Kekik

Bir demet kekik...

Kekik nedir? Kekik neye iyi gelir?

Kekik binlerce yıldır tıbbi ve mutfak uygulamalarında kullanılan her mevsim yeşil kalan bir çalıdır. En yaygın kekik türünün bilimsel adı Thymus vulgaris‘tir ve bitki Akdeniz Bölgesi’nin yerlisidir. Ülkemizde en yaygın kullanım şekli baharat formunda kuru kekik olarak kullanımıdır.

Sağlığa olan faydaları arasında stresi rahatlatması, solunum sorunlarını azaltması, kalp sağlığını artırması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, kronik hastalıklara karşı koruması, kan dolaşımını uyarması ve mantar enfeksiyonlarını önlemesi sayılabilir.


Kekiğin sağlığa faydaları nelerdir?

1- Anti-Fungal Özellikleri Vardır: Kekikte en çok bulunan aktif bileşik timoldür. Bu organik bileşik vücutta geniş yelpazede faydalar sağlar, özellikle mantar ve viral enfeksiyonları önlemesiyle bilinir. (1)

2- Solunum Sistemi Hastalıklarını Önleyebilir: Kekiğin en iyi bilinen ve en eski kullanımlarından biri solunum rahatlatıcı ajan olarak kullanımıdır. (2) Eğer bronşit, kronik astım, tıkanıklık, soğuk algınlığı, grip, sinüs tıkanıklığı veya mevsimsel alerjiniz varsa kekiğin balgam sökücü ve antienflamatuar özelliklerinden faydalanabilirsiniz. Solunum yollarından balgam ve mukusu temizler, iltihaplanmaları azaltarak solunumu kolaylaştırır.

İspanya’da yapılan bir araştırmaya göre bütün bu faydaları görmek için çaylara kekik eklenmesi yeterli olabilir. Kekik çayı solunum sorunlarında etkili rahatlama sağlayabilir.

3- Yüksek Antioksidan Kapasitesi Vardır: Şifalı bitkiler arasında antioksidan kapasitesiyle öne çıkar. İçerisinde lutein, zeaksantin ve timonin bulunur ki bu maddeler vücut genelinde serbest radikallere karşı etkili olur. (3) Serbest radikaller hücresel metabolizmanın tehlikeli yan ürünleridir ve sağlıklı hücrelere apoptoz veya mutasyon yoluyla zarar verebilirler. Kekik içerdiği antioksidanlarla hücrelerde ve organlarda serbest radikallerin ve neden oldukları oksidatif stresin önlenmesinde etkili olabilir.

4- Kan Dolaşımını Artırır: Yüksek oranda demir ve diğer temel mineralleri içerir, kırmızı kan hücreleri üretimini, kan dolaşımını ve organlara giden oksijen miktarını artırır. (4) Hem taze hem de kuru kekik yüksek miktarda demir içerir.


5- Kalbi Korur: Antioksidanlar, mineraller ve vitaminlerin harika bir karışımını içeren kekik kalp üzerinde çok sayıda faydalı küçük etkiler yapar ancak içerdiği potasyum ve manganezin faydaları daha önemlidir. Potasyum damarlardaki gerginliği azaltıp tansiyonu düşürebilir.

İngiltere’de laboratuvar fareleri üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, farelere kekik yağı verilmesi hayvanlarda antioksidan seviyelerinin ve yaşam boyunca aktifliğin artmasına yol açmıştır. (5) Bu sonuçtan bol kekik tüketilerek kalp ve damar hastalıkları önlenebilir ve daha aktif bir hayat yaşanabilir sonucu çıkar. Ancak elbette hayvan deneylerinin insanlar üzerinde onaylanması gerekmektedir.

6- Göz Sağlığı: Kekikteki karotenoid ve A vitamini bitkiyi göz sağlığı için etkili bir antioksidan ajan yapar. Karotenoidler oküler sistemdeki serbest radikalleri nötralize eder, maküler dejenerasyon ve katarakt gibi hastalıkları önleyebilir.

7- Bağışıklığı Güçlendirir: İçerdiği yüksek miktarda C vitamini bitkiyi doğal bir bağışıklık güçlendirici yapar. C vitamini vücuttaki ilk savunma hattı olan beyaz kan hücreleri üretimini uyarır. Ayrıca hücre, kas, doku ve damarların oluşumu ve onarımı için gerekli olan kollajen üretiminde rol oynar.

8- Stresi Azaltır: Kekikteki vitaminlerden biri de beyindeki stres hormonlarıyla ilgili bazı nörotransmitterler üzerinde güçlü etkileri olan B6 vitaminidir. (Piridoksin) (6) Düzenli olarak kekik tüketmek ruhsal durumun iyileştirilmesine ve zihnin rahatlatılmasına fayda sağlar.


Kekiğin yan etkileri / Zararları

Kekik besin miktarlarında tüketildiğinde güvenlidir. Kısa süreli olarak ağızdan ilaç olarak tüketilmesi güvenlidir. Bazı kişilerde sindirim sistemi rahatsızlığı, baş ağrısı veya baş dönmesi yapabilir.

Kekik yağının cilde uygulanması güvenlidir, bazı kişilerde ciltte tahriş yapabilir. Bu yağın tıbbi dozlarda ağızdan kullanılması hakkında yeterli bilgi yoktur.

Hamilelik ve emzirmede kekik kullanımı: Normal besin miktarlarında kullanılması güvenlidir. Büyük tıbbi dozlar kullanılması hakkında yeterli bilgi yoktur, önerilmez.

Alerji: Kekiğe ve diğer bazı kekik türlerine karşı raporlanmış alerjik reaksiyonlar vardır.


Karanfil (Baharat)

Karanfil baharatı nedir? Karanfil neye iyi gelir?

Dalında karanfil baharatları...
Karanfil ağacında tomurcuklar

Karanfil, özellikle Asya kıtasında yaygın olan, çeşitli kullanımları bulunan bir lezzet katıcı ajan ve baharattır. Ülkemiz mutfağında ve Asya mutfaklarında farklı kullanımları bulunur. Basit olarak Mersingiller familyasından Syzygium aromaticum adlı ağacın çiçeğinin kurutulmuş tomurcuğudur, karanfil çiçekleri ile karıştırılmamalıdır. Ağacın sadece tomurcukları değil farklı kısımları da çeşitli şifalı özellikleri sebebiyle kullanılabilir, yaprakları ve ağacın çiçeklerinden elde edilen karanfil yağının kullanımları bulunur.

Asya kaynaklı diğer baharatlar gibi karanfilin de çok eskilere dayanan bir tarihi bulunur. (1) Bu baharatlar 13. ve 14. yy’larda yüksek fiyatlı ve günümüze kıyasla daha az ulaşılan baharatlardı. Sadece karanfil, kahve ve bazı diğer baharatların kontrolünü ele geçirmek için bu tarihlerde çok sayıda savaş yapılmıştır.


Karanfil baharatının faydaları nelerdir?

1- Daha İyi ve Kolay Sindirim: Sindirim enzimlerinin salgısını artırarak sindirimi kolaylaştırabilir. (2) Ayrıca gaz, mide rahatsızlığı, dispepsi ve mide bulantısına iyi gelir. Baharatlar kavrulabilir, toz hale gelmesi için öğütülebilir veya sindirim sorunlarında rahatlama sağlamak için bal ile birlikte kullanılabilir. Baharat ayrıca kronik ishal ve dizanteri için etkili bir çözüm olabilir.

2- Antioksidanlar Açısından Zengindir: Önemli vitamin ve mineraller içermesinin yanı sıra antioksidanlar açısından zengindirler. Antioksidanlar vücuda zarar veren oksidatif stresi azaltan bileşiklerdir. Karanfil önemli miktarlarda eugenol antioksidani ve C vitamini içerir.

3- Kansere Karşı Koruyabilir: Bazı araştırmalara göre karanfil baharatlarında bulunan bazı bileşikler kansere karşı koruyabilir. Bu bulguları onaylayan bilimsel araştırmalar vardır. Bir araştırmaya göre karanfil yağı yemek borusu kanserinde, kanser hücrelerinin %80’inde hücre ölümüne yol açmıştır. (3) Ancak bilinmelidir ki bu laboratuvar çalışmaları yüksek konsantrasyonlarda karanfil yağları kullanmıştır ve yüksek dozlarda karanfil yağı karaciğer hasarı yapabilir.

4- Bakterileri Öldürür: Antimikrobiyal özellikleri vardır ve bakteri vb. mikroorganizmaların çoğalmasını önleyebilir. Antibakteriyel özellikleriyle ağız sağlığına destek olur.

5- Karaciğer Sağlığını İyileştirebilir: İçerdiği faydalı bileşikler karaciğerin güçlenmesini sağlayabilir. Özellikle eugenol bileşiği karaciğer fonksiyonlarını iyileştirir, iltihaplanmaları azaltır ve oksidatif stresi düşürür. Yüksek dozların karaciğer hasarı yapabileceği unutulmamalıdır, örneğin bir vakada 5-10 ml karanfil yağı kullandırılan 2 yaşındaki bir erkek çocukta ciddi karaciğer hasarı oluşmuştur. (4)

6- Kan Şekerini Düzenler: Karanfil baharatı kandan hücrelere şeker alımını ve insülin salgısını artırır, insülin üreten hücrelerin fonksiyonlarını iyileştirir. (5) Dengeli bir diyetle beraber karanfil kullanıldığında şeker seviyelerinin kontrol edilmesine önemli katkı yapar.

7- Kemik Sağlığını İyileştirir: Düşük kemik yoğunluğu milyonlarca yetişkini etkileyen bir sağlık sorunudur. Bu durum kemik erimesine yol açabilir, kırık ve çatlak riskini artırır. Karanfilde bulunan vitamin ve diğer bileşikler kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur. Bitkinin 2 gramı günlük manganez ihtiyacının %30’unu karşılar, bu mineral kemik sağlığı için çok önemlidir. Araştırmalara göre 12 hafta boyunca manganez desteği kullanıldığında kemik mineral yoğunluğunda ve kemik gelişiminde artış gözlenir.

8- Mide Ülserlerini Azaltabilir: Karanfil mide ülserlerinin tedavisinde faydalı olabilir. Araştırmalara göre anti-ülser ilaçlarının etkilerine benzer etkiler göstermektedir. Ancak bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

9- Bağışıklığı Güçlendirir: Bağışıklık sistemini koruyan ve güçlendiren bitkilerden biridir. Kurutulmuş baharatlar beyaz kan hücreleri sayısını artırır, aşırı hassaslık sorunlarına iyi gelebilir.

10- Ağız Sağlığı: Diş eti iltihabı ve periodontit gibi diş eti hastalıklarında iyileşme için kullanılabilir. Bu baharatın özleri ağız patojenlerinin çoğalmasını önleyebilir. (6) Ağrı kesici özellikleriyle diş ağrılarına karşı da etkili olabilir.

11- Afrodizyak Özellikleri: Yunani tıbbına göre karanfil baharatları afrodizyak özellikler gösterir. (7)


12- Baş Ağrısını Azaltır: Baş ağrılarını azaltmak için kullanılabilir. 5-6 adet karanfilin tozu, bir tutam tuz ve bir bardak süt karışımının tüketilmesi baş ağrılarında hızlı ve etkili bir rahatlama sağlayabilir.

Karanfilin zararları / Yan etkileri

Karanfil baharatları besin miktarlarında tüketildiğinde güvenlidir. Çocuklarda karanfil yağı kullanılması güvenli olmayabilir, dozaja çok dikkat edilmelidir. Hamilelikte besin miktarlarında tüketilmesi güvenli kabul edilir.

  • Karanfil Yağı: Doğrudan kullanılmamalıdır. Arıtılmış su veya zeytin yağı ile seyreltilerek kullanılmalıdır.
  • Karanfil Sigaraları: Karanfil içeren sigaralar bir çok ülkede satılmaktadır. Bilinmelidir ki bu sigaraların sağlığa olan zararları daha yüksek olabilir.
Besin Değerleri

Karanfil lif, vitaminler ve mineraller içerir, hem bütün hem de toz halde kullanılması durumunda içerisinde önemli besinler vardır.

Bir çay kaşığı (2 gram) öğütülmüş karanfilde:

  • Kalori: 21 kcal
  • Karbonhidratlar: 1 gram
  • Lif: 1 gram
  • Manganez: Günlük ihtiyacın %30’u
  • K Vitamini: Günlük ihtiyacın %4’ü
  • C Vitamini: Günlük ihtiyacın %3’ü bulunur.

Bu vitaminlerin dışında karanfil baharatında; potasyum, kalsiyum, sodyum ve magnezyum, E vitamini, folat ve niasin bulunur. Düşük miktarlarda fosfor, demir, çinko, tiamin, riboflavin ve A vitamini yer alır.

Karanfilin Kullanımları

Karanfil Hindistan ve Çin’de binlerce yıldır sadece bir baharat olarak değil, aynı zamanda çok sayıda sağlık durumu için ilaç olarak kullanılmıştır.

  • Ayurvedik tıpta diş çürümesi ve ağız kokusu için kullanılmaktadır.
  • Çin tıbbında afrodizyak özellikleri sebebiyle kullanımı vardır.
  • Öğütülmüş karanfil iyileştirici etkileri nedeniyle küçük kesiklerde kullanılır.
  • Karanfil çayı solunum yolu tıkanıklarını rahatlatmak için kullanılır.
  • Karanfil yağının baş ağrısı, gaz ve deri çatlaklarını azalttığı düşünülmektedir.
  • Ayrıca etkili bir sinek ve böcek uzaklaştırıcıdır.


