudaklarda tahriş yapabilir. Bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Cilde uygulandığında kızarıklık ve yanma yapabilir.
  • Riskler: Yüksek miktarlarda tarçın özellikle karaciğer problemi olan kişiler için toksik olabilir. Kan şekerini düşürebileceği için, diyabet sorunu olanlar tedavilerini tarçın tüketimlerine göre ayarlamalıdır. Bazı tarçın ürünlerinde yer alan kumarin karaciğer sorunlarına sebep olabilir. Ancak miktarı çok düşük olduğu için çoğu tüketici için sorun olmaz. Hamilelik ve emzirme esnasında tedavi olarak kullanılması önerilmez. Besin miktarları güvenlidir.
  • Etkileşimler: Düzenli ilaç kullanan kişilerin, düzenli tarçın veya tarçın kapsülleri kullanmadan önce doktorlarına danışmaları önerilir. Antibiyotikler, diyabet ilaçları, kan incelticiler, kalp ilaçları ve diğer ilaçlara etkileşime girebilir.

Tarçın Besin Değerleri (1 Yemek Kaşığı – 8 Gram)

Tarçın1 Yemek Kaşığı - 8 gr Öğütülmüş
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori19.1%1
Yağ Kaynaklı Kalori0.8
Toplam Yağ0.1%0
Doymuş Yağ0.0 g%0
Trans Yağ0 g%0
Kolesterol0 mg%0
Sodyum0.8 mg%0
Toplam Karbonhidrat6.2 g%2
Diyet Lifi4.1 g%16
Şeker0.2 g
Protein0.3 g%1
K Vitamini2.4 mcg%3
Niasin (B3 Vitamini)0.1 mg%1
E Vitamini0.2 mg%1
Manganez1.4 mg%68
Kalsiyum77.7 mg%8
Demir0.6 mg%4
Magnezyum4.7 mg%1
Çinko0.1 mg%1
Potasyum33.4 mg%1

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.

Seylan Tarçını ve Çin Tarçını Arasındaki Farklar

Seylan Tarçını

  1. Fiyatı on kat daha pahalı olabilir.
  2. Rengi açık yanık kahverengidir.
  3. Kıvrılmış çubukları ince ve çok katmanlıdır.
  4. Kırılgandır, daha kolay kırılır.
  5. Tatlı ve karanfilimsi bir kokusu vardır.

Çin Tarçını

  1. Yaygın ve ucuzdur.
  2. Kırmızımsı koyu kahverengidir.
  3. Çubukları kalındır ve katman sayısı azdır.
  4. Serttir, toz haline getirmek zordur.
  5. Keskin ve dolgun bir tadı vardır.

Kaynaklar ve Referanslar

Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın

Rezene

Rezene Faydaları

Rezene nedir? Neye iyi gelir?

Güney Avrupa ve Akdeniz Bölgesi kökenli olduğu düşünülen, bilimsel adıyla Foeniculum vulgare miller veya bildiğimiz adıyla rezene, hafif ancak kolaylıkla ayırt edilebilen tadı ve kokusuyla bazen anason bazen de meyan köküne benzetilen bir bitkidir. Hiç beklenmedik yerlerde kendiliğinden yetişebilen bu bitkinin yiyecek olarak veya gargara, diş macunu gibi ürünlerde etken madde olarak kullanılması amacıyla ticari olarak yetiştirilmesi oldukça yaygındır. Avrupa, Rusya ve Amerika’da ülkemizdekinden daha yaygın olarak tüketilir. Bitkinin tamamı besin değeri taşır; yani açık yeşil olan gövdesi, saçaklı üst kısımları ve çiçeklerinde oluşan tohumları farklı şekillerde tüketilir. Rezenenin sebze olarak tüketimi yaygın olduğu kadar, rezene çayı ve tohumlarından elde edilen baharatı da ünlüdür. Ülkemizde bitki farklı yörelerde rezdene, sincibil, çumra, şumra, arapsaçı, irziyan ve mayana gibi isimlerle anılabilir.