Himalaya Tuzu

Pembe himalaya tuzu...

Himalaya tuzu nedir? Neye iyi gelir?

Tuz, çok az kullanıldığında bile yemeklerin lezzetinde güçlü değişiklikler yapan, özellikle lezzet amacıyla kullanılan bir kimyasal bileşiktir. Mutfakta çok sık kullanıldığı için sağlığa olan etkileri tuz tüketen herkes için önemlidir. Günümüzde marketlerde satılan sofra tuzu, kaya tuzu, deniz tuzu gibi tuzlar arasından himalaya tuzu daha sağlıklı bir seçenek olarak öne çıkmaktadır.

Himalaya tuzu bir çeşit kaya tuzudur ve Pakistan’da tuz madenlerinden çıkarılır. Bu tuzun %98’i aynı sofra tuzu gibi sodyum klorürdür ancak kalan %2’lik kısmı, tuza rengini ve farklı lezzetini veren çok sayıda iz mineralden oluşur. (1) Aşırı tuz organizma için tehlikeli olurken, bilinmelidir ki vücudun sodyum ve potasyum dengesini koruyamaması da sağlık için risktir. Sağlık amacıyla kullanılmak istendiğinde sadece mutfakta değil, minerallerden faydalanmak için banyo suyunda veya tuz lambası olarak da kullanılabilir. Sık sık deniz tuzuyla karşılaştırılır ancak aralarında önemli farklılıklar bulunur. Yazının devamında himalaya tuzunun faydalarını, içeriğindeki mineralleri ve deniz tuzu ve himalaya tuzu farklarını okuyabilirsiniz.


Himalaya tuzunun faydaları

Geleneksel sofra tuzu yerine Himalaya tuzu kullanmak pişman olmayacağınız bir seçimdir. Bu tuz daha az işlenmiştir ve sofra tuzu gibi katkı içermez. (2) Ayrıca sağlığınıza çok sayıda olumlu etkisi olabilir.

  • Özellikle beyin hücrelerinde olmak üzere, hücrelerdeki sağlıklı pH dengesinin korunmasına yardımcı olur.
  • Vücuttaki hidroelektrik enerji hücrelerinin faaliyetlerini kolaylaştırır.
  • Ciltteki hasarlı dokuların onarımına yardım eder.
  • Kas kramplarını önler.
  • Kemikleri güçlendirir.
  • Solunum sağlığını destekler.
  • Kan şekeri dengesinin korunmasına yardım eder.
  • Damar sağlığını korur.
  • Sinüs sağlığına iyi gelir.
  • Bağırsaklarda besin emilimini artırır.
  • Sindirime yardım eder ve daha sağlıklı açlık-tokluk hissi sağlar.
  • Libidoyu artırır.
  • Uykuyu düzenler.
  • Bol suyla beraber tüketildiğinde tansiyonu düzenler.
  • Lamba olarak kullanıldığında veya ortamda bulunduğunda havayı temizler.
  • Ciltteki ve vücuttaki toksinlerin atılmasını kolaylaştırır, detoks görevi üstlenir.

Himalaya tuzunun aşırı tüketilmesinin aynı sofra tuzunda olduğu gibi metabolizma üzerinde ciddi zararları olur. Aşırı tuz kullanmanız önerilmez.


Himalaya tuzunun içeriği – Mineraller

Himalaya tuzunda 84 farklı iz mineral bulunur. Bu minerallerden en önemli 5 tanesi aşağıdaki gibidir.

Sodyum: Vücut çeşitli fonksiyonlar için sodyuma ihtiyaç duyar. Kasların kasılması ve gevşemesi, su kaybının ve düşük tansiyonun önlenmesi ve sinir sistemi impulslarının gönderilmesinde kullanılır.

Kalsiyum: Kalp kaslarını korur, güçlü kemikler, diş ve diş etleri için gereklidir. Böbrek taşı başlangıcını önleyebilir, menstruasyon öncesi depresyon ve obeziteyi önler. Tansiyonu düzenler ve sağlıklı pH seviyeleri sağlar.

Magnezyum: Organizmadaki biyokimyasal işlemler için hayati bir mineraldir. Kemik ve diş, kan damarları, kas ve sinir fonksiyonları ve şeker metabolizması için önemlidir. Vücutta enerji üretimini artırır.

Demir: Bağışıklık sistemini ve enerji üretimini güçlendirir. En önemli görevi vücut genelinde oksijen taşınmasında kullanılan kırmızı kan hücrelerinde depolanan hemoglobin üretiminde kullanılmasıdır.

Potasyum: Diğer işlenmiş ve işlenmemiş tuzlara göre daha yüksek miktarda potasyum içerir. Tuz kullanılarak potasyum alınması potasyumun görevlerinin yanı sıra vücutta dinçlik ve sağlıkta artış yapabilir.


Deniz tuzu ve himalaya tuzu farkları

Himalaya Tuzu

  • Pakistan’da tuz madenlerinden elde edilir.
  • Kırmızımsı pembemsi kalın taneli bir tuzdur, doğrudan yenirse keskin bir tadı vardır.
  • İçerisinde iz mineraller ve diğer elementler yer alır.

Deniz Tuzu

  • Deniz suyunun toplanıp buharlaştırılmasıyla, insan yapımı havuzlarda elde edilir.
  • Deniz tuzu da iri tanelidir ancak grimsi veya beyaz olabilir. Himalaya tuzundan daha farklı olan güçlü bir tadı vardır.
  • Deniz tuzunda da iz mineraller bulunur ancak temiz denizlerden elde edilmeyen tuzlarda sağlık için tehlikeli olan ağır metaller bulunabilir.
Kaynaklar ve referanslar

Hardal

Beyaz ve siyah hardal tohumları...

Hardal nedir? Hardal neye iyi gelir?

Hardal bitkisi, çiçekleri ve tohumları
Hardal bitkisi, çiçekleri ve tohumları

Hardal aynı brokoli ve lahana gibi Brassica familyasının bir üyesi olan yapraklı ve çok yönlü bir bitkidir. Avrupa ve Asya’da sıcak bölgelerin yerlisidir, antik zamanlardan beri tarımı ve tüketimi popülerdir. Bugün özellikle Amerika’da bir baharat olarak, hardal sosu en çok tüketilen besin maddelerinden biri olmuştur. Ülkemizde mutfak kullanımı amacıyla hardal soslarının ve hardal yapraklarının, sağlık amacıyla ise hardal tohumlarının ve hardal yağının kullanımı bulunmaktadır.

Hardal bitkisinin farklı türleri farklı amaçlar için kullanılır. (1) Üç farklı hardal türü; siyah, kahverengi ve beyaz hardal yaygın olarak tüketilen türleridir. Bu bitkilerden beyaz hardal (Brassica alba) tohumları, çok ünlü olan sarı hardal sosu yapımında kullanılır, tadındaki acılık biraz daha hafiftir. Siyah hardal güçlü kokusu ve lezzetiyle ünlüdür, aynı beyaz hardal tohumları gibi hem sos yapımında hem tıbbi amaçlarla kullanılır. Kahverengi hardal, Brassica juncea ise özellikle taze olarak hardal yaprakları tüketiminde tercih edilir ancak diğer türler de taze ve yeşil olarak tüketilebilir.

Hardal yemeklere eklediği lezzetin yanı sıra sağlığa olan faydalarıyla da öne çıkar, bu sebeple bazı yemeklerle beraber tüketilmesi önerilmektedir. Bitkinin içerdiği fenolik bileşenler ve diğer değerli besinler, hardalın yaprakları, tohumları ve hardal yağı kullanılarak tüketilebilir. Düzenli olarak hardal tüketmek veya hardal tohumu kullanmanın sağlığa olan faydalarını alt başlıktan öğrenebilirsiniz.


Hardalın faydaları nelerdir?

1- Kanseri Önler: Hardal bitkisinin tohumları bol miktarda glucosinolatlar denen sağlıklı fitobesinler içerir ve bu maddeler mesane, kolon ve serviks kanserine karşı koruma sağlar. (2) Bir diğer araştırmaya göre ise tohumlar kemoprotektif potansiyel gösterir ve kanserojenlerin toksik etkilerine karşı korur. (3)

Çeşitli bilimsel araştırmalar hardalın kanserli hücrelerin büyümesini ve kötü huylu kanserlerin oluşumunu önlediğini öne sürmektedir. Hardal tüketmek glutatyon seviyelerinin düzenlenmesine ve yükseltilmesine ve sağlıklı hücreler zarar görmeden kanserli hücrelerde apoptoz başlatılmasına yardımcı olur.

2- Sedef Hastalığı Semptomlarını Rahatlatır: Kronik bir iltihaplı otoimmün düzensizlik olan sedef hastalığına karşı etkilidir. Araştırmalar iltihaplanma ve sedef hastalığında görülen lezyonların tedavisinde etkili olduğunu onaylamıştır. (4) Araştırmalara göre hardal tohumlarının kullanılması sedef ve benzeri hastalıklarda koruyucu ve iyileştirici etkileri olan süperoksit dismutaz, glutatyon peroksidaz ve katalaz enzimlerinin aktifliğini uyarır.

3- Kontakt Dermatiti Hafifletir: Kontakt dermatit hastalığında tedavi edici rahatlama sağlar. Araştırmalar tohumların tüketilmesinin iyileştirici etkileri olduğunu, dokuların iyileşmesine ve kulak şişmesi gibi semptomların azaltılmasına fayda sağladığını belirtmektedir. (5)

4- Kardiovasküler Sağlığı İyileştirir: Hardal yağını pişirme yağı olarak kullanmak kalp dostu bir seçimdir. Kalp krizi geçiren hastaların hardal yağı kullanmasıyla; kardiyak aritmi oranında düşme, ventriküler genişlemede ve ilgili göğüs ağrısında azalma gibi pozitif sonuçlar gözlenmiştir. (6) Kardioprotektif özellikleri muhtemelen omega-3 yağ asitleri ve diğer faydalı bileşiklerle ilgilidir.

5- Solunum Düzensizliklerini Rahatlatır: Soğuk algınlığı ve sinüs problemlerini tedavi edebilir. (7) Harika bir dekonjestan ve solunum yollarında mukus ve balgamı temizleyen ekspektorandır. Tohumlar ayrıca kronik bronşiti tedavi etmede etkilidir. Bir astım atağı sırasında; hardal yağı ve küçük miktar kafur kullanılarak masaj yapılması balgamı parçalayarak nefes almayı kolaylaştırır. Tohumlardan yapılan püre eski zamanlardan beri bronşite karşı rahatlama sağlamak ve vücutta sağlıklı kan dolaşımını artırmak için kullanılmaktadır. (8)

6- Ağrı Kesicidir: Hardal tohumlarından elde edilen püre veya plaster ağrı ve spazmları tedavi edebilir. Hardalın ağrı kesici özellikleriyle beraber cildi kızartıcı özellikleri vardır, kılcal damarları açar ve uzuv felci, romatizma ve diğer kas ağrılarında rahatlama sağlar. Hardalın yakıcı etkileri doğrudan cilde uygulandığında su toplanmasına yol açabilir; bu durumu önlemek için keten bir kumaş kullanılabilir.

7- Zehirleri Uzaklaştırır: Tohumların koruyucu kusturucu etkileri vardır ve vücudun zehirlere olan direncini artırır. (9) Kaynatılarak hazırlanan hardal özü narkotikler veya aşırı alkol kaynaklı zehirlenmelerde vücudun temizlenmesine yardımcı olur.

8- Saçkırana Karşı Antifungal Etkiler Gösterir: Anti-bakteriyel özellikleri saçkıran kaynaklı lezyonların tedavisinde etkilidir. Bölgesel uygulanması saçkıran semptomlarını hafifletir.

9- Cilt ve Saç Bakımı: Harika bir bakım ve güzellik ürünü olabilir. Kına yapraklarıyla beraber kaynatılan hardal yağı sağlıklı saç uzamasını uyarır. (10) Hindistan cevizi yağı ve susam yağının cilde olan faydalı etkilerini güçlendirir.

10- Sinirler Üzerindeki İyileştirici Etkileri: Hardalın ısıtıcı ve ateşlendirici doğası sinir hasarı olan bazı kişilere faydalı olabilir. (11) Sinirsel uyarıları tetikler ve sinirler üzerinde canlandırıcı etkiler yaparak iyileşme sürecini uyarır.

11- Diyabeti Kontrol Eder: Hardal yaprağı diyabet hastaları için harikadır. Araştırmalar antioksidan etkilerinin diyabetlilerde görülen oksidatif stres kaynaklı hasarları nötralize ettiğini göstermektedir. Glukoz metabolizmasının düzenlenmesine yardımcı olur.

12- Kolesterol Düşürücü Etkileri Vardır: Yaprakların kolesterol düşürücü etkileri üst düzeyde dikkat çekicidir. Safra asitlerine bağlanan bileşikler içerir ve bu maddelerin vücuttan kolay boşaltılmasını sağlar. Safra asitleri genellikle kolesterol ihtiva eder. Yapraklar yüksek besin değerine sahiptir, arterlerdeki blokajların azaltılmasında etkili olur, ateroskleroz gibi düzensizlikleri önler. Sadece yapraklar değil; tohumlar, yağı ve tohumlardan üretilen hardal sosları da yüksek kolesterolün vücuttan uzaklaştırılması ve arterlerin temizlenmesine fayda sağlar.