Eski Çin Tıbbı’nda rezene konjesyon, konjonktivit (göz iltihabı), iştahı artırma, anne sütünü artırma gibi faydaları için kullanılmıştır. Rezene yağı mideyi rahatlatmada kullanılmış, ezilmiş tohumlarından yapılan rezene çayının ise yılan ve böcek ısırıklarına, besin zehirlenmesine ve boğaz ağrısına iyi geldiğine inanılmıştır.

Rezene kullanımı Avrupa’da özellikle etli ve patatesli yemekler ve salatalarda her geçen gün artmaktadır. Sebze çoğu bitkisel besinin olduğu gibi sadece lezzet olarak değil, sağlığa faydaları açısından da önemlidir.

Rezenenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?

1- Kansızlığı Önler: Demir ve içerisinde bulunan amino asit histidin (1) sayesinde kansızlığın tedavisinde faydalıdır. Demir hemoglobinin içindeki en önemli bileşenken, histidin hemoglobin üretimini artırır ve kandaki bazı diğer bileşenlerin oluşturulmasında rol oynar.

2- Hazımsızlığa İyi Gelir: Özellikle Hindistan’da yemeklerden sonra rezene tohumu çiğnemek çok yaygındır. Bu sindirimi kolaylaştırmak ve kötü kokuyu gidermek için yapılır. Rezene yağında bulunan bazı bileşikler sindirim salgılarının üretimini ve besinlerin daha iyi emilimini sağlar.

3- Gazı Geçirir: Rezene, içindeki aspartik asidin gaz çıkarıcı özelliklerinden dolayı sıklıkla kullanılır. Rezene özü bu amaçla bebeklerden yetişkinlere kadar herkes tarafından kullanılabilir. Genellikle ilaçlarda, çocuk ve bebeklerde gaz çıkartmak ve ülser olmayan dispepsi (hazımsızlık) semptomlarını azaltmak için kullanılır.

4- Kabızlığı ve İshali Önler: Toz halindeki rezene tohumları kabızlığı giderebilir. (10) Bitki bağırsak hareketlerini düzenler, mide sıvılarının ve safranın salgılanmasını uyarır. Rezene karın ağrısı, ishal ve irritabl bağırsak sendromu ilaçlarının içinde yaygın olarak yer alır.

Rezene bakteriyel enfeksiyon kaynaklı ishale karşı içerdiği anetol ve sineol gibi maddeler sebebiyle etkili olabilir. (11) Ayrıca sindirim güçlüğü sebebiyle ortaya çıkan ishallerde sindirimi düzene sokan histidin amino asidi sayesinde faydalı olabilir.

5- Kanseri Önleyici Özellikler Gösterir: Çiğ sebzesi kansere karşı geniş olarak incelenmemiştir ancak rezene tohum özlerinin kanserle savaşma yetenekleri oldukça etkileyicidir. (2) Araştırmalara göre bu özler sadece tümörün gelişimini engellemekle kalmayıp, içerisindeki flavonoidler, alkaloidler ve fenollerle kanser tedavisi sırasındaki radyasyonun olumsuz etkilerine karşı da koruma sağlar. Rezene özünün bazı göğüs kanseri ve karaciğer kanseri türlerine karşı etkili olduğu bulunmuştur ancak hormon hassas kanserler üzerindeki etkileri tartışmalıdır ve çok sayıdaki doktor tarafından önerilmemektedir.

Bitkinin hem sebzesi hem de tohumu selenyum içerir. Selenyum karaciğerdeki enzim fonksiyonlarına katılarak vücutta kansere sebep olan bazı bileşiklerin uzaklaştırılmasını sağlar. İçerdiği C, A vitaminleri ve beta-karoten hücreleri serbest radikal hasarından koruyabilir, folat ise DNA hasarını onarabilir.