13- Menopoz Semptomlarını Hafifletir: Hardal yaprakları menopoz aşamasındaki kadınlar için değerlidir. (12) Magnezyum ve kalsiyum kemik sağlığı artırır ve menopozla ilgili kemik dejenerasyonunu önler.

14- Detoksifikasyona Yardımcı Olur: Yüksek oranda antioksidan ve lifler içerdiği için vücudun kendini temizleme sistemlerini destekler. Detoks enzimlerinin aktivitelerini düzenler ve zararlı toksinlerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur.


Hardalın zararları nelerdir?

Herhangi bir besini ilk defa denerken dikkatli olmak her zaman gereklidir; özellikle alerjik reaksiyonların görülebileceği besinlerde bu durum daha da önemli hale gelir. Bazı kişilerde hardal tohumlarına ve hardal ürünlerine karşı aşırı hassasiyet görülebilir. Hardalın bazı bilinen yan etkileri ve özel durumlar şöyledir:

  • Cilt Sorunları: Hardal bitkisi ateş çıkarıcı etkiler yapabilir, bu yüzden ciltte kullanırken dikkatli uygulanmalıdır. Ciltte çeşitli tahriş, su toplama gibi sorunlar olabilir.
  • Guatrojenler: Pişirilmemiş hardal tohumları ve yapraklar guatrojenler adıyla adlandırılan maddeler içerir ve tiroid bezinin fonksiyonlarını düzensizleştirebilir. Tiroid hastalığı olan kişiler bu maddelerin etkilerini ortadan kaldırmak için daima pişmiş hardal tüketmelidir.
  • Oksalatlar: Kalsiyum emilimini etkileyen oksalatlar içerir. Böbrek taşı vb. sorunu olan kişiler aşırı hardal tüketmekten kaçınmalıdır.
  • Hamilelik ve Emzirmede Hardal Tüketimi: Hamileyken siyah hardalın tıbbi miktarlarda tüketilmesi güvenli değildir. Siyah hardal menstruasyon başlatabilir ve düşüğe sebep olabilir. Emzirirken de siyah hardal tüketilmesi önerilmez.
  • Diyabet: Siyah hardal ilaç olarak kullanıldığında kan şekerinin aşırı düşmesine yol açabilir. Diyabet ilacı kullanıyorsanız siyah hardal tüketiminize dikkat etmelisiniz.

Hardal besin değerleri

Sarı Hardal Sosu - Hazır100 Gram
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori67.0%3
Toplam Yağ4.0 g%6
Doymuş Yağ0.2 g%1
Trans Yağ--
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum1135 mg%47
Toplam Karbonhidrat5.3 g%2
Diyet Lifi3.3 g%13
Şeker0.9 g
Protein4.4 g%9
Tiamin0.3 mg%23
B6 Vitamini0.1 mg%3
Niasin0.5 mg%3
C Vitamini1.5 mg%2
E Vitamini0.4 mg%2
K Vitamini1.8 mcg%2
Selenyum32.9 mcg%47
Manganez0.4 mg%21
Magnezyum49.0 mg%12
Fosfor106 mg%11
Demir1.5 mg%8
Kalsiyum58.0 mg%6

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.

Mutfak kullanımları

  • Hardal global olarak tatlandırıcı ve koruyucu olarak kullanılır.
  • Kuru öğütülmüş sarı hardal tohumları salatalar, mayonezler ve soslara eklendiğinde lezzet katar.
  • Sarı hardal ünlü hardal sosu yapımında kullanılır.
  • Bütün halde kullanılan hardal tohumları turşu ve soslara eklenebilir. Hardal yağı harika bir pişirme ve kızartma yağıdır.
  • Hardal yeşilliği sade tüketime uygundur, çorbalara ve salatalara eklenebilir.
  • Hardal, elma şarabı yapımında fermentasyonu yavaşlatmak için kullanışlıdır. Ayrıca eski zamanlardan beri et ürünlerinin bozulmasını önlemek için kullanılır. (13)
Kaynaklar ve Referanslar
Kaynaklar ve referanslar için tıklayınız.

Nane

Taze nane yaprakları...

Nane Nedir? Nane Neye İyi Gelir?

Nane en iyi bilinen ve sık kullanılan baharatlardan biridir. Sadece yemeklere lezzet ve aroma eklemesi için kuru veya taze olarak değil, aynı zamanda sağlığa olan faydaları sebebiyle de kullanılır. Bilimsel adı
Mentha x piperita olan nane, ballıbabagiller familyasındandır, kökeni Asya ve Akdeniz coğrafyasıdır. (2) Nane kelimesi aynı zamanda 20’ye yakın çok yıllık bitkiyi adlandırmak için kullanılır.

Ülkemizde nane olarak en yaygın satılan nane türü biberi nane olan
Mentha x piperita’dır. Nane türleri arasında en popüler ikinci tür ise bahçe nanesidir. (1) Nane ve bahçe nanesi arasındaki farklar aşağıdaki gibidir.

  • Nane (Biberi Nane/Peppermint/Mentha x piperita): Bilinen klasik nane kokusunu veren türdür. Kuru veya taze olarak kullanılabilir. %40 oranında mentol içerir. (4)
  • Bahçe Nanesi (Spearmint/Mentha spicata): Kendiliğinden yetişmesine sık rastlanır. Sakızlarda ve diş macunlarında kullanılması yaygındır. Taze olarak salatalarda tercih edilir. Mentol oranı %.05 iken karvon oranı çok daha yüksektir, kokusunu carvone maddesinden alır. (4)

Sakinleştirici ve rahatlatıcı bir bitki olan nane, antioksidanlar açısından çok sayıda besine kıyasla daha zengindir ve çeşitli sağlık sorunlarında kullanılması yaygındır. Nanenin sağlık amacıyla taze veya kuru nane olarak, nane çayı, nane kapsülleri ve nane yağı olarak kullanımı bulunur. Nanenin bilimsel kaynaklara dayanan faydalarını aşağıda bulabilirsiniz.


Nanenin Faydaları Nelerdir?

1- Nane Besin Değeri Taşır: Naneyi büyük miktarlarda tüketmesek bile, taze nane iyi oranlarda besin değeri taşır. Sadece 6 gram taze nane (5):

  • 4 kalori,
  • 0.2 gram lif,
  • Günlük A Vitamini ihtiyacının %6’sını,
  • C Vitamininin %4’ünü,
  • Folik Asitin %2’sini,
  • Demir ve manganez ihtiyacının ise %2’sini ve %4’ünü karşılar. Detaylı besin değerleri için besin değerleri tablosuna göz atabilirsiniz.

Nane özellikle A vitamini ve antioksidanlar açısından zengin bir besindir. A vitamini göz sağlığı ve gece görüşü için kritiktir. Antioksidanlar ise vücudu serbest radikallerin sebep olduğu hücre hasarından korur.

2- İrritabl Bağırsak Sendromuna İyi Gelir: İrritabl bağırsak sendromu yaygın bir sindirim yolu düzensizliğidir. Karın ağrısı, gaz, şişkinlik ve bağırsak alışkanlıklarında değişikliklerle karakterize olur. IBS sıklıkla beslenme değişiklikleri ve ilaç kullanımıyla tedavi edilir ancak araştırmalar bitkisel çözüm olarak nane yağı kullanılmasının da yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Nane yağı mentol içerir ve mentolün IBS semptomlarını, sindirim yolundaki kasları rahatlatarak azalttığı düşünülüyor. (6, 7) 700 hastanın incelendiği bir bilimsel araştırmada nane yağı kapsülleri kullanan hastaların belirtilerinde büyük azalmalar gözlenmiştir. (8) Sonuçları değerlendirirken bu araştırmalarda taze nane yaprakları değil nane yağı kapsülleri kullanıldığı göz önüne alınmalıdır.

3- Hazımsızlığı Rahatlatır: Nane ayrıca hazımsızlık ve mide bozulması gibi diğer sindirim problemlerinde etkili olabilir. Birden fazla araştırma yemeklerle beraber tüketilen nanenin veya nane yağının yemeklerin midede kalma süresini kısaltarak hazımsızlık sorununa iyi geldiğini belirtiyor. (9) Bir araştırmada bu etkilerin gözlenmesi için hazımsızlık yaşayan kişiler kapsül halinde nane yağı ve kimyon yağı kullanmış ve tedavi sonucunda ilaç tedavisine çok benzer sonuçlar elde edilmiştir. (10)

4- Beyin Fonksiyonlarını İyileştirir: Sindirmenin yanı sıra nane yağının aromasının da beyin sağlığını güçlendirmek gibi faydalar sağladığı iddiaları vardır. 144 genç yetişkinin katıldığı bir araştırmada 5 dakika boyunca nane yağı aroması koklayan kişilerde, girdikleri test sonuçlarına göre hafıza gücünde önemli artışlar ölçülmüştür. (11) Bir diğer araştırma nanenin araba kullanırken tetikliği artırdığını, anksiyete, moral bozukluğu ve halsizliği giderdiğini belirtmektedir. (12)

5- Emzirme Ağrılarını Azaltır: Emziren anneler zaman zaman ağrılı ve çatlamış meme başı sorunları yaşayabilir ve bu durum emzirmeyi ağrılı ve zor bir hale getirebilir. Araştırmalara göre nanenin (biberi nane) cilde uygulanması emzirme kaynaklı ağrıları rahatlatır. Bu araştırmalarda emziren anneler göğüslerine her emzirmeden sonra çeşitli formlarda nane uygulamıştır ve özellikle büyük bölümü nane yağı kullanmıştır. Bir araştırma nane suyunun her emzirmeden sonra kullanılmasının çatlakları önlediğini ve ağrıyı azalttığını belirtmektedir. (13) Bir diğer araştırma nane jeli kullanan kadınlardan sadece %3.8’inde çatlaklar oluştuğunu bu oranın lanolin kullananlarda %6.9 ve plasebo kullananlarda ise %22.6 olduğunu göstermiştir. (14)

6- Soğuk Algınlığına ve Tıkanıklığa İyi Geldiği Düşünülür: Çok sayıdaki soğuk algınlığı ve grip ilacı nane yağındaki birincil madde olan mentol içerir ve bir çok kişi mentolün etkili bir burun tıkanıklığı açıcı olduğunu düşünür. Ancak bazı araştırmalar mentolün tıkanıklık açıcı etkilerinin olmadığını göstermektedir. Buna rağmen aynı araştırmalar yine subjektif olarak burundan nefes almayı iyileştirdiğini belirtir. (15, 16) Yani aslında mentol dekonjestan olarak etki göstermese de kullananların burunlarından daha rahat nefes aldığını hissetmelerini sağlayabilir. Bu sayede soğuk algınlığı veya gribi olan kişiler biraz rahatlayabilir. Mentolün rahatlatıcı etkileri boğaz ağrısı üzerinde de etkili olabilir.

Nane bitkisi ayrıca içerdiği antioksidan ve anti-enflamatuar ajan rosmarinik asit sayesinde mevsimsel alerjilere karşı etkili bir bitkisel çözüm olabilir.

7- Ağız Kokusunu Giderir: Nane aromalı sakızlar ve şekerler ağız kokusunu gidermek isteyen kişilerin ilk tercihidir. Uzmanlar bu ürünlerin çoğunun ağız kokusunu birkaç saat boyunca maskelediğini düşünmektedir. Ancak bu ürünler sadece kötü kokuyu maskeler ve ağızda kötü kokuya sebep olan bakteri ve diğer maddeleri azaltmaz. (17) Diğer yönden nane çayı içmek veya taze nane yaprakları çiğnemek hem kötü kokuyu maskeler hem de antibakteriyel özelliklerinden dolayı bakterileri öldürür. Bu konuda nane yağı da oldukça etkili olabilir. (18)

8- Nanenin Cilt Bakımında Kullanılması: Nane etkili bir cilt temizleyici olabilir. Cildi rahatlatır, enfeksiyonların tedavisine yardımcı olur ve kaşıntıları azaltır. Sivilceleri azalttığı ve akne tedavisine yardımcı olduğu düşünülmektedir. Kaşınma önleyici özellikleri sebebiyle sivrisinek, arı türleri ve çeşitli böcek ısırıklarına karşı etkili olabilir. Rahatlatıcı etkileri ve iltihap azaltıcı olması sebebiyle şişmeleri azaltabilir.

9- Nane Zayıflamayı Kolaylaştırır: Nane sindirim enzimlerinin salgılanmasını artırarak besin emilimini optimize eder ve yağ yakımını artırır. Nane tüketiminizi artırarak vücudunuzdaki yağların daha kolay yakılmasını sağlayabilirsiniz.

10- Mide Bulantısını Tedavi Edebilir: Nane yaprakları, özellikle taze yapraklar mide bulantısı ve baş ağrısına karşı etkilidir. Çok sayıda kişi mide bulantısına etkili bir çözüm olarak mentol veya nane aromalı ürünleri tercih eder.

11- Ağrı Kesici Özellikleri Vardır, Baş Ağrısını Rahatlatır: Nane ağrı kesici özellikler gösterir ve özellikle baş ağrısında etkili olabilir. Nane yağı alna ve burna uygulandığında baş ağrısında hızlı bir rahatlama sağlayabilir.

Nanenin Yan Etkileri / Zararları

Nane ve nane yağı ağızdan besin miktarlarında veya tıbbi dozlarda kullanıldığında güvenli kabul edilir. (20) Bazı kişilerde nane ve ürünleri midede yanma ve alerjik reaksiyonlar yapabilir. Bu alerjik reaksiyonlar baş ağrısı, yüz kızarması ve ağız yaraları olabilir. Aşırı doz nane yağı toksik etkiler gösterebilir. Bebeklerin ve küçük çocukların yüzüne nane yağı uygulanması nefes almayı durduran spazmlara sebep olabilir. (19) Tıbbi amaçlarla nane kullanılırken aşağıdaki özel durumların bilincinde olunmalıdır ve doktorunuza danışmanız önerilir.

Gastroözofageal Reflü: Sindirim sorunlarınız gastroözofageal reflü hastalığı kaynaklı ise nane kullanmak semptomları kötüleştirebilir. (19)

Aklorhidri (Midenin hidroklorik asit salgısının yetersiz olması durumu.): Bu durumu olan kişiler enterik kaplı nane yağı tableti kullanmamalıdır. (20)

Hamilelik ve Emzirmede Nane Kullanımı: Besin miktarlarında kullanılması güvenlidir. Büyük tıbbi dozlar hakkında yeterli bilgi yoktur. Kullanmanız önerilmez.


Nanenin Besin Değerleri (5)

Nane100 Gram - Taze
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori70.0%3
Yağ Kaynaklı Kalori7.9
Toplam Yağ0.9 g%1
Doymuş Yağ0.2 g%1
Trans Yağ--
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum31.0 mg%1
Toplam Karbonhidrat14.9 g%5
Diyet Lifi8.0 g%32
Şeker~~
Protein3.7 g%7
A Vitamini4247 IU%85
Folat (Folik Asit)114 mcg%29
Riboflavin0.3 mg%16
C Vitamini31.8 mg%53
Niasin1.7 mg%9
Manganez1.2 mg%59
Demir5.1 mg%28
Kalsiyum243 mg%24
Potasyum569 mg%16
Bakır0.3 mg%16
Fosfor73.0 mg%7
Çinko1.1 mg%7

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.

Kaynaklar ve Referanslar

Zencefil

Taze ve kuru zencefil ve zencefil tozu...

Zencefil Nedir? Zencefil Neye İyi Gelir?

Zencefil Bitkisi ve Kökleri
Zencefil Bitkisi ve Kökleri

Zencefilin binlerce yıldır belki de baharat olarak kullanımından daha çok sağlık ve iyileştirme amaçlı kullanımları odak noktası olmuştur. Roma, Yunan Medeniyeti, Çin ve Arap ülkelerinde bulunan antik yazıtlar zencefilin tıbbi amaçlarla kullanımına ilişkin detaylı tarifler içerir. Özellikle Asya’da mide bulantısı ve ishalin tedavisinde kullanılması popülerdir. Diğer geleneksel kullanımları arsında eklem ağrısı, grip ve nezle, mide ağrısı, adet (menstrual) sancısı ve cilt yanıkları bulunur. (1, 2)

Bilimsel adı Zingiber officinale olan zencefil, tropikal bir bitkidir ve ana vatanı Güneydoğu Asya’dır ancak günümüzde çoğu ülkede yetişir. Zencefilgiller ailesindendir ve zerdeçal ile yakın akrabadır. Yeşil yaprakları olan zencefil bitkisi neredeyse bir metreye kadar boylanabilir, kümelenmiş halde yeşilimsi mor ve kırmızı çiçekler açar. Bitkinin kökü baharat olarak veya tıbbi amaçlarla kullanılır. Bütün bitki topraktan köklenerek hasat edilir.


Zencefil taze, kurutulmuş, baharat haline getirilmiş, tablet veya kapsüller halinde, zencefil tozu veya zencefil özütü formlarında kullanılabilir. Zencefil çayı olarak tüketilmesi de yaygındır. Kökün %2’si kadarı zencefil yağıdır ve kozmetik sektöründe kullanımı yaygındır. (2)

Zencefilin Faydaları Nelerdir?

1- Çeşitli Sebeplerden Kaynaklanan Mide Bulantılarını Tedavi Eder, Sabah Bulantısına Karşı Etkilidir: Zencefil mide bulantısına karşı yüksek derecede etkilidir. (2) Geçmişte uzun süre deniz tutmasına karşı kullanılmıştır ve ilaçlar kadar etkili olduğu düşünülmektedir. (3) Ayrıca kanser hastalarında kemoterapi ve diğer hastalarda ameliyat sonrası görülen mide bulantılarına karşı etkilidir. (4) Ancak en etkili olduğu mide bulantısı türünün hamilelik süresince görülen sabah bulantısı olduğu düşünülmektedir. 1278 hamile kadının katıldığı bilimsel araştırmalara göre 1.1-1.5 gram arası zencefil mide bulantısını önemli ölçüde azaltır. (5) Ancak kusmalar üzerinde etkisi ölçülmemiştir. Zencefil güvenli olarak kabul edilse de, hamilelikte yüksek miktarlarda kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Bazı kişiler yüksek miktarların düşük riskini artırdığını düşünmektedir ancak bu düşünceyi destekleyen bir bilimsel araştırma yoktur. (6)

2- Kas Ağrısı ve Kas Spazmlarını Azaltır, Doğal Bir Ağrı Kesicidir: Zencefil egzersiz kaynaklı kas ağrılarına karşı etkili olur. Bir araştırmada 11 gün boyunca günde 2 gram zencefil tüketen kişilerde, antrenman kaynaklı kas ağrıları ciddi oranda azalmıştır. Zencefilin ani bir etkisi yoktur ancak düzenli kullanımda birkaç günde etkisi ortaya çıkar. Bu etkilerin sebeplerinden biri güçlü antienflamatuar özellikler göstermesidir.

3- İltihap Sökücüdür, Osteoartrite (Kireçlenme) Karşı Etkili Olabilir: Kireçlenme yaygın bir sağlık sorunudur. Vücuttaki eklemlerin bozulması ve özelliğini kaybetmesiyle ortaya çıkar, eklem ağrısı ve sertliğe sebep olur.

Kontrollü bir deneyde dizinde kireçlenme olan 247 kişi zencefil özleri kullanmış ve tedavi sonucunda ağrı kesici ihtiyaçları azalmıştır. (7) Bir diğer araştırma zencefil, damla sakızı, tarçın ve susam yağı karışımının bölgesel olarak uygulandığında kireçlenme hastalarında ağrı ve sertliği tedavi ettiğini ortaya koymuştur. (8)

Kireçlenme dışında vücudun genelinde görülen diğer iltihaplanmalara karşı da etkili olur.

4- Kan Şekerini Etkili ve Kuvvetli Biçimde Düşürebilir: Bu alandaki araştırmalar görece yenidir ancak bulgulara göre zencefil güçlü anti-diyabetik özellikler gösterir.

2015 yılında yapılan bir araştırmada, tip 2 diyabeti olan 41 katılımcı günde 2 gram zencefil tozu kullanmış ve açlık kan şekerlerinde %12 düşüş ölçülmüştür. (9) Ayrıca uzun süreli kan şekeri seviyesi göstergesi olan HbA1c göstergesi güçlü şekilde iyileşmiştir. Yaklaşık 12 haftalık periyotta %10 azalma gözlenmiştir. ApoB/ApoA-I oranlarında %28 azalma, okside lipoprotein göstergelerinde ise %23 azalma görülmüştür. Bu göstergeler kalp hastalığı için başlıca risk faktörlerini ifade etmektedir.

5- Kronik Hazımsızlığı (Dispepsi) Tedavi Eder: Sindirim güçlüğü veya diğer adıyla hazımsızlık (dispepsi) midenin üst kısmında tekrarlayan ağrı ve rahatsızlıkla karakterize olur. Midenin gecikmeli boşalmasının hazımsızlığın ana sebeplerinden biri olduğu düşünülmektedir. Zencefil bu rahatsızlığı olan kişilerde midenin boşalmasını hızlandırır.

Bir araştırmada zencefil tüketilmesi, çorba içildikten sonra midenin boşalma süresini 16 dakikadan 12 dakikaya indirmiştir. (10) 24 sağlıklı bireyin katıldığı bir diğer araştırmada yemekten önce 1.2 gram zencefil tozu tüketilmesi midenin boşalmasını %50 hızlandırmıştır. (11)

6- Zencefil Tozu Adet Sancısını (Menstrual Ağrı) Büyük Oranda Azaltır: Zencefilin geleneksel kullanımlarından biri ağrı kesici olarak kullanımıdır ve menstrual ağrılarda da etkili olur. Bir araştırmada 150 kadın, menstrual periyodun ilk 3 gününde, günde 1 gram zencefil tozu kullanmıştır. Zencefil ağrıyı, mefenamik asit ve ibuprofen ilaçları kadar etkili biçimde azaltmıştır. (12)

7- Zencefil Kolesterol Seviyelerini Düşürür: LDL (kötü) kolesterolün yüksek seviyeleri ile kalp hastalıkları ilişkilidir. Tükettiğimiz besinler LDL seviyelerini önemli ölçüde etkiler. 45 gün boyunca günde 3 gram zencefil tozu tüketen kişilerde kolesterolde büyük düşüş gözlenmiştir. (13) Bu bulgular hipotiroidi olan fareler üzerinde yapılan deneylerle doğrulanmıştır. Farelere verilen zencefil, kolesterol seviyesini atorvastatin ilacı kadar etkili biçimde düşürmüştür. (14)


8- Kanserin Önlenmesine Yardımcı Bileşenler İçerir: Kanser organizmaya zarar veren mutasyona uğramış hücrelerin kontrölsüz büyümesiyle karakterize olan çok tehlikeli bir hastalıktır. Zencefil çeşitli kanser türlerinde alternatif tedavi yöntemi olarak incelenmiştir. Antikanserojen etkileri vardır ve bu etkilerin sebebi olarak çiğ zencefilde yüksek miktarlarda 6-gingerol bulunması gösterilir. (15)

30 katılımcılı bir araştırmada, günde 2 gram zencefil özü tüketilmesi kalın bağırsaktaki proinflamatuar sinyal moleküllerini önemli ölçüde azaltmıştır. (16) Ancak yüksek kolon kanseri riski taşıyan kişiler üzerinde yapılan başka bir deney bu bulguları onaylamamaktadır. (17) Limitlide olsa zencefilin pankreas, göğüs ve yumurtalık kanseri üzerinde etkili olabileceğine ilişkin deliller vardır. Bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır. (18, 19)

9- Zencefil Beyin Fonksiyonlarını İyileştirir ve Alzheimer’a Karşı Korur: Oksidatif stres ve kronik iltihaplanmalar yaşlanma sürecini hızlandırır. Bu iki etkenin Alzheimer hastalığının ve yaşlanma kaynaklı bilişsel gerilemelerin ana sebeplerinden olduğu düşünülür. Zencefilde bulunan antioksidanlar ve bioaktif bileşikler beyinde oluşan iltihaplanmaları önleyebilir. Ayrıca zencefilin beyin fonksiyonlarını doğrudan yükselttiğine ilişkin bazı kanıtlar vardır. 60 orta yaşlarındaki kadının katıldığı bir deneyde zencefil özleri tepki süresini ve işler belleği (çalışma belleği) iyileştirmiştir. (20)

Bu bulguların yanı sıra zencefilin beyindeki yaşlanma kaynaklı gerilemeleri önlediğine ilişkin hayvanlar üzerinde yapılan onlarca araştırma vardır. (21, 22)

10- İçerisindeki Aktif Bileşenler Enfeksiyonlara Karşı Savaşır: Taze zencefildeki aktif bileşen gingerol enfeksiyon riskini düşürür. Aslında zencefil özü çok farklı bakterilerin çoğalmasını önler. (23) Diş etlerinde iltihaplanmalara sebep olan gingivitis ve periodontitis gibi ağız bakterilerine karşı çok etkilidir. Taze zencefil ayrıca solunum yolu enfeksiyonlarının yaygın sebeplerinden olan respiratuvar sinsitiyal virüse (RSV) karşı etkili olabilir. (24)

11- Zencefil Alerjilere ve Astıma Karşı Etkili Olabilir: Zencefilin Th2 bağışıklık cevabını baskılayarak astım semptomlarını iyileştirdiği ve hava yollarındaki iltihaplanmaları azalttığı bilinmektedir. Uzun süreli tedaviye de faydası olan zencefil Th2 baskınlığına sebep olan genlerin aktifliğini de etkileyebilir. (25) Dokular üzerinde yapılan deneylerde de zencefilin astım krizi anında rahatlama sağladığı gözlenmiştir.

12- Zencefil Egzama Tedavisine Yardımcı Olur: Zencefilde bulunan shogaol bileşiği farelerde egzamayı azaltmıştır. Egzamaya karşı etkili olmasının altında karmaşık bir mekanizma vardır ancak iltihaplı bağışıklık yanıtlarına sebep olan bağışıklık moleküllerinin ve yollarının kontrolünü sağlayabilir. (26)

13- Zencefil Zayıflamaya Yardımcı Olur: Zencefil yüksek yağlı diyetleri olan kişilerin dahi kilo alma hızlarını yavaşlatabilir. Yağ yakımını ve egzersiz dayanıklılığını artırarak zayıflama çabalarına yardımcı olabilir.