6- Tansiyonu Düzenler, Yüksek Tansiyona İyi Gelir: Düşük sodyum tuzu alımı tansiyonu düşürmek için çok önemlidir ancak tüketilen potasyum miktarını artırmak da damar genişletici ve rahatlatıcı özelliklerinden dolayı bir o kadar önemli olabilir. Araştırmalara göre dünya genelinde günlük potasyum ihtiyacını tam olarak karşılayan kişi sayısı %5’ten daha düşüktür. Ayrıca potasyum, kalsiyum ve magnezyumun tansiyonu doğal olarak düşürdüğüne ilişkin çok sayıda kanıt vardır. Rezene bütün bu mineralleri ve çeşitli nitratları içerdiğinden tansiyonun düşmesine yardımcı olur ve kalp sağlığını korur.

7- Kalbi Güçlendirir, Kolesterolü Düşürür: İçerdiği lif, potasyum, folat, C ve B6 vitaminleri ve fitobesinler kalp sağlığını artırır. İçerisinde önemli miktarlarda lif vardır ve lif kandaki toplam kolesterolü düşürür.

Bir araştırmaya göre günde günde 4,069 mg potasyum alan kişilerde (Yetişkinler için günlük potasyum ihtiyacı 4,700 mg/gündür.) iskemik kalp hastalığından ölüm riski %49 daha düşüktür. (8)

Rezenenin içerdiği B6 vitamini ve folat homosistein oluşumunu önler. Aşırı homosistein oluşumu kan damarlarına zarar verip kalp hastalıklarına yol açabilir.

8- Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: 1 Kase rezene günlük C vitamini ihtiyacının %20’sini karşılar. C vitamini bağışıklık sistemi sağlığını artırır, cilt sorunlarına iyi gelir, kollajen oluşumuna yardımcı olur ve kan damarlarını korur. (3) İçerdiği selenyum vücudun savunma mekanizmasında rol alan hücrelerin üretimini artırır.

9- Vücut Genelinde Görülen İltihaplanmaları Azaltabilir: Kolin aktif bileşiği rezenede bulunan çok önemli bir besindir ve uyku, kas hareketi, öğrenme ve hafıza üzerinde olumlu etkileri bulunur. Bu bileşik kronik iltihaplanmaların azaltılmasında faydalı olabilir. (9)

10- Kolik Hastalığını (Gaz / Kalınbağırsak Sancısı) Tedavi Eder: İçerdiği anetol içinde bulunan thytoestrogenler sayesinde renal koliğin tedavisinde etkilidir. Ayrıda antispazmik özellikleri de tedaviye katkı sağlar.

11- Menstruasyonu Düzenler: Rezene adet gördürücü bir bitkidir ve hormon faaliyetlerini düzenleyerek adet görmeyi kolaylaştırır ve düzenler. PMS’in istenmeyen etkilerini azaltan çok sayıda ilacın ve ürünün içerisinde bulunur. Geleneksel bir ağrı kesici ve rahatlatıcıdır.

12- Göğüs Büyümesini Destekler: Rezene tohumlarında bulunan flavonoidler östrojen miktarını artırarak tetikleyici ve güçlendirici görevi görürler. Rezene tohumu göğüslerde yeni doku ve hücrelerin oluşmasını sağlayarak göğüslerin büyümesine fayda sağlar.


13- Göz Sağlığına İyi Gelir: Yemeklerde rezene kullanmak gözlerin iltihaplanmasını önleyebilir ve erken yaşlanma ve yaşlanma kaynaklı görme sorunlarının azalmasını sağlayabilir. Bunun sebebi önemli miktarda antioksidan, detoks etkisi olan bileşikler ve uyarıcılar içermesidir. Özellikle rezene yağında kobalt ve magnezyum gibi mineraller bulunur. Ayrıca içerdiği flavonoidlerle (4) oksidatif stres sonucu oluşan pigment hücrelerindeki ölümleri azaltabilir.

14- Solunum Hastalıklarına İyi Gelir: Tıkanıklık, bronşit ve öksürük gibi solunum sistemi hastalıklarına doğal balgam sökücüler olan sineol ve anetol içerikleri sayesinde iyi gelir. (5) Rezene tohumu ve tozu balgam atımına ve boğaz ve nasal yoldaki toksinlerin atılmasına iyi gelerek solunum sistemi hastalıklarında hızlı iyileşmeye fayda sağlar.

Rezenenin Yan Etkileri / Zararları

Rezene, besin miktarlarında tüketilmesi güvenli kabul edilen bir bitkidir. Rezene tüketmek amacıyla çayının, tohumlarının ve besin takviyelerinin kullanımı yaygındır. Kullanırken özel durumu olan kişilerin dozajı iyi ayarlaması gerekir. Kısa süreli kullanımlarda nadir olarak aşağıdaki yan etkiler raporlanmıştır.(12, 13, 14)

  • Mide bulantısı
  • Alerji
  • Menstrual akışta hafif artış.

Yüksek dozlarda rezene kullandıktan sonra nefes alma zorluğu ve kalp atışlarında düzensizlik yaşadığını belirten kişiler vardır. (15) Kullanırken aşağıdaki özel durumların farkında olunmalıdır.

Hamilelik ve Emzirme Süresince Rezene Kullanımı: Hamilelik esnasında kullanımı hakkında yeterli bilgi yoktur. Dünyanın bazı bölgelerinde geleneksel olarak kullanılmaktadır ancak bazı araştırmacılar tarafından kullanılması hormon seviyelerini etkilediği için potansiyel olarak riskli bulunmaktadır. Bazı kişiler rezenenin düşük, adet kanaması ve bebeklerde sinirsel hasara sebep olabileceğini öne sürmektedir. Hakkında yeterli araştırma yapılıncaya kadar kullanılması önerilmez. (15)

Emzirme süresince rezene kullanımı riskli kabul edilmektedir. Rezene çayı içtikten sonra çocuklarını emziren bir annenin çocuklarında sinirsel hasar oluştuğuna ilişkin bir rapor vardır. (16)

Kanama Düzensizlikleri: Rezene kanın pıhtılaşmasını yavaşlatır. Kanama düzensizliği olan kişilerde kanama riskini artırır.

Hormon-Hassas Durumlar: ( Göğüs kanseri, yumurtalık kanseri, rahim kanseri ) Östrojen gibi etki gösterebilir. Östrojenden olumsuz etkilenen durumu olanların kullanması tehlikelidir.

Rezene Besin Değerleri

Rezene Soğanı100 Gram - Çiğ
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori31
Yağ Kaynaklı Kalori1.7
Toplam Yağ0.2 g%0
Doymuş Yağ0 g
Trans Yağ0 g
Kolesterol0 mg%0
Sodyum52 mg%2
Toplam Karbonhidrat7.3 g%2
Diyet Lifi3.1 g%12
Şeker0 g%0
Protein1.2 g%2
Vitamin C12.0 mg%20
Folat27.0 mcg%7
A Vitamini134 IU%3
Niasin0.6 mg%3
Pantotenik Asit0.2 mg%2
Potasyum414 mg%12
Manganez0.2 mg%10
Kalsiyum49.0 mg%5
Demir0.7 mg%4
Magnezyum17.0 mg%4
Fosfor50.0 mg%5
Bakır0.1 mg%3

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.