Zencefilin Yan Etkileri / Zararları

Ağızdan uygun şekilde kullanıldığından güvenlidir ve bazı kaynaklara göre günde 10 grama kadar güvenli kabul edilir. Tedavi amaçlı kullanıldığında çoğu zaman 1-3 gram arası yeterli olur.

Bazı kişilerde hafif yan etkiler olarak mide yanması, ishal ve mide rahatsızlığı yapabilir. Bazı kadınlar zencefil kullandıklarında fazla menstrual kanama olduğunu bildirmiştir. (27) Cilde uygulandığında bazı kişilerde ciltte tahriş yapabilir.

Zencefil kullanırken aşağıdaki özel durumlar ve uyarılardan haberdar olmanız önerilir.

Hamilelikte Zencefil Kullanımı: Zencefilin hamilelik süresince ağızdan tıbbi amaçlarla kullanılmasının güvenli olduğu düşünülmektedir ancak bu konuda çelişen fikirler vardır. Cinsiyet hormonlarını etkileyebileceği veya ölü doğuma sebep olabileceği yönünde şüpheler vardır. Sabah bulantısı için zencefil kullanan bir kadının 12. haftada düşük yaptığına dair bir rapor bulunmaktadır ancak çoğu bilimsel araştırma zencefilin bebeğe zarar vermeden sabah bulantısı için kullanılabileceğini belirtmektedir. Zencefil kullanan annelerin bebeklerinde kusur oluşması ihtimali normal oranlar olan %1-%3’den daha yüksek değildir. Ayrıca erken doğum veya zayıf doğum riskinde bir artış görünmemektedir. Zencefilin kanamayı artırabileceğine yönelik şüpheler vardır bu yüzden bazı uzmanlar doğuma yakın tarihlerde kullanmanın bırakılmasını önerir. Hangi ilaç olursa olsun faydaları ve riskleri kullanmadan önce kıyaslanmalıdır. Hamileliğinizde zencefil kullanmadan önce doktorunuza danışmanız önerilir. (27)

Kanama Düzensizlikleri: Zencefil kullanmak kanama riskini artırabilir.

Diyabette Zencefil Kullanımı: Zencefil insülin seviyelerini artırıp kan şekerini düşürebilir. Bu nedenle halihazırda kullanılan diyabet ilaçları dozajının doktorunuz tarafından yeniden ayarlanması gerekebilir.

Kalp Hastalıkları: Yüksek miktarlarda zencefil kullanmak bazı kalp hastalıklarının durumunu kötüleştirebilir.


Zencefilin Besin Değerleri (28)

Zencefil içerdiği vitamin ve mineraller ile değil, bünyesinde bulunan özel fitobesinler ve fitosteroller ile öne çıkar. Bu yüzden besin değeri yüksek diğer baharat ve sebzelerle kıyaslandığında içerisinde yüksek miktarlarda vitamin ve mineral bulunmaz.

1 yemek kaşığı taze zencefil:

  • 4.8 kalori
  • 1.07 gram karbonhidrat
  • 0.12 gram diyet lifi
  • 0.11 g protein
  • 0.05 g yağ
  • 0.1 g şeker içerir.

İçerisinde çok az miktarlarda (iz miktarlarda) bulunan vitamin ve mineraller: B3 ve B6, demir, potasyum, C vitamini, magnezyum, fosfor, çinko, folat, riboflavin ve niasindir.

Kaynaklar ve Referanslar
Kaynaklar ve Referanslar İçin Tıklayınız

Defne Yaprağı

Defne yaprağı ve defne ağacı meyveleri...

Defne Yaprağı Nedir? Neye İyi Gelir?

Ana vatanı Akdeniz coğrafyası olan defne ağacının çok çeşitli türleri bulunur. Türkiye’de en çok yetişen defne ağacı, bilimsel adı Laurus nobilis olan Akdeniz defnesidir. Bu ağaç defne adının yanı sıra, tenhel, teknel ve laurus gibi isimlerle de adlandırılır.

Bitkinin hem mutfak hem de tıbbi amaçlarla kullanımına ilişkin Roma döneminden kalma kanıtlar vardır. Mutfakta kendine özgü aroması sebebiyle bütün veya ufalanmış halde baharat olarak kullanılır. Bu yapraklar ayrıca aromaterapide oldukça popülerdir. Tıbbi amaçlarla çeşitli cilt ve solunum sorunları için bitkisel tedavi olarak kullanılır.

Defne yaprağının en dikkat çekici faydaları arasında: vücudu temizlemesi, antibakteriyel olması, yaşlanmayı yavaşlatması, yaraların iyileşme hızını artırması ve diyabeti kontrol etmesi sayılabilir. Ayrıca kalp sağlığını artırır, iltihaplanmaları azaltır, solunum sorunlarına iyi gelir, sindirimi iyileştirir ve çeşitli tip kanserlere karşı koruyabilir. Diğer faydaları, detaylar, besin değerleri, defne çayının hazırlanışı, saça ve cilde faydaları ve zararları için yazının devamını okuyabilirsiniz.

Defne Yaprağının Sağlığa Faydaları

1- Sindirimi İyileştirir: Defne yaprağının mide ve bağırsak sistemi üzerinde oldukça güçlü etkileri vardır. İdrar söktürücü olarak etki gösterir ve vücuttaki toksin oranını azaltır. Zehirli bir şey yutulduğunda içilen defne yaprağı çayı aynı zamanda kusmayı uyararak vücudun kendini korumasına fayda sağlar. İçerdiği organik bileşikler mide rahatsızlığına ve irritabl bağırsak sendromuna karşı çok etkilidir. Hatta çölyak hastalığının semptomlarının azaltılmasında etkili olabilir.

Modern diyetlerdeki bazı kompleks proteinlerin sindirilmesi zor olabilir ancak defne yaprağında bulunan nadir enzimler etkili sindirimi ve besin alımını artırır.

2- Solunum Hastalıklarını Tedavi Eder: Defne yaprakları güçlü antibakteriyel özellikler gösterir. (1) Defne yaprağı yağı bir merheme karıştırılıp göğüse uygulanırsa çeşitli solunum hastalıklarını dindirir. Bu etki yapraklardan yapılan lapa için de geçerlidir. Göğüse uygulanıp bir gece beklendiğinde etkili olabilir. Aromaterapide ise defne yaprağı buharı solunması balgamları gevşetir ve solunum yolundaki tehlikeli bakterileri öldürür. Ayrıca soğuk algınlığı, grip ve enfeksiyonlara karşı etkilidir.

3- İltihap Azaltıcı Etkileri Vardır: Defne yaprağının en önemli etkilerinden biri vücut genelinde iltihaplanmaları azaltmasıdır. Bu etkileri Fitoterapi Araştırmaları Dergisi’nde yayınlanan bir makaleyle doğrulanmıştır. (2) Yapraklar partenolid adı verilen nadir bir fitobesin içerir ve bu madde ağrılı eklemler gibi etkilenmiş alanlara bölgesel olarak uygulandığında hızlı biçimde iltihaplanmaları ve acıyı azaltabilir. Bu etkiler defne baharatının ve defne yaprağı çayının normal tüketimiyle de sağlanır.

4- Kalp Sağlığını Korur: Kafeik asit ve rutin, defne yaprağında bulunan ve kalbi kuvvetlendiren önemli organik bileşiklerdir. Rutin kalpteki ve uzuvlardaki kapiler duvarları güçlendirirken, kafeik asit kötü (LDL) kolesterolün dolaşım sisteminden atılmasını sağlar.

5- Kanseri Önler: İçerisindeki nadir bulunan organik bileşik ve antioksidan kombinasyonu vücudu kansere sebep olan serbest radikallerin etkilerinden korur. Bu maddeler arasında fitobesinler, kateşinler, linalol ve partenolid sayılabilir. (3) Serbest radikaller sağlıklı hücrelerin mutasyonuna sebep olabilir ancak defne yaprağının bu dönüşümü önleyici etkileri vardır.

6- Anksiyete ve Stresi Azaltır: Linalol maddesi çoğunlukla kekik ve fesleğen ile ilişkilendirilir ancak defnede de bulunur ve vücuttaki stres hormonlarının seviyelerinin düşürülmesinde etkilidir. Bu etki özellikle aromaterapide defne kullanıldığında ortaya çıkar. (4) Aşırı stres hormonları uzun süreli etkili olduğunda sağlığa ciddi zararlar verebilir. Defne yaprağı çayı, yağı veya buharı sakinleşmenize, yüksek anksiyeteli anlarda bile rahatlamanıza yardımcı olur.

7- Diyabeti Kontrol Eder: Defne yaprağı, insülin reseptör fonksiyonunun (insülin duyarlılığı) artırılması ve kan şekeri seviyelerinin düzenlenmesiyle doğrudan ilgilidir. (5) Diyabete yakalanma riski olan veya diyabeti olan hastaların düzenli olarak defne yaprağı tüketmesi diyabet semptomlarını önemli ölçüde hafifletecektir.

8- Ağrı Kesici Özellikleri Vardır: İltihap azaltıcı etkilerinin yanı sıra etkili bir ağrı kesicidir. Burkulma, zorlanma, artrit, romatizma ve genel ağrı ve baş ağrılarında etkili olabilir. Alna ve şakaklara defne yaprağı yağı ile yapılan masaj migren ve baş ağrılarını rahatlatır, kan dolaşımını artırarak iyileşmeyi hızlandırır. Bu etkiler hem defne yaprağı çayı ve hemde yağı için geçerlidir.

10- Menstrual Sorunların Tedavisine Fayda Sağlar: Yapraklar ağızdan kullanıldığında düzenli ve normal adet görülmesini sağlayabilir. Ayrıca vajinal akıntıya karşı etkili olabilir.

11- Uyku Getirir: Uyumadan önce defne yaprağı çayı içilmesi düzenli ve sağlıklı uykuya yardımcı olur. 

12- Böbrek Taşı ve Diğer Böbrek Sorunlarına İyi Gelir: Güçlü bir diüretik olması ve vücutta temizleyici özellikler gösteren antioksidan ve organik bileşikler içermesi sebebiyle böbrek taşları ve böbrek enfeksiyonlarına karşı etkili olabilir. 200 ml suda 5 gram defne yaprağı kullanılarak hazırlanan karışımın, 4’te 1 oranında kalıncaya kadar kaynatılmasıyla elde edilen defne suyu günde 2 defa kullanıldığında böbrek taşlarına karşı etkili olur.

Defne Yaprağının Saçlara ve Cilde Faydaları

1- Kepek ve Kelliğe Karşı Etkili Olabilir: Defne yaprağı suyuyla yapılan durulama kepek tedavisinde etkilidir. Defne yaprağı çayı aynı zamanda kellik için etkili bir bitkisel çözümdür. Hem saçları uzatmak hem de kepek için defne yaprağı yağı da kullanılabilir.

2- Saç Bitini Tedavi Eder: Saç bitinden kurtulmak için 50 gram öğütülmüş defne yaprağını 400 ml suda, su miktarı 4’te 1 oranına düşünceye kadar kaynatın ve elde ettiğiniz karışımı süzerek saç köklerine uygulayın. Saçlarınızı bu şekilde 3-4 saat kadar bekletin ve yıkayın.

3- Stres Altında Canlılığını Kaybeden Cildi Tedavi Eder: Defne yaprağı stresin cilt üzerindeki olumsuz etkilerini tersine çevirmenize yardımcı olur. Özellikle aromaterapide buharı, defne yaprağı yağı veya çayı bu amaçlarla hem bölgesel hem de ağızdan kullanılabilir.

4- Ciltteki yaralanma, yara izi, böcek ısırığı ve çürüklere karşı etkilidir: Defne yaprağının etkili iyileştirici özellikleri vardır. Bitkisel tedavi uzmanları tarafından sıklıkla yılan ve böcek ısırıklarına, kesik ve yaralanmalara karşı kullanılırdı. Defne yaprağı yağı antifungal ve antibakteriyeldir ve cilt enfeksiyonlarını tedavi edebilir. Bu amaçlarla cilt üzerine bölgesel olarak uygulanabilir.


Defnenin Yan Etkileri / Zararları

Defne yaprağı ve defne yaprağı yağı çoğu kişi için besin miktarlarında tüketildiğinde güvenlidir. Öğütülmüş yaprağının kısa süreli ağızdan tıbbi amaçlarda tüketilmesi güvenlidir. (6) Bütün yaprakların yemeğin içinde bütün olarak yutulması sindirilmediği için tehlikeli olabilir ve boğazda veya bağırsaklarda tıkanıklık yapabilir.

Hamilelik ve Emzirme Döneminde Defne Yaprağı: Hamileyken kullanılması hakkında yeterli bilgi yoktur ve kullanılması önerilmez.

Diyabet: Kan şekerini düşürebilir. Diyabet ilacı ve defne yaprağını ilaç olarak beraber kullanan kişiler kan şekerini yakından takip etmelidir.

Ameliyat: Merkezi sinir sistemini yavaşlatabilir. Anestezi ile bir araya gelince ilacın etkisini artırma ihtimalinden dolayı planlanmış ameliyatınızdan 2 hafta önce kullanmayı bırakmalısınız.