Rezene Hakkında Yapılan Bazı Bilimsel Araştırmalar

Bilim adamları bebek koliğinde (gaz/kalınbağırsak sancısı) düzenli olarak etkili tek ilaç olan Dicyclomine hydrochloride‘in tedavi edilen bebeklerin %5’inde ölüm dahil ciddi yan etkilere sebep olduğunu belirtmiştir. Bağırsak spazmlarını, ince bağırsakta etkili olarak azalttığı kanıtlanan rezene yağı 125 bebek üzerinde bir placeboya karşı test edilmiştir. Sonuçları ileri seviyede olumludur ve 62 hasta bebekten 42’si bu tedaviyle kolikten kurtulmuştur. (6)

Bir diğer bilimsel araştırma rezene özü içeren anti-aging kremi formülü üzerinde yapılmıştır. Daha sonra formül cildin nem oranı ve cilt yüzeyinin su kaybı açılarından değerlendirilmiş ve oldukça pozitif sonuçlar elde edilmiştir. Buna göre rezenenin anti-aging etkileri vardır. (7)

Kaynaklar / Referanslar

Kişniş

Kişniş baharatı faydaları nelerdir?
  • Kişniş hem taze hem de baharat olarak tüketilebilir.
  • Tarihte bilinen en eski bitkilerden biridir, ana vatanı Türkiye ve Akdeniz Coğrafyasıdır.
  • Tıbbi bir araştırmaya göre %10’luk 200 ml bir kişniş özü (yağı) 7 gün boyunca her gün tüketilirse şiddetli ishal, karın ağrısı, ciltte koyulaşma, adet düzensizliği ve su kaybı yapar. (1)

Kişniş Nedir? Neye İyi Gelir?

Taze Kişniş
Taze Kişniş

Aşotu olarak da bilinen kişniş ana vatanı Türkiye ve Akdeniz Coğrafyası olan 1 yıllık, maydanoza benzeyen otsu bir bitkidir. Bilinenlere göre dünyadaki en eski ve ünlü baharatlardan biridir. Bilimsel adı Coriandrum sativum olan bitkinin tohumlarından elde edilen baharatın ve de yeşilken bitkinin kendisinin taze kişniş olarak tüketimi oldukça yaygındır. Bitkinin tohumları baharat amacıyla kullanılacağı zaman yemeklere lezzet eklemek için isteğe bağlı bütün olarak veya ezilmiş toz halinde kullanılabilir. Baharatın sucuk, yahni, çorba, balık yemeği ve ekmek yapımında kullanımı yaygınken taze hali daha çok salata ve çorbalarda kullanılır. Bazı tüketicilerin bira yapımında kişniş kullandığı da bilinmektedir.

Kişnişin Sağlığa Faydaları

Yemeklere kişniş eklemek sadece lezzetini artırmaz, sağlığa da sayısız fayda sağlar. Bu düşük kalorili, kolesterolsüz bitkinin faydaları oldukça etkileyicidir. İçerisinde kuersetin, kaemferol, rhamnetin ve epigenin gibi polifenolik antioksidan flavonoidler; potasyum, kalsiyum, manganez, demir ve magnezyum gibi mineraller; A, C, K ve B vitaminleri gibi vitaminler bulunur. (2) Ayrıca antiseptik, antifungal, antioksidan, dezenfektan ve antibakteriyel özellikleri olduğu kanıtlanmıştır. (3)

  • İçerdiği fenolik asitler ve polifenollerle eklem iltihabı ve romatizma kaynaklı şişliklerin azalmasına yardımcı olur. (4)
  • Kandaki ve atar ve toplar damar iç yüzeyindeki kötü kolesterol seviyesini düşürür. Sağlıklı kolesterol seviyesini artırır.
  • Hipertansiyonu olan hastalarda tansiyonun düşmesine yardımcı olur.
  • Endokrin bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar.
  • Sindirimi ve peristaltik hareketi kolaylaştırır.
  • Vücuttaki ağır metallerin ve toksinlerin atılmasını sağlar. (5)
  • Alerjik reaksiyonları azaltır.
  • Çiçek hastalığına karşı koruma sağlar.
  • Mide bulantısı ve kusmayı azaltır.
  • Göz sağlığına iyi gelir.
  • Mikrop ve mantar enfeksiyonları kaynaklı ishali tedavi eder. (8)
  • Kansızlığı Önler. (9)
  • Salmonellaya karşı doğal koruma sağlar. (10)
  • Ağız ülseri (aft), egzama, mantar, cilt kuruluğu, kansızlık, iştahsızlık ve anoreksiye iyi gelir. (6)

Kişniş Yağı Nasıl Kullanılır?