Defne Yaprağı Besin Değerleri

Defne Yaprağı1 Yemek Kaşığı - 2 Gram - Ufalanmış
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori5.5%0
Yağ Kaynaklı Kalori1.2
Toplam Yağ0.1 g%0
Doymuş Yağ0.0 g%0
Trans Yağ--
Kolesterol--
Sodyum0.4 mg%0
Toplam Karbonhidrat1.3 g%0
Diyet Lifi0.5 g%2
Şeker~~
Protein0.1 g%0
A Vitamini108 IU%2
C Vitamini0.8 mg%1
B6 Vitamini0.0 mg%2
Folat (Folik Asit)3.2 mcg%1
Manganez0.1 mg%7
Demir0.8 mg%4
Kalsiyum14.6 mg%1
Magnezyum2.1 mg%1
Omega-3 Yağ Asitleri18.4 mg
Omega-6 Yağ Asitleri21.7 mg

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.


Defne Yaprağı Çayı Tarifi

Gerekli süre: 22 dakika.

Tarçınlı defne yaprağı çayı nasıl hazırlanır? (4/5 bardak çay için)

  1. Malzemeler

    – 4/5 adet kuru defne yaprağı
    – 1 tarçın çubuğu veya 1 çay kaşığı öğütülmüş tarçın
    – 1 litre su

  2. Hazırlanış

    – Yaprakları ve tarçını 20 dakika kadar kaynayacak noktaya kadar ısıtın. Ardından karışımı süzün ve isteğe bağlı bal ekleyerek, sıcak veya soğuk servis edin.
    – Daha kuvvetsiz bir demleme için taze veya kuru defne yapraklarını doğrayın, üzerine sıcak su ekleyin ve demlenmesini bekleyin.

Kaynaklar ve Referanslar


Frenk Soğanı (Yaprak Soğanı)

Taze yaprak (frenk) soğanı...

Frenk Soğanı Nedir? Neye İyi Gelir?

Bilimsel adı Allium schoenoprasum olan yaprak soğanı, sarımsak, yeşil soğan ve arpacık soğanı ile aynı familyadandır. Bitki yaprak soğanı adının yanı sıra; frenk soğanı ve bölgesel olarak kullanılan sirmo, sirik otu, peynir otu, sirim gibi isimlerle de adlandırılır. Van otlu peynirinin içinde kullanılan ottur ve peynir, yoğurt gibi süt ürünleriyle beraber tüketilmeye oldukça uygun bir sebze ve baharattır.

Doğranmış yaprak (frenk) soğanı...
Doğranmış yaprak (frenk) soğanı…

Avrupa, Kuzey Amerika ve ülkemiz coğrafyasının yerlisidir ancak bütün dünya geneline yayılmıştır. Farklı mutfaklarda çok çeşitli kullanımları bulunur. Soğanı olan bitkinin soğanı tüketilmez, ince ve uzun olan yaprak sapları doğranır ve taze olarak tüketimi yaygındır. Balık yemeklerinde, çorbalarda, sos ve salatalarda, Meksika mutfağında, patates yemeklerinde ve bir dizi diğer yemeklerde kullanılır. Açılmamış çiçekleri öğütülerek elde edilen baharatının da Avrupa yemeklerinde kullanımı yaygındır.

Sağlığa olan faydaları açısından bilinen kullanım kayıtları Roma İmparatorluğu’na kadar uzanmaktadır ancak besin olarak tüketiminin daha da eskilere dayandığı düşünülür. Tıbbi özellikleri sarımsağa benzer ancak sarımsak kadar kuvvetli değildir. Romalılar bitkinin güneş yanığı ağrısını ve boğaz ağrısını geçirdiğine inanırdı. Ayrıca bitkinin o zamanlarda idrar sökücü olarak kullanımı bulunurdu. (1)


Frenk Soğanının Faydaları Nelerdir?

1- Kanserle Savaşır: İçerdiği flavonoidler vücudu akciğer ve ağız kanserine karşı korumasıyla bilinir. Bitki ayrıca lif açısından zengindir ve kolon kanserinin önlenmesine yardımcı olur. Bitkinin tüketilmesi sonucu vücutta glutatyon üretimi artar. Glutatyon kansere sebep olan maddelerin belirlenmesi ve temizlenmesinde etkili olan bir ajandır. Araştırmalara göre bitki ayrıca prostat kanserine karşı koruyucu özellikler taşır. (2)

2- Kalbi Korur: İçerdiği allisin bileşiği vücuda çok yönlü faydalarıyla öne çıkar. Bu madde bir organosülfürdür ve kolesterolün düşmesine ve tansiyonun düzenlenmesine olan etkileriyle bilinir. Madde kan dolaşımına nitrik oksit salarak kan damarlarının katılığını azaltır. Kuersetin ise arterlerde birikmiş olanı plağı azaltabilir. (3)

3- Kemik Sağlığını Artırır: Frenk soğanı kemikler için oldukça önemli olan K vitamini açısından zengindir. K vitamini kemik bütünlüğü ve yoğunluğunun korunmasına, kemiklerin mineral kaybetmesinin önlenmesine yardımcı olur. Yetersiz K vitamini içeren bir diyet kalsiyum dengesinin bozulmasına yol açabilir. (4)

4- Sindirimi Kolaylaştırır: Yaprak soğanı tüketerek, bağırsaklarda sindirim sağlığını bozan zararlı bakteri ve mantarları temizleyebilirsiniz. Bilinenlere göre frenk soğanının antibakteriyel özellikleri 30 farklı tip salmonella bakterisine karşı etkili olabilir. Besin lif, niasin, tiamin, fosfor ve çinko içerir. Bütün bu vitamin ve mineraller sindirim sürecinde görevlidir. Ayrıca gaz sorunlarına karşı etkili olabilir.

5- Detoks Etkisi Vardır: Bu konuda sınırlı araştırmalar olsa da belirli kaynaklar bitkinin içerdiği klorofil ve K vitamini ile kanın temiz kalmasına fayda sağladığını belirtmektedir. Ayrıca içerdiği mineraller vücuttaki toksinleri uzaklaştırabilir.

6- Bağışıklığı Güçlendirir: İçerdiği fitokimyasallar bağışıklığı güçlendirir. İçerisinde ayrıca az miktarlarda yine bağışıklık sistemi için önemli olan selenyum bulunur. Selenyum eksikliği olan bağışıklık hücreleri protein üretiminde ve kalsiyum taşınmasında sorunlar yaşayabilir. İçerisinde bulunan sülfürlü bileşiklerin de bağışıklığı güçlendirdiği bilinmektedir. (5)

7- Görüşü İyileştirir: Gözlere olan faydalarında, gözlerdeki oksidatif stresi azaltan ve göz sağlığını artıran etken maddeler lutein ve zeaksantin öne çıkar. Bu bileşikler ayrıca katarakt oluşumunu önleyebilir. İçerdiği kuersetin ise maküler dejenerasyon sorunu olan hastaların görüş kabiliyetini korumasına yardımcı olur. (6)

8- Hamilelikte Faydalıdır: Frenk soğanı folat (folik asit) açısından zengindir. Folat ceninin beyin gelişimine yardımcı olur, DNA sentezi ve hücre bölünmesinde rol alır. Folik asit ayrıca doğum kusurlarının önlenmesinde faydalıdır. (7)

9- Daha Kaliteli Uyku ve Ruhsal Durum Sağlar: Kolin içeren frenk soğanı düzenli uyku sorunu olan kişilere yardımcı olabilir. Bu sebzenin tüketimi dopamin ve serotonin üretimini artırarak ruhsal durumu iyileştirebilir.

10- Antimikrobiyaldır: Bitkinin etkili antibakteriyel, antiviral, antifungal ve antibiyotik özellikleri bulunur. Bir araştırmaya göre en güçlü antibakteriyel özellikler gösteren sebzelerden biridir. (8)

11- Cilt Sağlığına İyi Gelir: Yaprak soğanı cildin görünümü ve sağlığını iyileştiren beta-karoten açısından iyi bir kaynaktır, ayrıca sivilce tedavisine iyi gelir. İçerdiği C vitamini anti-aging faydaları gösterir. Yaşlanma belirtilerini ve kırışıkları azaltabilir. Bu amaçla yaprak soğanı maskesi kullanılabilir. Bitkinin püresini yüzünüze uygulayıp 30 dakika bekletip, temizleyip ardından nemlendirici kullanarak yüz bakımı yapılabilir.

12- Saç Sağlığını Artırabilir: Hakkında yeterli araştırma olmasa da bazı kaynaklara göre bitki saç uzamasını uyarıcı özellikler gösterir. Kafa derisine kan akışını artırıp, saç köklerini güçlendirebilir. Saç kırılmasını önleyebilir.

Frenk Soğanının Yan Etkileri / Zararları

Yaprak soğanı besin miktarlarında tüketildiğinde çoğu kişi için güvenlidir. Ağızdan tıbbı dozlarda kullanılmasının güvenli olduğu düşünülmektedir. Aşırı tüketimi mide rahatsızlıkları yapabilir. (9)

Hamilelik ve Emzirme: Hamilelik esnasında besin miktarlarında tüketilmesi güvenlidir. Tıbbi dozlarda kullanılması hakkında yeterli bilgi yoktur ve önerilmez.

Frenk Soğanı Besin Değerleri

Yaprak Soğanı (Frenk Soğanı)28 Gram - Çiğ
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori8.4%0
Yağ Kaynaklı Kalori1.7
Toplam Yağ0.2 g%0
Doymuş Yağ0.0 g%0
Trans Yağ--
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum0.8 mg%0
Toplam Karbonhidrat1.2 g%0
Diyet Lifi0.7 g%3
Şeker0.5 g
Protein0.9 g%2
K Vitamini59.6 mcg%74
C Vitamini16.3 mg%27
B6 Vitamini0.0 mg%2
A Vitamini1219 IU%24
Folik Asit (Folat)29.4 mcg%7
Manganez0.1 mg%5
Magnezyum11.8 mg%3
Demir0.4 mg%2
Kalsiyum25.8 mg%3

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.


Frenk Soğanı Nasıl Tüketilir? Öneriler

  • Hazırladığınız yağ ve peynirlere biraz lezzet ve koku katmak için frenk soğanı kullanabilirsiniz. Ayrıca çorba, salata, sos, et ve yumurtayla beraber iyi gider.
  • Yapraklardan bitkisel sirke yapılabilir.
  • Bitkinin çiçeklerinden elde edilen baharatı hafif soğan lezzetindedir. Salatalarda ve yemeklerde kullanılabilir.
  • Kahvaltılıklarla beraber tüketilebilir. Sandviçlere eklenebilir.
  • Omlet ve patates püresinin içine eklenebilir.
  • Krem peynirler doğranmış frenk soğanı ile uyumludur.
  • Yoğurda eklenebilir.

Kaynaklar ve Referanslar


Kimyon

Tohum halinde kimyon...

Kimyon Nedir? Neye İyi Gelir?

Kimyon bilimsel adı Cuminum cyminum olan maydonozgiller familyası üyesi çiçekli bitkinin tohumlarından elde edilen bir baharattır. Bitkinin ana vatanı Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’dur. Baharatı özellikle yerlisi olduğu bölgelerin mutfakları olmak üzere çok sayıda yemekte yaygın olarak kullanılır. Kimyon baharat olarak, öğütülmüş veya bütün tohum halinde kullanılabilir. Ayrıca güçlü bir yağ olan kimyon yağının da mutfakta kullanımı vardır.

Öğütülmüş kimyon baharatı.
Öğütülmüş kimyon baharatı

Hem kimyon tohumu ve tozu hem de kimyon yağı geleneksel tıpta, sindirimi artırmak ve kolaylaştırmak ve gıda kaynaklı enfeksiyonları önlemek için uzun yıllardır kullanılmaktadır. Günümüzde yapılan bilimsel araştırmalar kimyonun bilinen faydalarının yanı sıra zayıflamayı kolaylaştırdığını ve kan şekerini ve kolesterolü kontrol ettiğini ortaya çıkarmıştır. Bitkinin bilimsel araştırmalara dayalı faydaları ve detaylar için yazımızın aşağıdaki bölümünü okuyabilirsiniz.


Kimyonun Faydaları Nelerdir?

1- Sindirimi Artırır, İshali Tedavi Eder: Kimyonun en yaygın geleneksel kullanımı sindirimi kolaylaştırmak amaçlıdır. Aslında modern tıp da kimyonun sindirim hızını artırdığını ispat etmiştir. (1) Bitki sindirim enzimlerinin aktivitesini artırarak sindirimi ve emilimi artırır. Ayrıca karaciğerden safra salınımını çoğaltır. Bu sayede bağırsaklarda yağlar ve belirli besinler sindirilebilir.

Rahatsız bağırsak sendromu olan 57 hastanın katıldığı bir araştırmada; kimyon kullanan hastalarda 2 hafta sonra semptomların azaldığı görülmüştür. (2) Bitki geleneksel olarak ishal ilacı olarak kullanılmaktadır. Şiddetli ishal sorunlarında rahatlama sağlar.

2- Demir Açısından Zengindir, Kansızlığı Önler: Kimyon tohumları demir açısından doğal olarak zengindir. Bir çay kaşığı öğütülmüş kimyon yetişkinlerin günlük ihtiyacının %17.5’i olan 1.4 mg demir içerir. (3) Demir eksikliği en yaygın görülen besin yetersizliklerinden biridir ve dünya nüfusunun %20’sini etkiler. En varlıklı ülkelerde bile 1000 kişiden 10’unda demir eksikliği görülür. (4) Özellikle büyüme çağındaki çocuklar ve menstrüasyon sırasında kaybettiği kanı yerine koyması gereken kadınlar demire daha çok ihtiyaç duyar. Kimyon kadar demir içeren az sayıda besin vardır. Baharat olarak az miktarlarda kullanılsa bile iyi bir demir kaynağıdır.