Kişniş yağı, kişniş tohumlarından buharlı damıtma yöntemiyle elde edilir. Borneol, sineol, simen, dipenten, linalol gibi bileşikler içeren bir yağdır.

  • Kişniş yağını vaporizatöre 3-4 damla olarak narenciye yağıyla beraber ekleyebilir ve soluyabilirsiniz.
  • Yağı 1-2 damla olmak üzere bölgesel olarak kullanabilirsiniz. Kişniş yağı, fesleğen ve limon yağıyla iyi uyum sağlar.
  • Kişniş yağını sebze kızartmalarının, salataların ve sosların içerisinde kullanabilirsiniz.

Not: Kişniş yağını ağızdan veya diğer şekillerde kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Yağı çocukların ulaşamayacağı bir yerde saklayıp, göz, kulak ve benzeri hassas noktalara girmemesine dikkat ediniz. (7)


Kişniş Besin Değerleri / Baharat – 1 Yemek Kaşığı (2 gram)

 Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori4.9%0
Yağdan Gelen Kalori0.7
Toplam Yağ0.1 g%0
Kolesterol0%0
Sodyum3.7 mg%0
Toplam Karbonhidrat0.9 g%0
Diyet Lifi0.2 g%1
Protein0.4 g%1
K Vitamini%30
C Vitamini%17
Manganez%6
Demir%4
Magnezyum%3
Bakır%2

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Yaşam tarzınıza göre kalori ihtiyacınız daha az veya fazla olabilir.


Kaynaklar / Referanslar
Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın

Kakule

Sarı ve siyah kakule baharatları...

Kakule Nedir? Neye İyi Gelir?

Kakule ana vatanı Hindistan, Nepal ve Güney Asya olan bir baharattır. Kakuleye baharatların kraliçesi denir ve en pahalı ilk iki baharat safran ve vanilyadan sonra, kakule pahalılıkta 3. sıradadır. Binlerce yıldır Hindistan’dan dünyaya yayılmıştır ve günümüzde Vietnam gibi ülkelerde de ticari olarak yetiştirilmektedir.

Kakule zencefilgiller ailesinden bir bitkidir, küçük yeşilimsi kapsüllerin içerisindeki çekirdeklerden elde edilir, kapsüllerin rengi değiştiği bölgeye göre farklılıklar gösterebilir. Baharatın güçlü, nadir ve kafurumsu bir lezzeti vardır. Kakule doğu Hindistan kültürlerinde hem acı baharat karışımlarında hem de daha hafif köri karışımlarında kullanılır. Aynı zamanda kakule çayı ve kakule kahvesi de baharatı kadar ünlüdür. Batı dünyasında ise kakule önemli sucuk malzemelerinden biridir ve İskandinavya’da hamur işlerinde kullanılır. Ayrıca parfüm ve kozmetik sektöründe de tercih edilmektedir.


Kakulenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?

Eski tıp uygulamalarında kakule; boğaz ve diş ağrısını, diş eti enfeksiyonlarını, konjesyon, tüberküloz, mide, böbrek ve akciğer sorunlarını gidermede ve örümcek ve yılan ısırıklarına karşı panzehir olarak kullanılmaktaydı. Son yıllarda yapılan laboratuvar çalışmaları neticesinde idrar yolu enfeksiyonlarını ve bel soğukluğunu tedavi ettiği ortaya çıkmıştır.

Kakule içerdiği manganez oranıyla dikkat çeker. Bir yemek kaşığı kakulede günlük manganez ihtiyacının %80’i karşılanır. Ayrıca daha az miktarda demir, C vitamini, kalsiyum, magnezyum, potasyum, piridoksin, riboflavin, tiamin, A vitamini ve çinko içerir. Bunların dışında içerdiği uçucu yağlar ile öne çıkar. Çok sayıda uçucu yağ içerir ve mide-bağırsak sorunlarına iyi gelmesinin asıl sebebi bu uçucu yağlardır.

1- Kolorektal Kanseri Önlemede Etkilidir: Sengupta ve arkadaşları (et al.) tarafından Hindistan’da kanser enstitülerinde yapılan araştırmalar neticesinde kakule diyetinin kolorektal kanseri önlemede %48 oranında başarılı olduğu bulunmuştur.

2- Antidepresan etkileri vardır: Kakule yağı arometerapide kullanılan temel yağlardan biridir. Araştırmalara göre depresyon ve mide düzensizliklerini önlemede etkilidir.

3- Mide ve bağırsak hastalıklarını önler: Kakuleden elde edilen metanolik öz asitlik, gaz rahatsızlığı ve mide krampları gibi düzensizlikleri gidermeye yardımcı olur. Jamal et al. tarafından Yeni Delhi’de yapılan bir bilimsel araştırmaya göre (1) kakuleden elde edilen uçucu yağlar mide bağırsak hastalıklarında pozitif etkiye sahiptir.

4- Antimikrobiyaldir: Yüzyıllardır kakulenin enfeksiyonları giderdiği düşünülmüştür. Modern tıpta ise bu durum antimikrobiyal özellikler gösterdiği anlamına gelmektedir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde Ağaoğlu et al. tarafından yapılan bir bilimsel araştırmada (2) kakule içerisindeki uçucu özler test edilmiştir. Araştırma sonucunda Kakule yağlarının, besin zehirlenmesine neden olan oldukça tehlikeli mikropların gelişimini ve yayılmasını engellediği gözlenmiştir.

5- Diş sağlığına iyi gelir. (3)

6- Astıma iyi gelir. (4)

7- Mide bulantısı, boğaz ağrısı ve kusmaya iyi gelir.

8- Antispazmodik ve Antienflamatuar Özellikler Gösterir: Ayurveda tıbbına göre kakule kas ve eklem ağrısına iyi gelir. Kas spazmları genellikle yaşlı insanlar tarafından yaşanır. Kaslardaki ani bir daralma spazma sebep olur. Suudi Arabistan’da, Al-Zuhair ve ekibi tarafından, King Saud Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre kakule kas spazmlarını kontrol etmek için kullanılabilir. (8) Son deneylere göre baharat ayrıca antienflamatuar ve antikanserojen özellikler de göstermektedir. (9)

9- Vücutta Detoks Etkisi Gösterir: Vücudumuzdaki metabolik süreçler temizlenmesi ve atılması gereken toksin ve serbest radikaller üretir. Bu zararlı maddelerden kurtulunmadığı zaman biriken bu toksinler kanser ve erken yaşlanma gibi çeşitli hastalıklar yapabilir. Kakule detoks etkisi olan bir ajan olarak bilinir. İçerisindeki yağlar ve biokimyasal maddeler bu etkilere sahiptir. (10)

10- Kan Dolaşımını Artırır: Aromaterapide kakule ciğerlerdeki kan dolaşımını artırarak astım ve bronşit semptomlarını tedavi etmede kullanılır. İçerisindeki esans yağlar stres şikayetleri olan bir grup üzerinde tekst edilmiş ve kakulenin kan dolaşımını artırdığı bulunmuştur. (11)