3- Diyabetin Kontrolüne Yardımcı Olabilir: Kimyonun içerdiği bazı bileşiklerin diyabetin tedavisinde etkili olduğu düşünülmektedir. Bir klinik araştırmasına göre; kimyon besin destekleri aşırı kilolu bireylerde diyabete yakalanma belirtilerini azaltmıştır. (5)

Bitki ayrıca diyabetin uzun sürede görülen olumsuz etkilerini azaltabilecek bileşenler içermektedir. Diyabet vücuttaki hücrelere gelişmiş glikasyon son ürünleri (AGE) yoluyla zarar verir. (6) Bu maddeler kanda, kan şekeri uzun süre yüksek kaldığında, şekerler proteinlere bağlanarak proteinlerin normal fonksiyonlarını bozduğunda ortaya çıkar ve muhtemelen diyabetin gözlere, böbreklere, sinir ve küçük kan damarlarına zarar vermesinin nedenidirler. (6) Araştırmalarda kimyonun bu maddelerin miktarını azaltan birden fazla bileşen içerdiği bulunmuştur. (7) Bu araştırmalar konsantre kimyon besin destekleri kullanılarak yapılmış olsa da, bitkinin baharat olarak kullanılmasının diyabet sorunu olanlarda kan şekerinin kontrolüne yardımcı olabileceği düşünülmektedir. (8, 9)

4- Kolesterolü Düzenler: Kimyonun kötü kolesterolü azaltıp iyi kolesterolü yükselten etkileri vardır. Bir araştırmada 8 hafta boyunca günde iki sefer 75 mg kimyon kullanılmış ve kandaki sağlıksız trigliseridlerin azaldığı ölçülmüştür. (10) Bir diğer araştırmada 1.5 ay boyunca kimyon kullanan hastalarda kötü kolesterol (LDL) seviyelerinin %10 azaldığı gözlenmiştir. (11) Daha geniş çaplı yapılan araştırmalara göz atmak gerekirse; 88 kadının katıldığı bir araştırmada yoğurtla beraber günde iki sefer 3’er gram kimyon tüketen kadınların kanındaki iyi kolesterolün, sadece yoğurt tüketenlere göre daha yüksek olduğu ölçülmüştür. (12)

Kimyonun sadece besinlerle beraber baharat olarak kullanılmasının, besin desteği kapsülü olarak kullanıldığı deneylerdekine benzer etkileri olup olmayacağı bilinmemektedir ancak düşünülen az miktarlarda bile kullanılmasının olumlu etkileri olacağıdır. Bütün bu pozitif ve ölçülen araştırmalara rağmen bir araştırmada, kimyon besin takviyesi alan kişilerin kolesterolünde hiçbir değişiklik gözlenmemiştir. (13)

5- Zayıflamayı ve Yağ Yakımını Hızlandırır: Birden fazla klinik araştırmasında konsantre kimyon tabletleri zayıflamayı hızlandırmıştır. 88 aşırı kilolu kadının katıldığı bir araştırmada içerisinde 3 gram kimyon içeren yoğurt tüketen kadınlar, sade yoğurt yiyenlere göre daha çok zayıflamıştır. (12) Bir diğer araştırmada günde 75 mg kimyon besin desteği alan kişiler, plasebo kullananlara göre 1.4 kg daha fazla zayıflamıştır. (10)

6- Gıda Kaynaklı Hastalıkları Önleyebilir: Kimyon baharatının görevlerinden biri yemeklere lezzet katmanın yanı sıra yemek güvenliği olabilir. Birçok baharat gıda kaynaklı hastalıkları azaltabilecek antimikrobiyal özellikler gösterir. (14) Kimyonda bulunan bazı bileşenler gıdalarda yuvalanan bakterilerin ve bazı tür mantarların çoğalmasını önler. (15, 16) Bitki sindirildiğinde megalomisin denen ve antibiyotik özellikleri olan madde ortaya çıkar. (17) Ayrıca bazı bakterilerin ilaçlara olan direncini azalttığı da bilinmektedir.

7- Uyuşturucu Bağımlılığını Azaltabilir: Narkotik bağımlılığı bütün dünyada giderek artmaktadır. Opioid maddeler beynin normal ihtiyaç ve ödül hislerini kontrol ederek bağımlılık yaratır. Bu devam eden ve artan kullanımlara sebep olur. Farelere verilen kimyon bağımlılık davranışını ve yoksunluk belirtilerini azaltmıştır. (18) Ancak konu hakkında detaylı araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Sonraki aşama kimyonun bu etkisine sebep olan maddeyi bulup insanlarda test etmek olarak planlanmıştır. (19) 

8- İltihap Sökücü Özellikleri Vardır: Testler kimyon özlerinin iltihaplanmayı önlediğini göstermektedir. Baharatın içerisinde antienflamatuar özellikleri olan birden fazla madde bulunur ancak en önemli etken maddenin hangisi olduğu hala araştırılmaktadır. (17, 20)

9- Astım ve Bronşiti Tedavi Eder: Kimyonda bulunan kafein ve yüksek oranda aromatik esans yağlar (dezenfektanlar) astım ve bronşit gibi solunum yolu sorunları olanlar için ideal bir antikonjestif  kombinasyon oluşturur. Bitki balgam söktürücü rolü üstlenerek solunum yollarını açar ve burun ve ağız yoluyla mukus ve balgamın atılmasını sağlar. (21) Mukus ve balgamın uzaklaştırılmasıyla diğer maddelerin birikimini önler ve ilk durum ki gibi bir iyileşmeye sebep olabilir.

10- Cilt Bakımı: Cildi mantar ve mikrobiyal enfeksiyonlara karşı korur. Kırışıklık, yaş lekesi ve cilt sarkması gibi erken yaşlanma işaretlerini azaltabilir. Bu etkilerin sebebi içerdiği esans yağlar ve antioksidan görevi üstlenen E vitaminidir.

11- Uykusuzluk Hastalığını (Insomnia) Tedavi Eder: Kimyon aynı anda hem uyarıcı hem de rahatlatıcıdır. Kimyon esans yağındaki bazı bileşenler doğal hipnotiktir ve sakinleştirici etkileri vardır. Ayrıca uykusuzluğa sebep olan stres ve anksiyetenin rahatlatılmasına fayda sağlar.

12- Kemik Sağlığı: İçerdiği kalsiyum kemik yoğunluğunun korunmasına fayda sağlar ve kemik erimesi başlangıcını önleyebilir.

13- Çıbanı Tedavi Eder: Kimyonun düzenli kullanımı çıban, isilik, sivilce ve diğer toksik madde birikimi belirtilerini önler. İçerdiği küminaldehit, timol ve fosfor vücuttan toksinlerin atılmasını sağlayan iyi detoks ajanlarıdır. Toksinlerin vücuttan atılmasının sağlıklı yolu sivilce ve çıbanlarla değil boşaltım sistemi aracılığıyladır.

14- Kanseri Önler: Antioksidan, kemopreventif ve antikanserojen özellikleri sebebiyle özellikle kolon ve göğüs kanseri olmak üzere çeşitli kanser türleri üzerinde etkilidir. (22) Besin ve Kanser dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre; farklı dozlarda kimyon tohumu eklenen diyetleri olan kişilerde benzo(a)pyrene [B(a)P] uyarımlı ön mide tümörü oluşumunda ve 3-methylcholanthrene (MCA) uyarımlı serviks tümörü oluşumunda önemli azalmalar gözlenmiştir. (23)


15- Hemoroidi Tedavi Eder: Kimyon basurun bütün belirti ve sebeplerinin iyileştirilmesine yardımcı olur. Diyetinize eklemek ayrıca sindirim ve boşaltım sistemlerinizdeki enfeksiyonların tedavi edilmesine ve sindirimin hızlanmasına yardımcı olur. Bu etkilerin sebebi diyet lifi içermesi, gaz çıkarıcı, uyarıcı, antifungal ve antimikrobiyal özellikler gösteren toz halinde doğal bir yumuşatıcı olmasıdır.

16- Anne Sütünü Artırır: Bitki emziren anneler için çok iyi olan demir açısından zengindir. Kullananların tecrübelerine göre timol içermesi sebebiyle süt salgısını artırır. İçerisinde dikkate değer oranda kalsiyum bulunur. Kalsiyum sütün bileşimindeki önemli bir mineraldir. Bal ile birlikte kullanıldığında daha etkili olduğu söylenmektedir.

Kimyonun Yan Etkileri / Zararları

Aşırı kimyon tüketimi aşağıdaki şiddetli yan etkilere sebep olabilir.

Hipoglisemi: Kan şekerini düşürdüğü için diyabet hastaları dikkatli kullanmalıdır. Kan şekeri aşırı düşebilir. Ayrıca kan şekeri seviyelerinin önemli olduğu ameliyatı olanlar bilinçli tüketmelidir.

Kan Pıhtılaşması: Kimyon pıhtılaşma sürecini yavaşlatabilir, bu yüzden kanama düzensizliği olan kişiler kullanmaktan kaçınmalıdır.

Mide Yanması ve Karaciğer Hasarı: Aşırı kimyon tüketimi yüksek oranda uçucu yağ içermesi sebebiyle mide ekşimesi, böbrek ve karaciğer hasarı yapabilir.

Kısırlık ve Düşük: Kimyon erkeklerde testosteron seviyelerini baskılar ve doğurganlığı azaltabilir. Ayrıca kadınların, düşüğü tetikleyebilmesi sebebiyle hamilelik esnasında kaçınmaları gerekir.

Diğer Hafif Yan Etkiler: Mide bulantısı, karın ağrısı, baş dönmesi ve geğirmeye sebep olabilir.


Kimyon Besin Değerleri

Kimyon1 Yemek Kaşığı - 6 Gram
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori22.5 %1
Yağ Kaynaklı Kalori11.2
Toplam Yağ1.3 g%2
Doymuş Yağ0.1 g%0
Trans Yağ--
Kolesterol0.0 mg%0
Sodyum10.1 mg%0
Toplam Karbonhidrat2.7 g%1
Diyet Lifi0.6 g%3
Şeker0.1 g
Protein1.1 g%2
Tiamin~ 0 mg%3
A Vitamini76.2 IU%2
E Vitamini0.2 mg%1
Demir4.0 mg%22
Kalsiyum55.9 mg%6
Manganez0.2 mg%10
Fosfor29.9 mg%3
Magnezyum22.0 mg%5
Potasyum107 mg%3
Çinko0.3 mg%2
Bakır0.1 mg%3

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.

Kimyonun Kullanımları

Ayırt edici lezzeti, kokusu ve faydaları sebebiyle bütün kimyon tohumu, öğütülmüş kimyon ve kimyon yağının farklı kullanımları bulunmaktadır.

  • Mutfak Kullanımı: Kimyon geleneksel olarak çeşitli ülke mutfaklarında bütün tohum halinde veya öğütülmüş halde baharat olarak kullanılır. Çeşitli yemeklerin hazırlanmasında önemli bir baharattır.
  • Kişisel Bakım Ürünleri: Tohumlardan elde edilen kimyon esans yağı kozmetik sektöründe krem, parfüm ve losyonların içeriğinde kullanılır.
  • Tatlandırıcı: Alkollü içkilerde ve tatlılarda tatlandırıcı olarak kullanılır.
  • Tıbbi Kullanımları: Kimyon tohumlarından ishal, kolik, iltihap sökücü, gaz çıkarıcı ve sindirim yolu hastalıkları ilaçları yapılır.
  • Afrodizyak Olarak Kimyon: Öğütülmüş kimyon, bal ve kırmızı biber ile karıştırılarak kullanıldığında afrodizyak etkiye sahip olur. Bu karışım Araplar arasında hayli popülerdir.
  • Diğer Tıbbi Kullanımları: Alternatif tıpta kimyonun faydaları başlığında verilen faydalarına ilişkin diğer kullanımları da mevcuttur.

Kaynaklar ve Referanslar


Çemen Otu

Çemen Otu Tohumları

Çemen Otu Nedir? Çemen Otu Tohumu Neye İyi Gelir?

Çemen otu baklagiller familyasını ait, bilimsel adı Trigonella foenum-graecum (1) olan, çeşitli tıbbi sistemlerde geniş kullanım alanına sahip ve aynı zamanda günümüzde çeşitli mutfaklarda sıklıkla kendisine baharat olarak yer verilen bir bitkidir. Bitkinin hem taze ve kuru yapraklarının hem de tohumunun kullanımı yaygındır. 

Taze çemen otu bitkisi...
Taze çemen otu

Ana vatanı Yakın Doğu, Güney Batı Avrupa, Çin ve Hindistan’dır. Ülkemizde özellikle İç Anadolu Bölgesinde yaygın olarak bulunur. Bitki 60-90 cm kadar boylanabilir. Yeşil yaprakları, küçük beyaz çiçekleri ve çemen otu tohumunu içinde barındıran küçük kılıfları bulunur. Binlerce yıldır alternatif tıpta ve Çin tıbbında cilt sorunlarını ve bir dizi diğer sağlık sorununu tedavi etmek amacıyla kullanılmıştır. (1)

Son yıllarda baharat olarak kullanılması yaygınlaşmıştır. Ayrıca kıvam artırıcı olarak yemeklerde, çeşitli özelliklerinden dolayı da sabun ve şampuanlarda kullanılır. Hafif tatlı ve fındıksı lezzetiyle tohumları ve tozu çok sayıda Hint ve Asya yemeğinde kullanılır.

Çemen Otunun Sağlığa Faydaları

1- Anne Sütünü Artırır: Çemen otu tohumunun en yaygın kullanım sebeplerinden birisi anne sütünü artırmak için güvenli bir seçenek olmasıdır. Anne sütü bebek gelişimi için en iyi besindir. (2) Ancak bazı sorunlar yetersiz miktarda süt üretimine sebep olabilir. Bu durumda genellikle ilaçlar kullanılsa da araştırmalara göre çemen otu doğal ve güvenli bir alternatiftir.

14 günlük 77 yeni annenin katıldığı bir araştırmada; çemen otu bitkisel çayı tüketen annelerde süt üretimi artmış ve bebekleri daha fazla kilo almıştır. (3) Bir diğer bilimsel araştırmada 66 anne 3 gruba ayrılmıştır. 1. grup çemen otu çayı, 2. grup aynı lezzetteki plaseboyu kullanmış ve 3. grup ise hiçbir şey kullanmamıştır. Araştırma sonucunda çemen otu kullanan grupta süt üretiminde nispeten büyük artış gözlenmiştir. Verilere göre çemen otu kullanan grupta kontrol süresinde pompalanan süt miktarı 34 ml’den 73 ml’e yükselmiştir. (4) Bu araştırmalarda çemen otu kapsül besin desteği yerine çemen otu çayı kullanılmışsa da besin desteği tablet ve kapsüllerinin de aynı etkiyi yapacağı bilinmektedir. (4, 5) Araştırmalar oldukça pozitif olsa da kullanmadan önce doktorunuza danışmanız önerilir.

2- Erkeklerde Cinsel İsteği ve Testosteronu Artırır: Erkeklerin çemen otu kullanmasındaki en yaygın sebeplerden biri testosteronu ve libidoyu artırmasıdır. Bir araştırmada deney grubu günlük 500 mg çemen otu kullanmış ve 8 hafta boyunca haftada 4 gün ağırlık çalışmıştır. Diğer grup ise çemen otu takviyesi kullanmadan ağırlık çalışmaya devam etmiştir. (6) Araştırmada çemen otu kullanan grupta testosteron seviyeleri artmış ve vücut yağı %2 azalmıştır. Diğer grupta ise testosteron seviyelerinde düşüş gözlenmiştir. (6)

Cinsel isteğin ve cinsel fonksiyonların araştırıldığı 6 haftalık bir çalışmada, 30 erkek günlük 600 mg çemen otu takviyesi kullanmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğu, güçlendiğini ve cinsel fonksiyonlarının artığını belirtmiştir. (7)

3- Diyabet ve Kan Şekeri Kontrolüne Yardımcı Olur: Elde edilen bilgilere göre çemen otu hem tip 1 hem de tip 2 diyabetlerde faydalıdır. Sağlıklı bireylerde ise genel karbonhidrat toleransını artırma etkisi vardır. (8, 9)

Bir araştırmada tip 1 diyabet hastalarının öğle ve akşam yemeklerine 10 gün boyunca 50 gram çemen otu tohumu tozu eklenmiştir. Hastalarda 24 saatlik idrar kan şekeri klirensinde %54 oranında iyileşme ve toplam kolesterolde düşüş gözlenmiştir. (10) Bir diğer araştırmada çemen otu kullanan sağlıklı kişilerde tüketimden 4 saat sonra kan şekerinde %13.4 düşüş ölçülmüştür. (11) 

4- Sindirim Sorunlarını İyileştirir ve Kolesterolü Düşürür: Bitki mide bozulması, kabızlık ve midede iltihaplanma gibi bir dizi sindirim sorununa karşı etkili olabilir. İçerisindeki suda çözünen lifler kabızlığa karşı etkilidir. (12) Çoğunlukla antienflamatuar özellikleri sayesinde ülseratif kolit diyetlerinde bitkiye yer verilir. (13)

Ayrıca damar sertleşmesi, yüksek kolesterol ve trigliserid gibi kalp sorunlarına karşı faydalıdır. Diyabet sorunu olanlarda kolesterolün düşmesinde etkilidir.

5- Vücut İçindeki ve Dışındaki İltihaplanmaları Azaltır: Ağız ülseri, çıban, bronşit, cilt altı iltihaplanmalar, tüberküloz, kronik öksürük, kanser , böbrek sorunları, egzama, kepek, yaralanma ve gut gibi sorunlarda görülen iltihaplanmalara karşı etkilidir. International Immunopharmacology Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmaya göre bitkinin iltihap sökücü ve antioksidan özellikleri artritli farelerde test edilmiş ve pozitif sonuçlar alınmıştır. Bu araştırmaya göre çemen otu doğal bir artrit tedavisi alternatifi olabilir. (14)

6- Beslenme Sorunlarına Yardımcı Olur ve İştahı Artırır: Baharatı lezzeti artırmasının yanı sıra iştah açıcı özellikler gösterir. Bir araştırmada çemen otu tohum özlerinin beslenme alışkanlıkları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırma boyunca besin tüketimi miktarı ve yemek yeme motivasyonu ve metabolik endokrin değişiklikleri ölçülmeye çalışılmıştır. Sonuçlara göre bitkinin tüketilmesi vücuda alınan besin miktarını ve yemek yeme motivasyonunu artırmıştır. Ancak raporda bitkinin anoreksi ve iştahsızlıkta önleyici tedavi olmadığı önemle belirtilmiştir. (15) Anoreksi vakalarında Maryland Tıp Merkezi Üniversitesi günde 3 sefer 250 – 500 mg arası çemen otu tüketilmesini önerir ancak çocuklar için güvenli olamayabileceği düşünülmektedir. Bu yüzden ilaçlarla veya yalnız başına çemen otu takviyelerini kullanmadan önce doktorunuza danışınız.

7- Antrenman Performansını Artırır: Bitkinin kreatin ile beraber kullanılmasının güç ve vücut kas – yağ kütlesi dağılımı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. 47 direnç antrenmanı yapan erkek vücut ağırlığına göre 2 gruba ayrılır. Bir gruba kreatin ve plasebo diğerine ise kreatin ve 900 mg çemen otu özü verilerek, grupların 8 hafta boyunca haftada 4 seferden direnç antrenmanı yapması sağlanır. Sporcuların vücut kas dağılımı, kas gücü ve anaerobik kapasitesi test edilir. Çemen otu alan grupta yağsız kütlede, bench press ve leg press gücünde önemli oranda artış ölçülür. Araştırma sonucuna göre çemen otu ve kreatin özü takviyeleri üst vücut gücünde ve vücut kas – yağ dağılımında önemli pozitif etkilere sahiptir. (16)


8- Menstrual Rahatsızlıkları Azaltır: Çemen otu adet dönemini kolaylaştıran ve ilgili semptomları rahatlatan önemli bir madde olarak kabul edilmektedir. Adet gördürücü özellikleri vardır.

9- Menopoz Belirtilerini Minimize Eder: Bitki kadın cinsiyet hormonu östrojene benzeyen diosgenin ve östrojenik izoflavonlar içerir. Östrojen kaybı menopoz semptomlarına sebep olurken; çemen otu tüketmek ruhsal değişimleri, depresyonu, ağrı ve normal olmayan acıkma durumlarını azaltmaya yardımcı olur. (17)

10- Kabızlığı rahatlatır.

11- Kolon Kanserini Önler: Çemen otu anti-kanserojen özellikler gösterir. (18) Bitkide bulunan steroid diosgenin özellikle kolon kanserinin önlenmesiyle ilgilidir. Ayrıca içerdiği saponinler, lif, tanen ve hemiselüloz kolesterolü düşürür ve safra tuzlarının kolondan tekrar emilmesini önler. Bu maddeler toksinleri kendine bağlayarak kolonun mukus dokusunu korur ve kalın bağırsağı olumsuz etkileyen kolorektal kanser ve diğer hastalıkların riskini düşürür.

Çemen Otunun Yan Etkileri / Zararları

Çemen otu ve ürünleri ağızdan besin miktarlarında alındığında güvenlidir. Ağızdan tıbbi amaçlarla büyük dozlarda kullanıldığında 6 aylık sürelerde güvenli olduğu bilinmektedir. Kullanımı sonucunda ishal, mide rahatsızlığı, şişkinlik, gaz, baş dönmesi, baş ağrısı ve idrarda akçaağaç şurubu kokusu yapabilir. Aşırı hassas kişilerde öksürük, terleme ve şiddetli alerjik reaksiyonlar yapabilir. Kan şekerini düşürebilir. (19)

Hamilelikte Çemen Otu: Besin miktarlarından fazla kullanıldığında büyük ihtimalle tehlikelidir. Bebek üzerinde doğum kusuruna sebep olabilir. (19)

Emzirme: Ağızdan kısa süreli tüketimi güvenlidir. Bir araştırmaya göre emzirme döneminde 21 gün boyunca günde 3 sefer 1725 mg çemen otu tüketilmesi herhangi bir yan etkiye sebep olmamıştır. (19)

Çocuklarda Çemen Otu: Çocuklarda kullanılmasının güvenli olmadığı düşünülmektedir. Bazı raporlara göre çocuklarda bilinç kaybına sebep olabilir. Çayını içen çocuklarda vücut kokusunu değiştirebilir. (19)


Çemen Otu Besin Değerleri

Çemen Otu Baharatı1 Yemek Kaşığı 11 Gram
Miktar% Günlük İhtiyaç
Kalori35.5%2
Yağ Kaynaklı Kalori5.9
Toplam Yağ0.7 g%1
Doymuş Yağ0.2 g%1
Trans Yağ--
Kolesterol--
Sodyum7.4 mg%0
Toplam Karbonhidrat6.4 g%2
Diyet Lifi2.7 g%11
Şeker--
Protein2.5 g%5
Folat6.3 mcg%2
B6 Vitamini0.1 mg%3
Riboflavin0.0 mg%2
Bakır0.1 mg%6
Demir3.7 mg%20
Manganez0.1 mg%7
Magnezyum21.0 mg%5
Fosfor32.6 mg%3
Potasyum84.7 mg%2

*Bu değerler 2000 kalorilik bir günlük diyet için geçerlidir. Kalori ihtiyacınız yaşam tarzınıza göre daha az veya fazla olabilir.

Çemen Otu Nasıl Kullanılır?

Çemen otunun çeşitli formlarda tüketilmesi yaygındır. En yaygın tüketim şekli çemen otu kapsülü ve hapıdır ancak çemen otu çayı tüketimi de sıklıkla tercih edilir. Ayrıca çemen otu tohumu tozu ve diğer malzemelerle karıştırılarak elde edilen lapasının kullanım alanları vardır.

Bitkinin en sık kullanım sebepleri, yeni annelerde süt üretimini artırmak, kan şekerini kontrol etmek, testosterone ve cinsel isteği artırmak ve iltihaplanmaları tedavi etmektir. ( 20, 21)

1- Anne Sütünü Artırmak İçin Çemen Otu Kullanılması: Diyetinize bitkisel takviye olarak çemen otunu eklemeden önce doktorunuza danışmanız önerilir. Bitki genellikle çemen otu kapsülü veya çemen otu çayı olarak kullanılır. En sık tercih edilen dozaj günde 3 sefer, 2 veya 3 adet kapsül tüketilmesidir. (Her biri 580 mg – 610 mg arası.) Çay olarak ise günde 1 ile 3 bardak arası sıcak veya soğuk olarak tüketilebilir. Çayı tohumla hazırlıyorsanız 1 çay kaşığı hafif ezilmiş çemen otu tohumu 1 bardak çay için yeterlidir.


2- Kan Şekerini Kontrol Etmek İçin Çemen Otu: Yaygın olarak kapsül formda, toz halinde / öğütülmüş veya çay olarak tüketilir. Tohum olarak kullanılırken günde 2.5 – 15 gram arası tüketilmesi önerilir. Miktar kilonuza ve aldığınız ilaçlara göre değişiklik gösterebilir. İlaçlarınızla olan etkileşim ve dozajın değerlendirilmesi için doktorunuza danışmanız gereklidir.

3- Erkeklerde Cinsel İstek ve Çemen Otu: Kapsül veya çay olarak veya tohumlar öğütülüp yemeklere eklenerek kullanılabilir. Kapsül kullanımında günlük 500 mg – 600 mg arası cinsel isteği artırmak için önerilen dozdur. Diğer bitkisel destekler kullanılıyorsa doğru doz için doktorunuza danışmanız önerilir.

4- Cilt İltihaplanması ve Yaralanmasında Çemen Otu Kullanımı: Yaralı veya iltihaplı deriyi rahatlatmak için genellikle kurutulmuş yaprakları öğütülerek veya taze yapraklar suda kaynatılarak hazırlanan macunlar kullanılır. Çemen otu tohumu tozunu diğer bitkilerle karıştırıp bu amaçla kullanabilirsiniz. Hazırlanan lapa cilt üzerinde 1-24 saat arası kalmalı ve yeterli iyileşme hissedilince alınmalıdır.

Kaynaklar ve Referanslar