Kakulenin Diğer Faydaları ve Kullanımları:
  • Afrodizyak özellikler gösterir: Özgün tatlı lezzeti sayesinde kakulenin yüzyıllardır afrodizyak özellikleri olduğuna inanılmıştır. (5) Ayrıca iktidarsızlık ve erken boşalmaya da iyi geldiğine inanılmaktadır.
  • İdrar yolu sorunlarına iyi gelir: Ayurvedik tıpta kakule sistit, nefrit ve bel soğukluğuna karşı kullanılmaktadır.
  • Hıçkırığı Giderir: Kakule hıçkırığı gidermede çok etkili olabilir. Birkaç kakule kapsülünün su içerisine atılıp kaynatılmasıyla elde edilen kakule suyu içilirse hıçkırık kesilebilir.
  • Ağızdaki kötü kokuları giderir: Kakule ağızdaki kötü kokuları gidermek için çiğnenebilir. Kakuleden elde edilen bazı yağlar sakızlardaki ana maddelerdendir.
Kakule Besin Değerleri / 6 gram – 1 Yemek kaşığı – Ezilmiş
 Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori18
Yağdan Gelen Kalori3
Toplam Yağ%1
Doymuş Yağ0%0
Trans Yağ0%0
Kolesterol0 %0
Sodyum1 mg%0
Toplam Karbonhidrat4 g%1
Diyet Lifi2 g%6
Şeker0 g%0
Protein1 g
Manganez1.6 mg%80
Demir0.8 mg%4.4
Magnezyum13 mg%3.3
Çinko0.4mg%2.7
Kalsiyum22 mg%2.2
A Vitamini%2

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.

Kakule Hakkında Yapılan Bilimsel Araştırmalar

Kakule tozu 20 yeni, seviye 1 hipertansiyon hastası üzerinde test edilmiştir. Her katılımcıya 12 hafta boyunca günde 3 gram kakule verilmiştir. Sonuçlara göre kakule büyük ve küçük tansiyonu önemli ölçüde düşürmüş, fibrinolitik aktiviteyi artırmıştır. Ayrıca 3 ayın sonunda herhangi bir yan etki görülmeden, toplam antioksidan miktarı hastalarda %90 oranında artmıştır.(6)

Sindirimi kolaylaştırdığı, metabolizmayı güçlendirdiği, tümör gelişimini yavaşlattığı bilinen kakule diğer özellikleri bakımından test edilmiştir. Araştırmalar sonucunda glutatyon, lutatyon redüktaz, süperoksit dismutaz ve katalaz aktivitesinin arttığı bulunarak; deride papilloma oluşumunu engellemek için önemli bir önleyici ajan olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. (7)


Kaynaklar / Referanslar
Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayın
  • (1) http://dx.doi.org/10.1016/j.jep.2005.07.016
  • (2) http://vfdergi.yyu.edu.tr/archive/2005/16_2/2005_16_%282%29_99-101.pdf
  • (3) http://pubs.acs.org/doi/abs/10.1021/jf00011a020
  • (4) http://www.banglajol.info/index.php/BJP/article/view/8133
  • (5) http://www.drj.mui.ac.ir/index.php/drj/article/view/973
  • (6) http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20361714, Blood pressure lowering, fibrinolysis enhancing and antioxidant activities of cardamom (Elettaria cardamomum), Jan. 2013
  • (7) http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22182368, Antioxidative effects of the spice cardamom against non-melanoma skin cancer by modulating nuclear factor erythroid-2-related factor 2 and NF-κB signalling pathways, Jan. 2013
  • http://www.livestrong.com/article/338907-health-benefits-of-cardamom/
  • http://www.organicfacts.net/health-benefits/herbs-and-spices/health-benefits-of-cardamom.html
  • http://nutritiondata.self.com/facts/spices-and-herbs/176/2
  • (8) http://dx.doi.org/10.1006/phrs.1996.0067
  • (9) https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3170500/
  • (10) https://www.researchgate.net/publication/51900702_Antioxidative_effects_of_the_spice_cardamom_against_non-melanoma_skin_cancer_by_modulating_nuclear_factor_erythroid-2-related_factor_2_and_NF-kB_signalling_pathways
  • (11) https://www.researchgate.net/publication/318534548_EVALUATION_OF_THE_EFFICACY_OF_CARDAMOM_AROMATHERAPY_ON_AEROBIC_FITNESS_AUTONOMIC_FUNCTIONS_AMONG_STUDENTS_1_2_1